Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '16

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
368
 

İstanbul neden battı?

İstanbul neden battı?
 

TV reklamlarını izler misiniz, bilmiyorum.

Ama isteseniz de istemeseniz de bir yerlerden aralara sokup, sizin zihninizin içine piyasa vitrinlerini yerleştiriyorlar.

Haberleri izliyorsunuz, derken, “az sonra…”

-   Rek-lam-lar!

Hiç değilse gözlerinizi biraz, TV’nin sesini tümü ile kısıp, “az sonra”ki şehit haberlerini, ekonomide birbiri üstüne yığılan felaket tablolarını, insan manzaralarımızdaki garabetleri ve siyaset adamlarımızın birbirlerinin dibini oymalarını izliyorsunuz [kederle!]

Eskiler tecessüs derlerdi… Merakın kötü bir versiyonudur tecessüs, her insanda bir tutam vardır; kısık gözlerle de olsa ekranı izlemeyi sürdürüyorsunuz.

O da ne?

Sessiz görüntünün altında İstanbul yazıyor.

İstanbul’un bir semti.

Sanki Newyork, sanki bir başka gökdelenler ülkesi, sanki beton üstüne beton yüklemişler. Bir cetvelle çizmişler ve üstüne az bulunur zevksizlikte süslemeler eklemişler ve bunun adına mimari deyip, pazarlama hokkabazlığına girişmişler…

Neresi bu fotoğraftaki İstanbul?

Bu satırların karalayan kişi, çocukluğunu, gençliğini ve son 16 yılını çıkartırsanız, hayatının bütününü İstanbul’da geçirdi.

İstanbul’u tanıyamıyor.

Yol soruyorlar ona sokakta; yanıt veriyor:

-Kusura bakmayın, ben İstanbul’un yabancısıyım…

İstanbul’un nüfusu Yunanistan’ı katladı. Aldı başını gidiyor.

Ama kimse düşünmüyor:

- Nereye gidiyor?

Bu çok katlı göğü inim-inim inleten yapılar, yarın çok yaklaştığı dile getirilen büyük İstanbul depreminde ne olacak?

Pazarlamacının arkasındaki “patron”un bu soru umurunda değildir.

O yapacak, daha yapacak, daha daha çok yapacak…

Ve satacaktır!

İşte kapitalizmin özü budur.

İnsan bencilliğinin dizginlenmemiş yapısı budur.

Halk sağlığı, çevre değerleri, yaklaşan depremin getireceği kitlesel felaketler kar hırsından gözü dönmüş bu canavar ruhlu güruhun umurunda değildir.

Ama… Devlet bu sorumsuz vahşi gidişe dur diyecek tek kurumdur.

Sosyal devlet de işte budur.

Sosyalizm, işte bu nitelikteki insani yaklaşımlarla insana bakan bir düşünce sistemidir.

İşte bu canavar ruhlu güruhun tarih boyunca; halkçı liderleri, aydınlık düşünceyi ve çağdaş kültürel değerleri ezip yok etmeye çalışmasının temel nedeni de bu düşünce sisteminin topluma egemen kılınmak istenmesidir.

 

www.haksal.av.tr

@farukhaksal42

www.soruyusormak.com

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 469
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster