Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
517
 

İstanbul'un kriz hali..

İstanbul'un kriz hali..
 

Denizli'de son altı ayda 6 fabrika kapandı.10 bin kişi işsiz!


İkitelli'den Çayırova 'ya gittim iş için. Bulunduğumuz Organize Sanayi Bölgesi ölü şehir gibi. Yılların sanayi kuruluşlarının çekleri yazılıyor artık. Dükkânlar ya kiralık ya satılık. Arkadaşlarımız, dostlarımız birer birer hastahanelik oluyor. Yüksek tansiyon, şeker, kalp krizi, felç, beyin kanaması. Geceleri herkes uykusuz. Ertesi gün ki ödemelere kilitli kafalar. Bu ülke çok krizler atlattı. Bu sefer farklı. Yarını göremiyoruz. Topal gitsek yine neyse kör gidiyoruz.

İkitelli'de şu an TOKİ'nin yaptığı binlerce konut boş. 132 metrekare, ebeveyn banyolu, kombili, asansörlü, 3+1, ıslak zemin granit mermer lüks konutların kirası 600.ytl. Satılıklarda öyle boş ve ucuz. Ama ne yazık ki alan olmadığı gibi, özel sektörün anlaşmalı bankalar kanalı ile sattığı binalarda oturanlarında durumu içler acısı. 60 ay vade ile daire almışlar. 36 aydır ödüyorlarken, şu an işten çıkarılmışlar ve daire ipotekli olduğu için haciz işlemleri başlamış. İnsanlar doğalgaz fiyatlarının yüksekliğinden kombilerini yakmıyor, battaniyelerle oturuyor. Heryer hayalet şehir gibi.

Yol boyunca bana umut olacak bir şey aradım. Çayırova'ya kadar hadisenin vehameti ayan beyan ortadaydı. Lüks inşaatlar boş. Gecekondular almış başını gitmiş. Bir bakıyorsunuz lüks inşaatlar hemen önünde ya da çevresinde derme çatma kondular. Ve oralarda yaşanan gerçek hayat hikâyeleri. Çatısı eğilmiş, kış ortasında bacasından duman tütmeyen evler. Bahçeye astıkları iplere serdikleri çamaşırlar yağmurun altında , güneş çıkacak ki kurusun. Kapının önünde, üzerinde incecik t-shirt'lü çocuklar, soluk benizli insanlar. Allahım yardım et onlara dedim yol boyunca. İş için, aş için, taşı toprağı altın diyerek, terörden, işsizlikten kurtulmak için kaçıp gelen bu insanlar, bu çocuklar bizim, bizden biri onlar. Yaradan aynı, doğuma kadar olan süreç aynı. Alınyazıları farklı diyen olabilir. Hayır. Bu yaşam biçimi kader olamaz, olmamalı. Bunca rant edinimine, yolsuzluğa, adam kayırmacılığa müsait, bu denli verimli topraklar üzerinde insanlar halâ açsa bu kader değil. Kendilerini yöneten insanlar tarafından uğradıkları ihanetin bedeli!

Çayırova'ya geldiğimizde, koca koca fabrikaların bahçesinde oturmuş sigara içen insanlar dikkatimi çekti. O denli dalmışım ki öğlen paydosu zannedip saatime baktım. 10.30. Az ilerde ki fabrikanın kapısından çıkan insan kalabalığından arabayı durdurdum. Kadınların çoğu ağlayarak çıkıyor. O zaman anladım ki işten çıkarılanlar ! 800 kişi çalıştıran bu önemli sanayi kuruluşu 230 kişiyi işten çıkartmak zorunda kalmış.

Çayırova yan yol üzerinde 4 fabrika ziyaret ettim. Moraller sıfır, umutsuzluk dizboyu, işten çıkarılma korkusu had safhada. Her toplantı sonrasında kulaklar personel müdürlüğünden gelecek kötü habere odaklanmış. Tedirginlik, alınamayan maaşlar, ücretsiz izinler, düşen vardiyeler, katlanarak büyüyen borçlar yüzünden insanlar stres topu haline dönüşmüş.

Görüştüğüm mali işler müdürü'ne 10.30 da gördüğüm kalabalığın ne olduğunu sordum. "Dışarıda toplanıp, isimlerinin okunmasını bekliyorlar. Kalacak olanlar içeri işinin başına dönüyor, diğerlerinin çıkışı bildiriliyor." dedi. Nitekim aynen dediği tablo ile karşılaştım dönüşte.

Düşündüm.. Bir yanda varlıkları katlayarak büyüyen arsız, yüzsüz takımı, diğer yanda iş bulma umudu kalmayan , çoluk çocuk sahibi insanlar. Bu adam akşam eve gittiğinde karısına çocuklarına, mal sahibine, veresiye alışveriş yaptığı esnafa ne diyecek? Ne yapacak? Çıldırmamak işten değil. Dualarım onlarla, Allah hep yanlarında olsun.

Alışveriş merkezlerinde, işlek caddelerde yürürken bazı şeyleri algılamak zor. Işıklar, mağazalar, lokantalar eski doluluğunda olmayıp, mağazalar bomboş olsa da o ışıklı dünya farklı görüntü yansıtıyor. Ama ne zaman ki sanayi sitelerine, fabrikalara gidiyorsunuz, o zaman anlıyorsunuz ki kriz gerçekten var. Deprem sonrası çökmüş binalar gibiler. Issız, sessiz ve çaresiz.

Gecekondularda yüreğimi bırakarak döndüm. O denli çok ki... Sosyal uçurumlar o denli artmış ki...

Özal dönemi ile biten orta sınıf, şu an dibe vurmamak için savaş veriyor. Zengin, fakir ve açlık sınırında yaşayanlar olarak kategorize ediliyor artık insanlar.

Durum vahim! Ekonomiden anlamayanlar, "bir kere de şükredin", "kriz dünya ölçekli" diyenler; önümüzdeki günler ve bunca işsiz, aşsız insan için ne tür bir çözüm öneriyorlar merak ediyorum.

Dualarımızı eksik etmeyelim. Dua ve olumlu temenniler, pozitif güç ve dalgalar yayar. Motivasyonumuzu arttırır. Mukaddes kitap'ta yazan "doğru insan olmak" ile ilgili hiç bir şey uygulanmıyor. Öksüz, yetim, fakir fukara hakkına el uzatılıyor! Zenginliği verdiği insanlardan, merhametini alan Allah'ın ilâhi adaletine inanıyor ve güveniyorum. Her kim ki kul hakkı yiyiyor, bir gün mutlaka hak ettikleri cezayı çekecekler. Allah onları affetsin!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1323
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster