Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
8447
 

İstanbul hikayesi

İstanbul hikayesi
 

Güneş yeni bir gün için doğuyor.... Bir yanda sabahın altısında kargalar kahvaltıya hazırlanırken 'aygaz dım dım dım 'diye anons yapan tüp arabası, bir yanda bahar rüzgarı. İstanbul yeni bir güne yine kalabalık başlıyor…

karaköyde, galatada balık tutan yaşlı amcalar, yüzlerinde yılların yorgunluğunu gösteren derin çizgiler, sigaralarından bir nefes çektikten sonra ufka dalıyorlar.... Kim bilir belki de gençliklerini düşünüyorlar yada kim bilir gençken aşık oldukları kızın şu an nerede ne yaptığını yada ay sonunu nasıl getireceklerini (ki bu daha olası:)...

kız kulesi yine eski güzelliğinde, martılar kız kulesinin hikayesini anlatıyor vapurla karşıya geçen güzellikten bihaber insanlara... insanlar günlük koşuşturmacalardan birbirlerine merhaba demeyi unutmuş, hızla işlerine yetişmek için bir yerlere koşturuyor... kahkahalar atarak bir kaç kadın çıkıyor pahalı bir mağazadan, ellerindeki poşetlerin üstündeki boyadan daha çoğu yüzünde, arkadaşına sahte gülücükler atıyor... Bir başka yerde ışıkta bekleyen yaşlı bir amca, İstanbul beyefendisi olduğu aşikar ... Yanında belkide yarım asırdır beraber olduğu hayat arkadaşı.Sıkı sıkı elini tutmuş yeşilin yanmasını bekliyor araçların arasından geçmeye çalışan insanlara inatla... ‘yav!! Arkaya doğru ilerleyelim' diyen pek anlaşılmaz kırık türkçesiyle şöför amca 15 kişilik dolmuşa 25.kişiyi almaya çalışıyor caddenin öteki yakasında… Az ilerde yürürken caddede kafana toz parçalarının düştüğünü fark ediyorsun önce akabinde de sebebi halı silken eli sopalı teyzeyi… Hayatın kahrını halıdan çıkartıyor besbelli…

Yavaş yavaş akşam oluyor, güneş yerini karanlığa bırakıyor... Boğaz köprüsü akşamları, üstündeki yılların yorgunluğuna inat direniyor... Günün yorgunluğuna birde yolun kalabalığı eklendiği belli kır saçlı, yakası medeniyet denilen bağla bir araya gelmiş adam, belediye otobüsünün camına kafasını yaslamış tekdüze rutin hayatının boşluğuna bakıyor… Beyoğlu, taksim, istiklal caddesi yine ışıl ışıl... Etrafta, son günlerin hit parçaları… sanki birbirleriyle sözleşmişlercesine birbirini takip ediyor melodiler farklı mekanlarda... Kalabalık artıyor. Birbirine teğet geçen yaşamlar hiç karşılaşmamışçasına paralel ilerliyor… Kocaman puntolarla sahte hayatının sahne ismi yazan ışıklı bir tabela... bir erkek ve kadın şişede durduğu gibi durmayan sıvının etkisiyle şen kahkahalarla çıkıyor ışıklı tabelanın altındaki karanlık mekandan… O sırada bir çocuk yanaşıyor yanlarına, eli ve yüzü soğuktan kıpkırmızı... ‘Selpak’ diyor titremesine engel olamadığı sesiyle. Sahte gülümsemesiyle ‘hayır!!’ diyor kadın ve arkasına bakmadan uzaklaşıyor...

İstanbul'da bir gün daha sona eriyor... Eve giderken gökte yarının güneşli olacağını haber veren yıldızlar parlıyor.....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba bn öznur yardımnzı istyrm sizden istanbulla ilgili olan hıkayenızı çok beğendim gerçekten çok güzel anlatmışsınız bnde istanbulla ilgili bir hıkaye yazıcam yarışmamz vr yardmcı olursanız sevinirim:)

oznur sahin 
 29.03.2010 17:45
 

İstanbul!Yazmaya en layik şehir!Yazılanlar nekadar farklı olsa da hep aynı Boğazda kesişiyor kelimelerimiz,aynı vapurların sesiyle karışıyor ve aynı kalabalığa dönüyor yüzlerimiz... Gerçekçi bir İstanbul gününü çok güzel özetlemişsiniz. İstanbul'un size uğurlu geşmesi dileğiyle...

septes 
 08.10.2007 13:44
 

İstanbul'u gördüm yazınızda... Sevgiler

september1(özlem ) 
 07.10.2007 0:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 892
Kayıt tarihi
: 02.10.07
 
 

Selçuk üniversitesi işletme mezunuyum. İçi dolu yazılar yazmak için buradayım. Görüş ve eleştiril..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster