Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '14

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
449
 

İstanbul'un fast food geçmişi

İstanbul'un fast food geçmişi
 

Geçenlerde bizi işten evimize getiren servisin orta yaşlı şoförünün İstanbul için yaptığı yorum, beni açıkçası çok şaşırttı. Dedi ki; lahmacun İstanbul’da rağbet görmeye başladığı gün İstanbul özelliğini, ruhunu, şehirliliğini kaybetmeye başladı.

Bir şoförden beklemediğim bir yorumdu ve düşününce doğruydu. Birkaç kez buna benzer sözler işitmiştim. Bu yorum beni geçmişe götürdü, ayaküstü atıştırma (fast-food) ve beraberinde getirdiği kültür değişimine.

Bugün seksen yaşında olan babama şu soruyu sordum; sen 1940 ların sonunda İstanbul’a geldiğinde İstanbul halkı sokakta ne yiyordu. Bana verdiği bilgiler bizzat yaşananlar olduğu için önemli idi.

“Önceleri soğuk sandviç satılır, yenirdi. Uzun küçük ekmek içine peynir, domates konurdu. 1950 in başlarında İstanbul’un eğlence merkezi olan İstiklal caddesinde ilk satılmaya başlayan sosisli sandviçler çıktı. Önceleri bir dükkânda satılırken diğer sosisçiler türedi. Özellikle Beyoğlu’na sinema ve tiyatroya gidenler (o zamanın en saygın eğlence anlayışı idi) çıkışlarda aç karınlarını sosisli sandviçlerle doyururlardı. Öyle ki uzun kuyruklar oluşurdu. Takip eden yıllarda sosisli sandviçe bir rakip geldi, hamburger. Yer tabi yine İstiklal caddesiydi. İstanbullu, batı kaynaklı bu ayaküstü atıştırmayı sevmişti.

1950 lerin sonlarına gelindiğinde İstanbul’a göç ve dolayısıyla nüfus artmış, mutfağı zengin Güney Anadolu ve Hatay bölgesinin etkileri İstanbul’da görülmeye başlamıştı. İşte lahmacunun İstanbul’la ilk tanışması ve kendini sevdirmesi bu yıllara rastlıyor. Lahmacunun Anadolulu oluşu Batı kültürü sosis ve hamburgere alternatif olması doğaldı. Beklendiği gibi lahmacun İstiklal caddesinin ötesinde bütün İstanbul’u fethetti. Sonraları seyyar lahmacun satanlar ( bir foto örneği başlık fotosunda ) belirdi. Lahmacunun peşinden özellikle Karadeniz yöremizin atıştırması pideler yenmeye başlandı. Karadeniz peynirlisi diye adlandırılan pideleri orta Anadolu’nun etli ekmekleri (pideleri) takip etti.”

Takdir edersiniz ki, yemek işi yöreseldir. Her yörenin de bir kültürü vardır. İstanbul gibi büyük şehirler bu işin laboratuvarıdır. Hangi lezzet, hangi mutfak beğeniliyorsa ve yaşam biçimi oluyorsa ister istemez o yörenin kültürü de ağır basmakta. Örneğin, İstanbullu, lahmacunla beraber soğan kokusuyla tanışmış oldu. Yakın geçmişimizde lahmacunu viski ile beraber içenler oldu.

1980 ortalarından sonra bir başka ABD kaynaklı alışkanlıkla tanıştık; McDonald’s. İlk mağazasını Taksim de açmışlardı, İTÜ lüler olarak protesto ettiğimizi hatırlıyorum. McDonald’s ve benzerlerinden sonra lahmacun ve diğer hamur işleri sekteye uğradıysa da Hacıoğlu anlayışıyla yeni sürece ayak uydurdular, rakip oldular.

Ayaküstü atıştırmalar yıllara ve insan tercihlerine göre değişimler göstermeye devam ediyor. Şoförün de söylemek istediği gibi şehir kültürü olumlu veya olumsuz bundan etkileniyor, etkilenmeye de devam edecek. 

Nev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Orhan Pamuk'da "Manzaramdan Parçalar" isimli kitabında İstanbul'daki yeme içme kültürü hakkında aynen babanızın anlattıklarını anlatmış. İlk olarak elips şeklindeki kutularda lahmacun seyyar satıcılar tarafından satılmış. Tabii öncesinde sandviçler. Güzel bi hatırlatma olmuş. Selamlar...

Nev 
 07.09.2014 20:33
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler  07.09.2014 21:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 479
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1508
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster