Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '08

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
8427
 

İşte tüm çıplaklığı ile İsrail - Filistin gerçeği (Son) Bu işin altında görevdeşlik (Sinerji) vardır

İşte tüm çıplaklığı ile İsrail - Filistin gerçeği (Son) Bu işin altında görevdeşlik (Sinerji) vardır
 

Resim: "Unutma yakalanırsan, bizi tanımıyorsun."


Aşağıda İsrail Devletinin kimler tarafından ve hangi şartlar altında kurulduğu anlatılmaktadır. Bu oluşumun içerisinde üç ana unsur vardır;

-Osmanlı İmparatorluğu; İslam dini, zengin petrol kaynakları ve İttihatçılar,

-Avrupalılar ; Sanayi devrimi, otomobilin seri üretim geçmesi ile Haçlı anlayışı ,

-Siyonistler; Musevi sermayesi ile dini inanışları;

Açıklananlar anlaşılması gereken, İsrail Devleti'nin kuruluşunda ‘sinerji’ olduğudur.

Peki, sinerji nedir? Bir düşünceyi oluşturmak, uygun temel bulunmasında sonra düşünceyi gerçekleştirmektir.

Sinerji anlayışında; bir parça, bir bütün içerisinde (daha fazla) anlam, değer kazanmaktadır.

Örnek; Bir otomobilin üretilmesi için dizayn, tesis ve yakıt gerekmektedir. Bunlar tek başlarına fazla bir değer taşımamaktadır. Ancak bir araya geldiklerinde ortaya yürüyen bir araç çıkmaktadır.

İsrail Devletinin kuruluşunda birinci neden, Siyonizm anlayışıdır.

-“Siyonizm, amacı Filistin'de milli unsurlardan oluşan bir Yahudi devleti kurmak ve bu devleti desteklemek olan milliyetçi Yahudi hareketi. Siyonizm 1897 Basel Konferansı'yla teşkilatlanmaya başlayan ırkçı bir oluşumdur. Siyonizm sözcüğü, Kudüs yakınlarındaki Sion Dağı'ndan gelir. Bugün Sion Kudüs'ü ve Yahudilerin inandığı Vadedilmiş Toprakları sembolize etmekte ve 19. yy.'ın son çeyreğinde henüz milli unsurlardan oluşmuş bir devleti olmayan Yahudilerin, Filistin'de bir Yahudi devleti (İsrail) kurma isteği üzerine doğmuş bir ideolojik ve politik hareketi tanımlamaktadır." (Vikipedi)

* * *

İkinci neden; Avrupalıların İngiltere-Fransa önderliğinde dini ve ekonomik kazanımlara ulaşma isteği vardır.

İngiltere, ilk sanayi devrimini yapan ülkedir. 19'uncu asrın sonunda, makineleşmeyle birlikte otomobil seri üretime hazır hale gelir.

Ancak gerek sanayinin gerekse otomobillerin devasa ölçekte petrole ihtiyacı olduğu ortaya çıkar. Ancak, petrol Ortadoğu’da, Ortadoğu Osmanlının yönetimindedir.

İngilizler petrole ileride o kadar çok değer vereceklerdi ki, onlar için bir damla kan, bir damla petrole eşdeğer olacaktır.

Bugün dahi İngiltere Kraliçesi Petrol bölgelerine sahip Müslümanlara hoş görünmek için başörtü takmakta; Prens Charles'ın "Gizli Müslüman" olduğu haberleri el altından kamuoyuna duyurulmakta; zaman zaman (eski) başbakan Tony Blair'in sık sık Kur'an okuduğu haberleri medyada yer almaktadır.

Üçüncü etken; Türkler tarihte çok defa güçlü devletler kurmuşlardır. Ancak Türklerin kurduğu Osmanlı Devleti bir başkadır.

Akıllı ve cesur Türkler ile İslam’ın birleştirici ve eşsiz manevi gücü ortaya müthiş bir (sinerji) cihan imparatorluğu çıkarmıştır.

Bu imparatorluk, öyle bir başarılı yöneticilik örneği sergileyecektir ki; 500 yıl balkanlarda, 400 yıl Ortadoğu’da adeta kimsenin burnu kanamayacaktır.

....

Açıklanan nedenlerle Musevi ve Haçlılar bir işbirliğine giderek Osmanlıyı yok etmek üzere uzun vadeli bir plan yaparak yürürlüğe koyarlar.

Plana göre ilk adımda;

-Osmanlının yönetimi altında bulunan Balkanlardaki Hıristiyan toplumlar;

-İkinci adımda, Ortadoğu’daki milletler, bağımsızlıkları için ayaklandırılacaktır.

Plan başarı ile uygulanır ve Osmanlı yıkılarak, bu bölgelerde (Görünürde bağımsız ) yaklaşık 30 devlet kurdurulur.

Ancak, bu milletlerin nerede ise tamamı ilerideki dönemlerde hepsi tekrar güçlüler arasında paylaşılacaktır.

Paylaşanlardan birisi de; Avrupa Birliği, (İmparatorluğudur)

.....

Sultan 2.Abdülhamit Han, dünyada modern anlamda kurdurduğu ilk casusluk teşkilatı ile İngiltere’nin petrol planları öğrenmiş ve bir tedbir olarak İmparatrorluğun belirli petrol bölgeleri (olası bir savaşta kaybedilse dahi) kişisel mülk olarak muhafaza edilebilmek üzere tapularını kendi adına almıştır. Ancak, ileri tarihlerde bunlar bir şekilde gümdemden çıkarılmıştır.

Bunlarla birlikte Sultan 2.ci Abdülhamit Han’ın (İsrail’in kuruluşu ile ilgili) bilinen meşhur bir hikayesi daha vardır.

19’uncu asrın sonunda Osmanlı borç içerisinde ve ekonomik olarak çok zor durumdadır. Bunu bilen Musevi Bankerleri, Siyonistler, Sultana bir teklif götürürler. Çok büyük paralar karşılığında Filistin bölgesinde arazi istenmektedir. Ancak, Sultan Siyonistlere toprak satmaz.

Ve Sultan, Yahudilere Filistin bölgesinde arazi satmadığı için ileriki dönemlerde (herhalde Mükâfat Olarak!) “Kızıl Sultan” olarak damgalanacaktır.

Ve israil Devleti özetle;

-Musevilerin inançlarından kaynaklanan devlet kurma isteği ile bunu destekleyecek parasal imkanları;

-Avrupa’nın dini (rekabet) beklenti ve ekonomik çıkarları;

-Sanayinin hammadde ve petrola ihtiyacı sonucundan kurulmuştur.

Resim;www.knightonline.net'den alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sorunu çok güzel özetleyen kaleminiz daim olsun. Bugünkü sorunun temelinde İngiltere vardır ve bunun verdiği bilinçle Müslümanlara ve Türkiye'ye yakınlık göstermektedir. XX.yüzyıl başlarındaki fırıldaklarını yakında bloguma eklerim. II.Abdülhamit Han'a tahttan indirildiğini bildiren heyet, daha önce toprak satın alma teklifinde bulununca kovulan Emanuel Karasu'nun katılması, İttihatçıların bir utancı olarak Tarihe geçmiştir.Paylaşım için teşekkür eder, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 12.01.2009 14:42
Cevap :
Saygıdeğer Ayten Dirier, Sizler elbette çok iyi bilirsiniz; İngiltere Müslüman ülkeleri sömürmektedir. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun Müslüman olan halk (devletler) birlik yapmamaları için bir araya gelmemelidirler. Kimi zaman bunun için milli duygular (Araplar) körüklenmiş, kimi zaman mezhep (Şii-sünni) farklılıkları çatışmaya dönüştürülmüştür. Hatta 1870'lerden itibaren özellikle de Hindistan Müslümanlarının etkilenmemesi için hilafet müessesesinin Osmanlıdan alınması için yapmadığı oyun kalmamıştır. Ancak Hind Müslümanları huzursuz (isyan) olunca, onları memnun etmek için; 1920'de Meclislerinde aldıkları bir kararla İstanbul'un hilafet merkezi olarak kalmasını önce kendileri sonra da Fransız ve İtalyanlara onaylatmışlardır. Ne yazık ki, bunları ileri derecede araştırmayanlar bilmemekte ve bilinmeyince de doğru siyaset takip edilmemektedir. Kimseye düşman değiliz. Ancak düşmanlık yapanları bilmekte milletimizin en doğal hakkıdır. Nezaketinize teşekkür ediyorum. Saygılarımla.  12.01.2009 16:07
 

tebrikler. Yeterli donanıma zaten sahipsiniz. Ekleyecek ya da akıl verecek değilim. Ancak değiştirilen Eski Ahit'i de referans aldıklarını bir iki cümle ile belirtse miydiniz acaba diyorum? Saygılarımla.

Baver Ergun 
 02.01.2009 11:10
Cevap :
Saygıdeğer Baver Ergun, nezaketiniz için teşekkür ediyorum. Yazılanlar gerçeğinde hepimizin bildikleridir. Diyelim ki, vitrine, gün ışığına çıkardık. "Eski Ahit" konusunda haklısınız. Filistin meseleri gündemi daha çok işgal edecektir. Bu doğrultuda, bu konunun vitrine taşınmasında fayda vardır. Katkınıza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  02.01.2009 11:26
 

Merhaba...Bloğunuzun son cümlesi çok önemli. Osmanlı 1683 yılında kafasını Viyana duvarlarına vurunca biraz kendine geldi ama ne yapacağını bilemediği için o yıldan itibaren adım adım geriledi. Fransız İhtilali'nin getirilerini ise, ya anlamadığı ya da insanına anlatamayacağı için es geçti. Bu etkiler, ancak 2.Meşrutiyet döneminde duyuldu Osmanlı'da. Vakit geçmişti...Ortadoğu ya da özelde Arabistan yarımadasındaki bugünkü durum da, bu gecikmeye bağlamak gerekir. Yanlış anlamadıysan siz de buna bağlıyorsunuz. Selamlar.

cdenizkent 
 01.01.2009 14:10
Cevap :
Saygıdeğer cdenizkent, bilirsiniz, biz çocuklarımızın istikballerini kurtarmak adına; bir ömür çalışır, onlara arsa ve kat alırız. Ancak bu anlayış; hem onların, hem de kendi hayatımızın hüsranla sonuçlanmasına yol açmaktadır. Gerçeğinde Çocuklarımızın (Ülkenin) kurtuluşu yılda okunacak sadece altı (6) adet kitaptadır. İstikbal, gelecek; mal-mülkte değil, eğitilmiş insanlardadır. Bunu kavradığımız an, şunu da kavrayacağız. Türkler bugün (milliyetçilik adına) dar bir bölgeye sıkıştırılmış ve bu nedenle ortaya (bölgesinden) sinerji çıkaramamaktadırlar. Bizlerin kurtuluşu; bölge ve ortak kültüre sahip olduğumuz insanlarla, ortaya konulacak sinerji (işbirliğindedir) Elbette bunu da yılda okunacak altı kitapla öğreneceğiz. Katkınıza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  01.01.2009 15:57
 

Evet, ne yazık ki durum bu..Selamlar, hayırlı yıllar..

ali açıköz 
 01.01.2009 13:50
Cevap :
Değerli Ali Bey, bilirsiniz, hastalığın tedavisi, önce hasta olunduğunu kabul ederek tedaviye başlamaktır. Sizlere de, huzurlu, sağlıklı ve mutlu nice uzun yıllar dilerim. sağlıcakla kalınız.  01.01.2009 14:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1080
Toplam yorum
: 2683
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1711
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster