Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
13392
 

İşte Atatürk'ün Osmanlı'ya ve onun taşıdığı zihniyete bakışı..! Bir Cumhuriyet Bayramı yazısı.

İşte Atatürk'ün Osmanlı'ya ve onun taşıdığı zihniyete bakışı..! Bir Cumhuriyet Bayramı yazısı.
 

Geçen yıl Cumhuriyetimizin kurulduğu bu ayda Atatürk’ün liderlik vasfı hakkında bir yazı yazmıştım. Bu yılki Cumhuriyet yazımın konusunu ise Atatürk’ün Osmanlı’ya ve onun taşıdığı zihniyete nasıl baktığı ile ilgili kendi yaptığı konuşmalar oluşturuyor.

Bu yazımı da tıpkı geçen yılki yazım gibi BU ÜLKENİN GENÇLERİNE hitaben yazıyorum. GENÇLER lütfen dikkatle okuyunuz.

Atatürk saltanatın kaldırılmasından sonra 14 Ocak 1923’te çıktığı Batı Anadolu gezisinde ülkenin ve milletin içinde bulunduğu durumu yakından görmüş ve aşağıda aynen yazdığım ünlü İzmit Konuşmasını yapmıştır.

“Efendiler; bütün dünyayı istila ederken sahip olduğumuz nüfusu hatırlayınız. Birde bugün nüfusumuzun sekiz milyon kadar az bir rakama, bir sınıra nasıl düştüğünü araştırınız!.. Anlaşıldı ki millet, korunmuş değildir. … Memlekete bakınız! Baştan sona viranedir. Memleketin kuzeyinden güneye kadar her noktasını gözlerinizle görünüz. Her taraf viranedir; Baykuş yuvasıdır… Halk çok yoksuldur, sefil ve çıplaktır!

“Bunun için efendiler! Geçmişte milletimizin başına geçmiş olan hükümetler, milletin hayatını, onurunu, şerefini ve varlığını korumak ve refah ve mutluluğunu sağlamaktan ibaret anlamını ve varlık nedenini değerlendirmeyen hükümetlerdi. …”

“Kim diyebilir ki buyurun efendim, işte Türkiye’nin 8 milyon yoksul halkı, Dünyayı mağlup edin ve İslam Dünyası’nı kollayın…”

“Efendiler! Milletimiz, yüzyıllarca bu bakış açısıyla hareket ettirildi. Fakat ne oldu? Her gittiği yerde milyonlarca insan bıraktı. En sonunda oralardan kovuldu, kovuldu. Ve bugün 8 milyona indi. Yemen çöllerinde kavrulup mahvolan Anadolu evlatlarının sayısını biliyor musunuz? Suriye’yi Irak’ı koruyabilmek için, Mısır’da barınabilmek için, Afrika’da tutunabilmek için, Viyana kapılarına kadar fetihler yapabilmek için ne kadar insan ziyan oldu, bunu biliyor musunuz? Ve sonuçta ne oldu, görüyor musunuz?”

“Görüyorsunuz ki bir hava için, bir heves için, bir kuruntu için, bu zavallı milleti mahvetmeyi öneriyorlar! İşte hilafet makamına ve halifeye görev ve yetki verme önerisinin niteliği bundan ibarettir!”

Efendiler! Kendimizi Dünyaya egemen sanmak gafleti artık devam etmemelidir. Gerçek mevkiimizi, Dünyanın durumunu tanımaktaki gafletle, gafillere uymakla zavallı milletimizi sürüklediğimiz felaketler yetişir. Bile bile aynı faciayı devam ettiremeyiz!”

Atatürk’ün 1 Mart 1922 Meclis açılış konuşması Osmanlı zihniyetinin millete bakış açısını çok güzel ifade eder:

“ Türkiye’nin hakiki sahibi ve efendisi hakiki üretici olan köylüdür (halktır)”

“Efendiler! Diyebilirim ki, bugünkü felaket ve sefaletin tek nedeni bu hakikatin gafili bulunmuş olmamızdır. Gerçekten yedi asırdan beri cihanın muhtelif yanlarına sevk ederek kanlarını akıttığımız, kemiklerini yabandı topraklarda bıraktığımız ve yedi asırdan beri emeklerini ellerinden alıp israf eylediğimiz ve buna karşı daima tahkir ettiğimiz ve aşağıladığımız ve bunca fedakârlığına karşı nankörlük, küstahlık ve cebbarlıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu gerçek sahibin huzurunda utançla ve saygıyla gerçek durumumuzu alalım.”

Atatürk Osmanlı Tarihini şöyle değerlendirmektedir:

“ Osmanlı Tarihi, baştan nihayetine kadar hakanların, padişahların, şahısların en nihayetinde zümrelerin hal ve hareketlerini kaydeden bir destandan başka bir şey değildir. Mazinin, asırların elimize tarih diye uzattığı kitabın mahiyeti bundan ibarettir.”

Atatürk Fatih, Yavuz ve Kanuni’nin fetih ve seferlerini anlattıktan sonra, bu padişahlar hakkındaki düşüncelerini şöyle açıklamıştır:

“Bu azametli padişahlar, takip ettikleri harici siyasette kendi emelleri, hırsları ve arzularına dayanmışlardır. (…) Osmanlı hakanları, asıl olan noktayı unuttular. Hissiyat ve emelleri üzerine bütün harekât ve işleri bina ettiler. (…) bu tacidarlar milleti böyle diyar diyar dolaştırmakla, onları kendi yurtlarını düşünmeye müsaade etmemekle de yetinmiyorlardı. (…) Şahsi saltanatta her hususta tacidarların arzusu, iradesi ve emeli hâkimdi. Milletin arzuları, emelleri, ihtiyaçları mevzubahis olmaktan çok uzaktır.”

Atatürk Osmanlı'nın 600 yıllık Cihan hakimiyeti macerasının, milleti içine düşürdüğü durumu şöyle ifade eder:

"Efendiler! Kılıçla fütuhat (fetih) yapanlar, sabanla fütuhat yapanlara binnetice terk-i mevki etmeye mahkûmdur. Uzun seferlerde fütuhat meydanlarında dolaştırılan "Unsuru asli (millet)", fütuhat meydanlarında kılıç sallamaktan kendi hayatlarıyla uğraşmak fırsatını elde edememişlerdir."   

İşte Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün Osmanlı padişahları ve Osmanlı Zihniyetinin “Cihan Hâkimiyeti” ve “Nizam-ı âlem (Dünyayı nizama sokma)” megalomanlığı ile ülkeyi ve milleti içine düşürdüğü durum hakkındaki düşünceleri.

Umarım bu yazım okuyanlar ve özellikle bu ülkenin gençleri için faydalı olur.

AHMET ELDEN         

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fatih filmini izlediğimde hissetmiştim bu duyguyu. Tarih boyunca insanlar o cepheden o cepheye sürünmekten yaşayamadan ölmüş gitmiş. Saltanatı kim sürmüş. Saraydakiler. Tıpkı şimdiki gibi... Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 27.10.2012 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 138
Toplam yorum
: 176
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 5465
Kayıt tarihi
: 05.10.11
 
 

1968 Afyon doğumluyum Antalya'da yaşıyorum. Antalya end. meslek. lisesinden sonra Anadolu Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster