Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '21

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
128
 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE BAKIŞ

 

Montaigne diyor ki “Kanunlardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır?”

İlginç değil mi? Kanun haksızlığa, çok ağır haksızlığa sebep olabiliyormuş o zamanlar.

İstanbul sözleşmesinin önemi kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesini konu alan ve hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge olma iddiası vardı.

Hulasası Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesine yönelik çalışmalar yapılması.

Şiddet mağdurlarının korunması. Kadınlara yönelik şiddetin bir suç olarak nitelenmesi ve şiddet uygulayan tarafın yargılanması.

Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eyleminin gerçekleşmesini müteakiben başlatılan cezai işlemlerde; kültür, gelenek, din, görenek ve sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilemez olması ülkemiz açısından son derece dikkat çeken bir durumdu. Türkiye’de kadına yönelik şiddet ile mücadeleyi zayıflatan unsurlardan biri, kadınlara yüklenen annelik ve bakıcılık gibi geleneksel rollere öncelik verilmesi eleştiri konusu olmuştu.

Bir taraf Türk aile yapısını zedelediğinin ve eşcinselliği normalleştirdiğinin öne sürerken, diğer taraf

“Bu sözleşmenin eşcinsel yönelimleri meşrulaştırmasına sebep olduğunu iddia etmek ise en hafif tabirle kötü niyetliliktir.” diyordu.

İstanbul Sözleşmesi’ni her üç kişiden biri biliyor. Ankete katılanların, %84’ü İstanbul Sözleşmesi’nde kalınması, %16’sı çıkılması gerektiğini belirtirken, %62’si İstanbul Sözleşmesi’nin ne olduğunu bilmediğini ifade etti. Toplumsal cinsiyet fark etmeksizin, eğitim oranı arttıkça sözleşmenin içeriğine dair bilgi sahipliği artıyor. Ev içi şiddete odaklanan sözleşmenin bilinirlik oranı ev kadınları arasında çok düşük. Ev kadınlarının %21’i bilgi sahibiyken, lise altı eğitimli ev kadınlarında bu oran %16’ya kadar düşüyor.

2017’de 353, 2018’de 279, 2019’da 336 ve 2020’de ise 266 kadın cinayet işlendiğini söyleniyor. Rakamlarda çelişki var. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre 2020 yılında öldürülen 300 kadının 97’si evli olduğu erkek, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 18’i oğlu, 17’si babası, 16’sı akraba, 8’i eskiden birlikte olduğu erkek, 5’i kardeşi, 3’ü tanımadığı birisi tarafından öldürüldü.

Öldürülen kadınların yüzde 22’si ekonomik, 96’sı da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldü.

Kadınların 181’i evinde, 48’i sokak ortasında, 15’i işyerinde, 14’ü de arazide, 11’i arabada, 5’i otelde, 4’ü ıssız bir yerde öldürüldü.

Gerekçe ne olursa olsun insanın insana kıyması feci bir durumdur. Kadın cinayetleri bu toplumu derinden etkileyen çok kötü bir durumdur. Gelenek ve göreneklerden toplumu soyutlamak ne zaman mümkün olur? Avrupa bu konuda çok ilerinde olmasına rağmen kadın cinayetleri azalmamış aksine artmış. Yani geleneklerinden uzaklaşan Avrupa’da kan durmamış!

Sözleşmeden çıkmak yetmiyor. İslamiyet’in kadına verdiği değer, geleneklerimizin kadına yüklediği anlam kanunlarımızla  garanti altına alınırsa bu vahşet azalabilir.

Toplumun en büyük yarası kadın cinayetleridir, kadına uygulanan vahşettir.

Kanuni düzenlemeler evet ama eğitim birinci meselemizdir bana göre.

Metin TOPÇU

21.3.2021- Çekmeköy

jale kasap, Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğrusu okumadım ve bu sorunun nasıl çözüleceğini bilmiyorum. Toplamda 18 yıl yatan biri bunu göze alır. Adi bir suç gibi görülüyor toleranslı davranıyor.Ben şahsen böyle bir suçluyu 40 yıl hapis yatırırım. Ama idama karşıyım. Devlet katil değildir. Din ve gelenekler ise;TV de bir hacı karım benim sözümden çıkmazsa onu dövmem diyor, sakat bir zihniyet.

Kerim Korkut 
 26.03.2021 8:15
Cevap :
İdama elbette insan olarak taraf olamayız ama kerim bey kısas kısas da var yani... Çok teşekkür ederim   01.04.2021 20:48
 

Durumu ortaya koyan bir yazı. Ve açıkça hangi tarafta olduğunuzu belirtmediğiniz yazınızı birkaç kez okudum. Ben sizden epeyce farklı olarak kültürümüzün gelenek vb. kadınların şiddet gördüğünü düşünyorum. **Her klasik yazıda olduğu gibi Avrupa "...tek dişi kalmış canavarı(!)" olumsuz örneklemenizde doğrusu komik kaçmış. Geçenlerde birinin "bizde demokrasi avrupadan çok daha iyi ve fazladır" demesine benziyor. "Sorunun kökeninde eğitim değil, kültürümüzün olduğu apaçık ortada değilmi?" İstanbul sözleşmesini benimsemediğiniz yazınızın kadınlar tarafından önerilmeside oldukça ironik olmuş. Aynı kendi cellatlarını kültür örf ve geleneklerine uygun olarak yetiştiren-eğiten(!) anneler gibi...

DurmuşGüler 
 22.03.2021 3:26
Cevap :
Kesinlikle o taraf bu taraf değil karşısındayım. Belirttim zaten. Geleneğimize dinimize uymadan beklentiler yarattı bir kesime onlarda Müslüman toplumumuza dayatmaya başladılar. Avrupa sorun olmaktan çıkarmış bazı kimlikleri. Biz asla ve asla öyle olamayız. Fakat kadına şiddet ve mezalim affedilir bir şey değil. Kadınlarımız layık olduğu değerde el üstünde tutulmalılar. Onları korkunç cinayetlerle sindirmeye çalışanlara yine geleneklerimiz, dinimiz ve kanunlarımızla en ağır cezayı vermeliyiz. Çok teşekkür ederim kapsamlı yorumunuz için...   22.03.2021 14:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 449
Toplam yorum
: 481
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 603
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

Rizede yayınlanan ilk renkli gazete ViraHaberin kurucusuyum 5 sene baş yazarlığını yaptım. İLESAM..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster