Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
408
 

İstanbul'un taşı toprağı beton...

İstanbul'un taşı toprağı beton...
 

İstanbul’un taşı toprağı altın değil, artık beton.

İstanbul’lular her sabah gözlerini yeni projelerle açıyor artık. Bu yeni projeler uğruna elde kalan yeşil araziler her gün biraz daha azalıyor. Ormanlar bir takım kişilerin kullanımına sunuluyor, yeşil arazilerde birden bire yeni yeni siteler ortaya çıkıyor.

Şehir dışında etrafı yüksek duvarlarla çevrili, güvenlikli, kendini etrafından tecrit etmiş evlerde oturmak kişilerin kendi tercihi tabii de ben açık arazi görememekten hava alamıyor gibi hissediyorum git gide. Beton, beton her yer beton. Açgözlü müteahhitler para hırsıyla yeşile saldırırken etrafı gözü görmüyor, ellerinin değdiği her yer beton oluyor.

Ayrıca nerede bir ağaçlıklı alan kalmışsa, ya da bir devlet kurumunun yeşil arazisi varsa oraya bir proje uydurularak el konmaya çalışılıyor. Örnek; Pendik’teki Veteriner Araştırma Enstitüsünün arazisine İmam Hatip Lisesi yapıldığı gibi. Kızılay Gençlik Kampı’nın geniş yemyeşil arazisinin üzerine 5 yıldızlı otel kondurulacağı haberleri gibi.

Kadıköy’ün orta yerine Göztepe’deki Meteoroloji Enstitüsü’nün arazisine 50 katlı 4 adet gökdelen konduruldu.  Kadıköy’de yaşayanların isyanları para etmedi, etraftaki binaların güneşini, rüzgârını kesermiş demediler, bu arsız binalara izin verdiler. Şimdi 4 adet sivri bina çevredeki uyumlu binaların arasından sivrildi çıktı. Uyumsuzluğun dik alası oldu.

İstanbul’un o güzelim siluetinin bozulduğu yeni akıllarına gelmiş devlet büyüklerinin. Gazetelerde bu haber var bugün. Tarihi yarımada siluetinin bağrına bıçak gibi saplanmış o gökdelenlerin yapımında emekleri geçenler bir gecede kondurmadılar ya onları. Üstelik imarlı iskânlı binalar. Onay verenlerin akılları neredeydi diyesi geliyor insanın.

Siluet mi kaldı? Tarihi yapıların ve camilerin pervasızca sırtına binmiş, her taraftan gökyüzünü delip geçen binaların varlığı şehir dışından bile görülüyor ve sanki bir beton ormanında yaşanıyor gibi hissediyor insan. Her yer ranta endekslenmiş durumda, insanlar nasıl daha fazla para kazanırız derdinde. Kimse kendinden sonrasını ve çevreyi düşünmüyor, üstelik estetik binalar yaptık diye de övünüyor.

Paranın yenecek bir şey olmadığını öğrendikleri zaman iş işten geçmiş olacak ve bir tane bile ağaç kalmayınca başlarını umarım o güzelim duvarlarına vuracaklar.

Boğaza üçüncü köprü yapmak uğruna 2 milyon ağaç kesilecekmiş. Geçmiş günlerde okuduğum bir haber bu.  Daha kaç tane köprü lazım şu İstanbul’un trafiğini çözmek için. Boğazın üstü köprülerle kapanınca mı çözülecek?

Üçüncü havaalanı yapılacağı müjdesi ile elde avuçta kalan bir avuç orman arazisi daha heba olacak, belli oldu.

Daha kaç tane AVM ye ihtiyaç var? Şehirde nefes alınabilecek boşluklar bunlarla doldu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre bir insanın sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için kişi başına düşen yeşil alanın 6 metrekareden az olmaması gerekirmiş.  İstanbul’da ise bu oran kişi başına 1,5 ila 4 metrekare arası değişiyormuş. Yol kenarlarına çiçek ekmekle iş bitmiyor. Makyaj bir ayda bozuluyor zaten.

Varın siz hesaplayın İstanbul’un yaşanacak yer olmaktan çıkıp çıkmadığını. Taşının toprağının altın olduğu zamanlar geçti artık.  İstanbul betona boğuldu. Nefes alamıyor…

Şükran Okyay

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hani altındı? O silüete RTE' da iç çekip, bakıp bakıp ağlıyor... Niye? Denetleyemezsen olaylar seni harcar geçer... Adam gökdelenleri dikti , senin çocuklara da sattı. Şimdi gel, sen o binaları yık... Kolay mı?

Erdal Ceyhan 
 21.04.2013 17:43
Cevap :
Timsah gözyaşlarını bilmez misiniz hocam? Sanki ilk defa mı baktı bir tepeden İstanbul'a ki o camilerin tepesine binen kuleleri gördü. Şimdi küsmenin ne alemi var. Yapılırken onay verenler kimler? Keza diğer harcanan araziler için de. Teşekkürler, saygılar...  23.04.2013 12:55
 

Hem İstanbul,hem İzmir düşman işgalinden kurtulalı yıllar oldu,ama mütahit işgalinden zor kurtulacağa benziyor.

yavuz abdis 
 20.04.2013 23:29
Cevap :
Çok haklısınız, bu işgal bitmeyeceğe benziyor. Teşekkür ederim.  21.04.2013 9:50
 

Şükran hanım, içtenlikle söylemeliyim ki, yazınızı okurken defalarca "yazık, vallahi yazık" dedim ama boşuna. Rant için yeşil alanlara kıyanlar bugün mutlular ama yarınlarda sanmıyorum. Son senelerde insanlar ne yapıyorlarsa, çıkarları için yapıyorlar, kendilerinden başkalarını düşünmeden. Betona boğulan İstanbul'da yaşayanlar zamanla temiz hava sıkıntısına maruz kalacaklar gibi. Bu gidiş onu gösteriyor zira İstanbul hala göç alıyor, iç bölgelerde yaşayanlar, İstanbul'un taşı toprağı altın fikrinden vazgeçmediler. Yerel yönetimlerin göçlere "dur" deme zamanı gelmedi mi? Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 19.04.2013 15:02
Cevap :
Yurdagül Hanım, yazımda verdiğim örnekler bilhassa yakından şahit olduklarım. Daha koca şehirde ne bilmediğim talanlar var. Ne tarih dinliyor ne çevre aklı paradan başka bir şeye çalışmayan kesim. Nasıl daha zengin oluruz diye kafa yoruyorlar. İç bölgelerde göçle gelenlerin arasında deniz görmeyenler var biliyor musunuz? Ne acı. Teşekkürler değerli arkadaşım, sevgilerimle...  19.04.2013 18:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2795
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster