Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
487
 

İşte 100!

İşte 100!
 

Yazardım eskiden de, yazmazsam konuşurdum, konuşmazsam düşünürdüm...

Paylaşımı öğretti mi ailem, ezberletti mi? Farkettiğimde paylaşınca çoğaldığımı, çoğaltmak istedim benimle herşeyi...

Şimdi hüzünlü yanım 'hadi' dese de, sen dur dedim, dur sen... Sevinç, neşe daha heyecanlı... Ağlatmayalım dostları...

Şimdi hepsinden inatcıdır hüzün, arada karışır söze... Bilir gülmeyi sevdiğim kadar sevdiğimi kendini...

Hani, yazmaya başlama hikayemi anlatmıştım 50. blogta. Gerçi şimdi baktığımda amma çok engel olmuşlar yazmayayım diye. Ama azimli insanım, yazdıklarımı okurken uyuyan babam, şimdi işim var sonra dinlerim deyip işini hiç bitirmeyen annem, telefonda yazdıklarımı okurken kesip, telefon parası çok gelecek sen kapat ben ararım deyip aramayan kankim Zehra, yazdıklarımın bir başını, bir sonunu okuyup harika olmuş diyen sevgilim (oysa deneme amaçlı saçmalık dolu olan yazılar:)), günlüklerimi gizlice okuyup altına alaylı maniler yazan kardeşim... Hevesimi kırıp, yazarlık hayatımı başlamadan bitirememişler... Ben dedim ama onlara, 'günün birinde kitabım çıkacak ve önsözünde sizlerden hiç bahsetmeyeceğim' diye... 'Tamam, olsun, bahsetme' demişlerdi, sanırım yavaş yavaş pişman oluyorlar.

Azimden bahsedince aklıma bir kaç azim hikayem daha geldi... Bilmem kime faydası var:)
On yaşındayım, öyle hastayım ki babam hastaneye götürdü. Aman ne kuyruk, herkes hasta. Alıştığım bir durum değil, halam hemşire, doktorlar bebekliğimi bilir, gördükleri yerde muayene için kaparlar( ki amaçları beni komik komik konuşturup gülmek) hiç sıra beklememişim. Bu kez başka hastanedeyiz ve sıra bekliyoruz. Sıkıntılı çocuğum, ya kaçıp gideceğim ya durumu eğlenceli hale getireceğim. E! o hasta halimle kaçmayı göze alamayınca, kalıp ikinci şıkkı deneyeyim dedim. Babam sağolsun sıra çok diye bir işini halletmeye kaçtı.

Düşündüm, düşündüm, buldum. Baktım bir erkek çocuk oturmuş ayaklarını sallıyor. '' Hasta mısın?'' diye sordum, cevap, ''sana ne!'' oldu. Oyun oynama isteğimi ebleh ebleh bakıp, üstüne; '' salak burası park mı? '' diyerek reddetti... Neyse intikamımı sonra almak üzere yanından ayrıldım. (daha sonra, doktoru iğne vermiş avaz avaz ağlıyordu iğne yaptırmam diye, ilaç kuyruğunda kendisine toplu iğne batırarak iğnenin kötü birşey olmadığını anlaması için yardımcı oldum!:))
Sıra bekleyen amca, teyze, abla, abi ne varsa rica ettim ama kimse oynamak istemedi. En nihayet tonton bir amcayı ikna ettim. Tonton amca da aynı bankta oturanları ikna etti. Kulaktan kulağa oynamaya başladık. Haa yan bankta oturanlar da bir süre sonra oyuna katıldılar. Bir eğlence sormayın, gülüşler, kahkahalar... Sonrasını da sormayın:(... Doktor çıkıp; 'ooo herkes iyileşmiş sanırım, ne yapıyorsunuz siz, herkesin hastalığı farklı kulaktan kulağa iyice bulaşsın mı oynuyorsunuz' diye bağırınca oyun son buldu. Ya kocaman insanlar bir de suçu bana attılar ki Allah'tan doktor, hasta ve masum suratıma bakıp inanmadı onlara:)

İşte böyle hiç bir engel tanımam... Bir de mahalledeki erkek çocukları köşebaşlarına, apartman girişlerine v.s saklanıp, yakaladığım yerde korkutma ve dövme hikayem var ama onu da 150.blogta anlatayım!

Şimdilik bu kadar... Sokaklarda ağlamaktan ve gülmekten, kalabalıklar içinde şarkı söylemekten, yağmurda ıslanmaktan... Kaybolmaktan, aramaktan, kaybetmekten, kazanmaktan... Sevmekten ve sevdiğini söylemekten, sakınmadan, saklanmadan ve saklamadan hiç bir duyguyu, hissetmekten ve hissettirmekten korkmadan yaşamak amaç olsun. Ben hep böyle yaşadım... En fazla gülerler, ayıplarlar... Kimin umrunda? Yaşamak ve paylaşmak güzel...

50. blog, derken 100 olmuş... Yazmışsın, paylaşmışsın dedim; 'okumuşsun paylaşmışsın... Ve seven, paylaşan, yazan, çoğaltan dostlar eklemişsin kendine'... Sevindim, güldü yüzüm...
Ve hepinizi tanımasam, görmesem de yüzünüzü, ne şeklinizin, ne adınızın önemi var... Öneminiz yüreğiniz, insanlığınız, dostluğunuz... Ben sizim, sizler ben... İyi ki varsınız, iyi ki aynıyız, iyi ki paylaşıyoruz...



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrikler demeden evvel sanırım pardon demeliyim... Ne yapsak da kendimizi affettirsek şimdi, kaçırmışız bir kere... Sıkıntıda olduğum ve fazlaca bakınamadığım tarihlerde çıkmış bu blog... Özür dileyerek ve samimiyetine sığınarak, geç de olsa kutlu olsun diyorum Özlemciğim... Karar senin, kes cezamı :-)) Sevgilerimle...

Efsane FB 1907 Baterist Metin 
 30.01.2008 3:36
Cevap :
:) olsun arkadaşım bazan kaçırdığımız yazılar oluyor. Paylaşımın için çok teşekkürler. Sevgilerimle.Ceza yok yani:) ama bu defalık bi daha olmasın:)  30.01.2008 10:19
 

Güzel yaılarını okumak üzere.Sevgiler.

ay.şe 
 16.01.2008 22:08
Cevap :
Çok teşekkür ederim canım. Nice güzel paylaşımlara.Sevgilerimle  16.01.2008 23:13
 

Sevgili september1 özlem, yazmak önemli bir meraktır; bu merakı da olanlar bilir... Gene aynı şekilde bu meraka sahip olanlar, bitmez tükenmez dalgalanmalar içinde bulurlar kendilerini... Hayatların her kıpırdayışı onlar için yazı konusudur. Bazıları için normal görünen durumlar yazı merakı olanlar için yazılacak durumlardır. Yüzüncü yazınızı yazdınız; yüz birinci de okunmaya sunuldu. Yüzüncü yazınız kırk yedi düşünceyle yansımış size, bu da sizin ne çok sevildiğinizi gösteriyor. Burada olmak ve yazmak; yazdıkça okunmak, yazdıkça çoğalmak; okudukça yeni sevgi ve paylaşımlara ulaşmak güzel emeklerdir; güzel duygulardır. Kısa sürede yüz yazıyı yazıp çok sayıda okura ulaşmanız oldukça gurur verici. Sizi kutlar, yazı ilginizin artarak devam etmesini diliyorum... Emekler boşa gitmez; insanlığa ulaşılır böyle adımlarla...Yazılar herbirimizin hayatının kısa bölümleridir aynı zamanda... Daha nice yazılarınızda görüşmek dileğimle şen ve esen kalınız... Selam ve sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 16.01.2008 21:58
Cevap :
Çok güzel özetlemişsiniz. Yazmak ve paylaşmak çoğaltmak çok önemli. Katkılarınız ve paylaşımınız için sonsuz teşekkürler.Sevgilerimle  16.01.2008 23:15
 

işte bu yeter bize diyerek düşündüklerimizle yol'a çıkarız çoğu kez.''Gül düşünürsen gülüstan olur,diken düşünürsen dikenlik''Mevlana'nın güzel deyişlerinden biriyle sesleniyorum sana...Sanırım düşündüklerimizdir bizi varlık içinde güzel çokluklarla bütünleştiren...Sevgilerimle...

yk 
 16.01.2008 13:40
Cevap :
Çok güzel bir katkıyla paylaşımı çoğalttığın için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle  16.01.2008 14:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 2077
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 849
Kayıt tarihi
: 19.05.07
 
 

 Ama hayatın farkındayım. Hem güzel, hem acı. İyi midir farkında olmak? Yoksa iyi midir farkında ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster