Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1354
 

İstanbul hikayeleri C. B. G. 3-4

İstanbul hikayeleri C. B. G. 3-4
 

Uzun zamandır yazamadım, arayı 2 İstanbul Hikayesi ile kapatabilirsem kapatayım dedim tek bir yazıda...

Beykoz'un (daha çok eskiden) önemli mekanlarından birisi Boğaziçi Gazinosu... Anlatacağım 2 hikayede burada geçmekte... Birleştirmede çok sıkıntı da olmaz böylece...

Zamanında Beykoz eşrafının önde gelenlerinden birisinin Valide Sultanı Hakkın Hikmetine kavuşur... Defin gerçekleşir... Aradan 40 gün geçer... Annesine yakışır bir mevlit okutmak isteyen oğul, İstanbul'un o zamanlar en çok bilinen ve en meşhur Gazelhan grubunu Beykoz'a davet eder... Misafirperverlikte de kusur etmemek üzere, Boğaziçi Gazinosu'nda yer ayırtılır...

Gazelhanlar Beykoz'a geldikten sonra karınlarını doyurmak üzere gazinoya bırakılırlar... Garson gelir ve misafir olduklarını, ne yer ve ne içerlerse hesabın ödeneceğini belirtir... Gazelhanlar "ne yer ve ne içersek mi?" diye sorarlar... Tekrar evet her şey cevabını aldıktan sonra balıklarını ve rakılarını söylerler :))))

Balıklar yeniler, rakılar içilir... Kalkma vaktine yaklaşılırken gazelhanlar herkesin önüne büyükçe bir tabakla bol maydanoz isterler ;)

Beykoz camiinde (Rahmetli eniştem İhsan Sedef Hoca'yı burada rahmetle anıyorum ki uzun süre Beykoz Camiinin imamlığını yapmıştı) mevlit okunur... Ertesi gün Gazelhanların performanslarının iyiliği Beykoz'da herkesin dilindedir :)))

Gelelim ikinci hikayemize... Boğaziçi Gazinosu direkler üzerine kurulmuştur ve zeminin altından Boğaz geçer ;) Burada zamanında ailecek gelindiğinde çocuklar oyalansın ve aileler bir nebze serbest olsunlar diye sopaların ucunda misina ve bir iğneyle uyduruktan oltalar, çocuklara oyuncak yapılırmış... Gene böyle bir aile toplantısında yeğeninin bu uyduruk olta ile oynamasındansa masada olmasını isteyen dayı ile ufaklık tartışırlar... Ufaklık inatçıdır ve balık tutmak istemektedir...

Dayı ile yeğen arasındaki tartışma, dayının "tamam ulan al oltayı... sen bu oltayla balık tut, ben o balığı canlı canlı yerim!!!" pes edişiyle tamamlanır... Yeğen pencereden dışarı uzattığı oltayla balık beklemeye başlar... Çok geçmeden ufaklığın oltasına pek de ufak olmayan bir istavrit takılır... "Tuttuuuummmm, ben balık tuttuuuummmm!!!" nidasıyla masaya gelir ufaklık...

Dayı durur ve bakar yeğeninin tuttuğu balığa... Masaya döner ve söz ağızdan çıktı der ve yeğenine "getir ulan şu balığı yiyeceğim!!!" der... Balık gelir ve canlı canlı sevgili dayı tarafından yutulur :))))

Dayının midesinde balığın hareketleri izlenebilirken dayı mutfağa doğru seslenir: "Ulan Kamil bi duble rakı getir de boğalım şu balığı!!!"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rakı Dedin Balık Dedin bu ofis ortamında gaza getirdin. Yoğun İstek Üzerine Bende ''En Az Gazelhanlar''kadar Rakı içer Sazımla :))) Eşlik Ederim:)))) Maydanoza gerek yok koksun daha iyi

inaquasanitas 
 28.06.2007 11:28
Cevap :
Kardeş zaten liperatuar kısıtlı... Rakıyı sıkıştırmamak gerek ;) Maydonoza gerçekten gerek yok o ayrııı... Ama bizim bahçede boğaza karşı içmek gerek ;) Sevgiyle...  29.06.2007 3:14
 

Çok güzel hkayeler, devamı varsa bekleriz. Elinize sağlık, sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 02.04.2007 9:56
Cevap :
Beğeni için teşekkürler :)) Devamı arada destekle de olsa devam edecek :))) Sevgiyle...  02.04.2007 12:34
 

Rakı içilince ses bir başka güzel çıkıyor, bilirim:)) (ben de yaparım) ikisi de güzeldi ama ben birinciyi daha çok beğendim. sevgiyle...

Burcu Ege 
 01.04.2007 19:54
Cevap :
Teşekkür ederim beğeni için :) Arada biz de yapmıyor değiliz hani ;) Başka türlü fasıllarını tadı nasıl çıkacak :))) Bu arada Denizin sarhoşluğu da en az rakının ki kadar güzeldir ve birbirlerini tamamlarlar zaten :))) Kaptana da selamlar... Sevgiyle...  01.04.2007 22:23
 

Korkulur bu yiğenden doğrusu. Kimbilir daha neler yapmıştır, ne anılar oluşmuştur unutulmayacaklar arasında kayıtlı bulunan. Nasılsa dinleyeceğimizi umud ederek bekliyoruz yaz mevsimini bakalım. Bu kadar geç yorumlamak istemezdim ama yoğunluk etrafı sarınca elden birşey gelmiyor bazen. Bu kadar ara olmasın artık. Keyifli paylaşımın için çok teşekkürler. Selam Marmara'ya.

Tuğba 
 01.04.2007 1:37
Cevap :
Tüm çocuklar sulu götürüp susuz getirme potansiyeline sahip değiller mi??? Evet aralar uzuyor galiba... ama özellikle yapılan bi şey de değil... Görüşmek üzere... Sevgiyle...  01.04.2007 13:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1867
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster