Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
789
 

İşte en çok "okura"sahip blog üyeleri

İşte en çok "okura"sahip blog üyeleri
 

Sayılar,sayılar ah sayılar


Geçenlerde dikkatimi çekti, biraz araştırınca ilginç verilerle karşılaştım. Biliyorsunuz, bazı arkadaşlarımız zaman zaman sayfalarındaki sayısal verileri bizlerle paylaşıyorlar. Bana kalırsa çok da iyi yapıyorlar. İstatistiğe ve sayılara olan düşkünlüğümden olsa gerek, bu tür yazıları hiç kaçırmıyorum.

Geçenlerde kıdemli bir arkadaşımız…

Bugüne kadar “300 Blog” yazdığını…

“570.000 kez “ sayfasının görüntülendiğini…

“240.000 kez” de okunduğunu belirtti.

Zaten sayfasındaki okunma oranı da (Yazı başına 978) bu verileri doğruluyordu. Benim için oldukça yüksek ve ulaşılması zor rakamlardı bunlar.

Ama benim dikkatimi “Beni 4660 Kadın, 3235 Erkek üye okumuş” (Ki toplamda 7895 yapıyor) demesi çekti. Bana kalırsa, okunma oranına göre oldukça düşük bir okur sayıydı bu.

Gerçek anlamda çok okunduklarına inandığım bazı arkadaşlara ulaştım ve bu konuyu onlara da sordum. “10.000 ila 15.000” arasında okurları olduğunu öğrendim. Blogta herkesin tanıdığı ve beğeniyle okuduğu bir arkadaşımızın ise”22.000” okuru vardı.

E peki ama bu niye böyleydi?

240.000 kez okunan bir arkadaşımızın(24 aydır üye) “Milliyet.com.tr” üyelerinden(sayfalı/sayfasız) oluşan okur sayısı 7895 iken…

110.000 kez okunan bir diğer arkadaşımızın(13 aydır üye) okur sayısı 17.000’di.

E peki bu durum çok mu önemliydi?

Evet, bana kalırsa en azından “En çok okunanlar, sayfası en çok görüntülenenler, en çok mesaj ve yorum alanlar” kadar önemliydi.

Hepimizin sayfasında olan (Raporlarım bölümünde) bu “Kadın/Erkek toplam Okur sayısı” değerlendirme dışı tutulmuş veya böyle bir değerlendirmeye gerek görülmemiş. Okur sayımızı biliyoruz ama bir mukayese yapma imkânımız yok. Öte yandan her üyenin kendi kendine sorduğu bir soru var:

"Google'dan mı tıklanıyorum, yoksa Milliyet.com.tr üyelerinden oluşan disiplinli bir okur kitlem mi var?"

Google faktörünü küçümseyecek değiliz elbette. İnternet sitelerini besleyen, tık sayaçlarını çalıştıran, gücünü de yazılardan ziyade “sihirli anahtar sözcüklere” borçlu olan Google elbette önemli.(Hadise hadisesi bunun en güzel kanıtıdır sanırım.)

Ama işte merak… İnsan ister istemez soruyor: Çok okunuyor ama okuru az! Az okunuyor ama okuru çok! Acaba neden? En önemli soru da; “Okuru en çok olan üyeler kimler?”

Okunma oranı şu veya bu şekilde artırılabilir… Dayanışma yoluyla yorumlar, mesajlar şişirilebilir… Sayfa görüntülenmesi hormonlanabilir. Bunlar istenmeyen ve olmaması gereken şeyler ama oluyor. Ama kabul etmek gerekir ki “En çok okur edinmenin” manipülasyona açık bir kapısı yok!

Tek çare; bu okur kitlesinin dikkatini çekecek oranda güzel ve disiplinli yazmaktır.

Bu da benim şahsi görüşüm tabii.

Konuyla ilgili teklifimi “seyir defterinde” yazarak Milliyet Blog İdaresine bildirdim. Değerli editörlerimizin sayfalarımızdaki verilerden yola çıkarak oluşturacağı bir sıralama bence çok ilginç olacak. İlk 6’ya girecek arkadaşları şimdiden kutluyorum.

Madem her türlü aksiyonun ve sayısal verinin değerlendirmesi ve sıralaması yapılıyor, “En çok okuru” olanların da değerlendirmesi ve sıralaması yapılmalı diye düşünüyorum ben.

Ne dersiniz, haksız mıyım arkadaşlar?


Not:Biliyorum, yarıştırmayalım paylaşalım ama akla kara da belli olsun yani.

ÖNEMLİ NOT: Gelen yorumları anında yayıma veriyorum. Fazla uzatmak istemediğim yazıları değişik açılardan tamamladıkları ve irdeledikleri için. Yorumlar, bu tür yazıların olmazsa olmazıdır ve dikkatle okunmaları gerekir. Konu, hiç şüphesiz ki basit bir "sıralama" konusu değildir. Saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kafayı ya bozacağım, ya sıyıracağım, yada umursamayacağım. Umursamamak en kolayı, fakat insanların seçim standartlarını anlayamıyorum. Hani bildik; dikkat çekici belden aşağı sözcükler haricinde; yazı kalitesi okunurluğu belirlemiyor. Bana göre harika olan bir yazı; en az okunanlar listesine kendini gömüyor! Ama; "bu dikkat de çekmez; ben de beğenmedim zaten" dediklerim bir bakmışım kendi çapında diğerlerine oranla yukarı çıkıyor. Ne oluyor üstad? Nedir bu? Anlamıyorum.

Emine Supçin 
 19.01.2009 19:04
Cevap :
Konuyla ilgili yazılarımda sorduğunuz soruların yanıtları var aslında. Son 5 yazım bu konu üzerineydi zaten. Dikkat ederseniz güzel yazılar aynı zamanda yorumlanıyor. Ama şu son bir senedir yorum konusunda da cıvıttık. "Sayın yazarım, kutlarım" türü "gel gel" yorumları çoğaldı. Yazıyla ilintili olmayan "yem" yorumları bunlar. Mesele pek karışık değil aslında. Google'dan mı yoksa Milliyet com tr'den mi okunuyoruz sorusunu merak etmiştim. Selamlar, saygılar:)  20.01.2009 11:17
 

üstelik o kadar didinmeme rağmen hala yerimde sayıyorum, valla editörler biiii şeeyyy yapmayana kadar (600 falan) olana kadar yazmamaya karar verdim. kimin umurunda ki:))

Ruksan İLDAN 
 06.01.2009 21:30
 

Bazen da tam tersine;bir tartışma, kuvvetli bir çatışma,sürekli takibe yol açabiliyor ki, buna da sadık okuyuculuk diyemeyiz.Örneğin yine sizin yazılarınızda;nedense havada “dost selamı” kokusu alıyorum hep.Dostluğun ya da düşmanlığın derecesini bilemem ama bu durumu da sadık okuyucu kapsamında değerlendiremeyeceğimiz, açık.Aslında gereğini yerine getiren bir uygulama olmadıktan sonra,bu sayısal verilerin hepsi boş.Okunma sayısı yerine, yazı başına ortalama okunma sayısı kavramını ilk öneren kişi olarak,aradan geçen bunca zamandan sonra değişmeyen gerçeğin,bu olduğunu düşünüyor ve ısrarla yazarların; çok okunandan,az okunana doğru sergilendiği,az okunanların ve çok az yazanların hiç değilse geçici olarak silindiği bir yapıyı öneriyorum.Yararlarını daha önce yazmıştım.Gerekirse yine yazarım.Bu arada tıklanmayla okunma arasındaki farkı belirlemek;programcılık açısından mümkün olmasına mümkün de, "zurnanın son deliği" muamelesi gören bir ortam için böylesi bir çalışma hayal. Saygılar

fegokce 
 06.01.2009 11:40
 

Aynı toplam tıklanma sayısı için,daha çok okur;daha az okur başına okunma sayısı anlamına gelir ki bu da;resim, başlık veya anahtar kelimeyle daha çok okuru tavladığınızı,ancak bir gelenin,bir daha gelmediğini gösterir.Yani “Tık derdim yok,okur derdindeyim”söylemi hiç de tutarlı değil.Asıl bu durumda, okunmalara “tıklanma” demek gerek.Öte yandan az okurla,çok tıklanmanın;sadık okuyucu kitlesi edinildiği anlamına geldiğinden de emin olamayız.Burada okuma sebebi çok önemli.Gruplaşmalarla oluşan “al gülüm ver gülüm” etkisini yadsıyamayız.Söz gelimi;sizin ya da Kerem’ in,Celal Beyle karşılıklı birbirinizin her yazısını yorumlamanızı sadık okur-yazar ilişkisi bağlamında mı değerlendirmeliyiz?Sanmıyorum.Sadık okurluk sınırı en fazla %80 lerde biter. Oran %100 oldu mu ona “sözleşmeli okur” denir.Yani bu durumda aranızdaki ilişki;ya karşılıklı,sayfaya reklam verme ilişkisidir ya da gerçek bir dostluk oluşmuştur ki,her iki durumda da,sadık okurluk kavramından bahsedilemez. (2. yorumda bitiyor.

fegokce 
 06.01.2009 11:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1571
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster