Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '07

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
595
 

İstanbul

İstanbul
 

Üzerinden gözlerinizi alamadığınız güzel bir kadına bakmak gibidir kimi zaman İstanbul'u seyretmek. Gün batımında, etrafında martıların çığlık çığlığa uçuştuğu lacivert bir sonbahar akşamında, dalga seslerinin vapur seslerine karıştığı güzelim kız kulesini izlemek de güzel bir kadına aşık olmak gibidir aslında...

Camileri bakmaya doyamayacağımız gözleri oluverir; iki kıtayı birleştiren köprüleri, birlikte yürürken tutuştuğumuz sıcacık elleridir; sıkışık trafikte, tesadüfen boğaz köprüsünde trafiğin açılmasını beklerken, kendini boğazın serin sularına bırakmış, zerafetiyle gözlerinizi mıknatıs gibi üzerine doğru çeken kız kulesi ve güzelim sahilleri, bizi tekrar kendimize getiren cilveli bir kadının çekiciliği gibidir.

Sultan Ahmet'te birbirlerine kur yaparken karınlarını doyuran ürkek ve kalabalık güvercin sürüsünü izlemek de, bakarken şimdiye kadar çoktan aşık olduğumuz o güzel kadının davetkar gülümseyişi gibidir aslında.

Güneşli bir sonbahar sabahında, boğazın öteki yakasına geçmek için, suları köpürterek ilerleyen, eski bir şehir hatları vapurunun arkasından martılara simit atmak da İstanbul'da yaşamanın ayrıcalığındandır, bu aşık olmanın ayrıcalığıdır belkide... Ya da gündüzle gece ufukta denizin üstüne öylece düşerken, Galata köprüsünde balık ekmek yemek, hem de öyle tesadüfen falan değil; akşam çökerken yavaş yavaş yanmaya başlayan şehrin ışıklarının denize yansıması, bir yerden bir yere koşuşturan insanları, vapurların son kalkışları ve koşuşturan telaşlı insan kalabalığının tam tersine inatla ve sabırla bekleyen köprüde balık tutanların son umutlarını da denizden çekmelerini izlerken, yediğim balık ekmeğin tadının başka bir yerde olmadığını bildiğim için...

Tarihi delip tekrar gözlerimizin önüne getiren eskimiş ya da unutulmuş duvarlarından çiçekler, sarmaşıklar fışkıran, geçmişin tüm dönemlerine şahitlik etmiş pitoresk mimarisiyle, kimbilir kim ne zaman ve nasıl yapmıştır diye düşündüğümüz, daha bilmediğimiz ve görmediğimiz kimbilir ne çok şey vardır dediğimiz, bir kadının esrarı gibi çepe çevre sarar etrafımızı. Belki de bundandır bütün çekiciliği İstanbul'un... Geçmişin tüm dönemlerine tanıklık etmiş, bir çağı kapatıp yeni bir çağ başlatmış ve hala sapa sağlam dimdik ayakta yaşayan kocaman bir tarih...
İstanbul...

Bir yakasında tarihe meydan okurcasına dimdik ayakta duran yaşayan bir yapı varken bir yakasında çok geçmeden karşılaşacağımız modern dünyaya ait alışveriş merkezleri çıkar karşımıza. Bir zaman tüneline girmiş gibi hissederiz kendimizi. İstanbul, insanı içine kapatan bir hüzünde barındırır içinde, belki de eski yapılarındandır bu hüznün nedeni. İstanbul'un hüznü insanı bir melankoli yalnızlığına iter kimi zaman;kimi zamanda, şarkılar türküler...

Acaba uğruna bu kadar şiir bu kadar şarkı yazılmış, bu kadar ağıt yakılmış başka bir şehir var mıdır yeryüzünde? Hayatımızda herşeyin kötüye gittiği anlarda bile biz farkında olmasak da İstanbul'a sığınıveririz yine, alıp kendimizi tenha sahillere atarız kimi zaman;gece yada gündüz, sabah yada akşam bomboş sahillerde, kıyıya vuran dalgaların sesleri, parlayan güneş ya da ay, çaktırmadan gözyaşlarımızı saklayan yağmur damlaları, uçuşan başı boş martılar ve vapur sesleri şahitlik eder göz yaşlarımıza, İstanbul şahidimiz oluverir.

Biz bilmesek de, biz İstanbul'u dinleriz; o da bizi...
Yerle gök arasında var olan büyülü bir cennet gibi...
Bir kere görünce bir daha asla bırakamayacağımız bir sevgili gibi...

İstanbul aşık olmak gibidir...


Barış Gündoğdu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşanır" listesinde başı çeken bir şehir İstanbul...Yaşarken anlatmışsınız.Tebrikler,sevgiler.Hoşgeldiniz Blog Camiasına...

üç nokta 
 25.05.2007 11:25
 

Evet bir kere görünce bir daha asla bırakamam dediğiniz bir yer, o kadar güzel, o kadar alımlı ki, başka hiçbir şehirde olmayan bir zerafet var havasında, iki gün önce İstanbul'daydım, bir hayal gibiydi, yaşamak lazım diyorum, nasıl sindire sindire bütün güzellikleri görülür onuda bilmiyorum aslında, benim hayranlığım birkaç kez gelmiş olduğum bu şehri yüzeysel olarak görmeme rağmen her daim, herkese söylediğim tek şey Türkiye'de yaşıyor ve İstanbul'u görmeden bu dünyaya veda edeceksek inanın büyük kayıp.. Sevgiler Antalya'dan

pozitive 
 18.05.2007 14:56
 

Ne zaman Yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı.Vapur düdükleri durmadan öterdi.Eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim Bana yeterdi..(Ümit Yaşar Oğuzcan)

ayse_gu 
 18.05.2007 14:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1389
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

25 Ekim 1980 yılında Bakırköy'de bir devlet hastanesinde dünyaya gelmişim. Her yeni doğan bebek gibi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster