Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
612
 

İstanbul'u fethediyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u fethediyorum, gözlerim kapalı
 

1453fetih.com sitesinden alınmıştır.


Türkiye Sinemasına burun kıvıranlara, Faruk Aksoy yeni filmi 'Fetih 1453' ile dil çıkartmış. 

 
Bir çok yerli yapım film, ülkemizde yerden yere vuruldu bu güne dek. Bu sanırım ülkemiz sinemasının kaderi. İşte bunlardan biri de henüz geçen hafta vizyona giren ''Fetih 1453''. Recep İvedik gibi büyük gişe yapan bir filmin yapımcısı olan Faruk Aksoy'un hem yönetmenliğini hem de yapımcılığını üstlendiği film, İstanbul'un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethini anlatıyor. Hz Muhammedi'n Fetih suresini müjdelemesi ile başlayan film, sürgünde olan şehzade II. Mehmet'in babası, Sultan II.Murat'ın ölümünden sonra tahta geçmesi ve babasının yarım bıraktığı işi; Konstantinapolis'i fethetmeye hazırlanması ile devam ediyor. Hikayeyi zaten hepimiz gayet iyi biliyoruz. Ben burdan sonra teknik ayrıntılardan bahsedeciğim biraz.
 
Senaryo yerli yerinde olmuş. Gereksiz bir-kaç diyalog haricinde, cephedeki askerin psikolojisine kadar her türlü ayrıntıya yer verilmiş. Genellikle bu tarz tarihi savaş filmlerinde cephedeki figürasyon askerin durumu izleyiciye aktarılmaz. Bu açıdan bakarsak bir hollywood filminden bir adım öne geçmiş Fetih 1453. Özellikle savaş sahneleri yazılırken her şey yerli yerinde düşünülmüş. Atilla Engin'i ve ekibini kutluyorum.
 
Kurgu üzerinde ne kadar büyük bir emek harcandığı ortada. 160 dakikalık bir filmin sanırım 90-100 saatlik ( yaklaşık 6000 dakika) bir kaydı vardır. Ve bu kadar uzun bir kayıttan sadece 160 dakika çıkarmak ve en iyi sahneleri seçmek pek kolay bir iş olmasa gerek. Kaldı ki, iyi bir iş becerdikleri de ortada. Özellikle görsel efekftlerin kalitesi bir çok Hollywood filmiyle boy ölçüşecek değerde.
 
Ulak, Mutluluk ve Yahşi Batı gibi filmlerden tanıdığımız, görüntü yönetmeni Mirsat Heroviç'i gerek ışık kullanımı, gerekse de hem saray sahnelerindeki, hem de savaş sahnelerindeki yakaladığı inanılmaz güzellikteki kamera açıları, ona bir puan daha kazandırmış.
 
Oyunculuklar vasat seviyede kalmış görünse de, bu bir karakter filmi olmadığı için çok üzerinde durulmaması gerekir diye düşünüyorum. Ama yine de Konstantin rolünü canlandıran  Recep Aktuğ'un performansını kutlamak gerekir. 
 
Müziklerin filme çok şey kattığı açık. Robin Hood’, ‘Red Riding Hood’, ‘Yaşamdan Bir Gün’, ‘Jane Eyre’, ‘Ye Dua Et Sev’ gibi filmlerin müzikleri yapan, altın küre ve oscar sahibi olan ünlü müzisyen Benjamin Walfisch'in bestelerinin Yüzüklerin Efendisinin savaş sahnelerindeki müziklere benzerliği gözümden (kulağımdan) kaçmadı dersem yalan olmaz.
 
Yönetmen Faruk Aksoy bu filme gönlünü katmış. Bu durum çok açık bir şekilde belli oluyor. Her kareyi çok ince eleyip sık dokumuş. hele ki Şahin topunun dökülme sahnelerindeki o muhteşem atmosferi yaratmak (hayal etmek) için kim bilir kaç gece yatağından fırladı. Filmde beni en çok etkileyen sahne işte bu sahnedir. Tek takıldığım dökümü esnasında geçen sahnelere o kadar uzun zaman harcanmasına rağmen, topun savaştaki önemi yeterince anlatılamamış. Çok daha etkileyici bir sahne ile dsesteklenebilirdi. Ama bu da, yönetmenin bakış açısıdır. Bize fazla söz düşmez.
 
Böylesine büyük bir yapımla, binlerce kişiye ekmek kapısını aralamış bir eser çıkarmış ortaya Faruk Aksoy. Onu ve tüm ekibini kutlamak gerekiyor.
 
Not: Tarihsel savaş filmleri hiç bir zaman tercih ettiğim bir tarz olmamıştır. Buna rağmen filme beş üzerinden dört yıldız veriyorum büyük bir gönül rahatlığıyla.
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Behram Bey, ben de büyük umutlarla gittim ama ne yazık ki "tarih" göremedim. Müthiş bir görsel şölendi ama tarih adına müthiş hatalar da vardı. Senarist kendi kafasına göre takılmış! Türk halkının kaçta kaçı tarihi biliyor ki diye düşünüp kılıç-kalkan ekibine ağırlık vermiş. Müthiş savaş sahneleri çıkmış ortaya ama hepsi bu. Ben çekim başarısına yüksek puan verebilirim ama benim bildiğim, İstanbul böyle fethedilmedi. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 22.02.2012 7:59
Cevap :
Bu hoş yorumunuz için çok teşekkür ediyorum Sevgili Ata Kemal. Ancak bu bir belgesel değil, kurmaca filmidir. Kurmacalar, türü ne olursa olsun yönetmenin özgür düşüncelerinin, hayal gücünün esere aktarılmasıyla oluşur. Şöyle ki, bu filmde yönetmen istese Ulubatlı'ya uçak bile kullanandırabilirdi anlayacağınız :) Sevgiler diliyorum.  22.02.2012 11:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 653
Kayıt tarihi
: 17.07.10
 
 

Klasik Türk Musikisi, edebiyat, tiyatro, ülkeler, sosyoloji, psikoloji, tasavvuf gibi olgular ilgi a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster