Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
298
 

İster gülün, ister ağlayın!

İster gülün, ister ağlayın!
 

"Seni Mekke'den arıyorum, 45 dakika sonra yanındayım."


Vatandaşların dini duygularını kullanan ve kendilerini Allah ve peygamber olarak tanıtan 11 kişi piyasayı yaklaşık 2.5 trilyon lira dolandırdı. 18 Ağustos 2008 Pazartesi (Hürriyet)

İster gülün, ister ağlayın.

Neye?

İster bu haber başlığına, isterseniz bundan sonrakilere.

Ankara Emniyeti camileri dolaşarak, ziyarete gelenler hakkında bilgi toplayan, daha sonra da bu kişilere kendilerini din büyüğü olarak tanıtıp, öğrendikleri bilgileri kullanarak dolandıran 11 kişiyi gözaltına almış.

Dolandırıcı, önce kendisini Hz. İsa olduğuna inandırmış, sonra üç arkadaşını Hz. İbrahim, Hz. Muhammed ve Veysel Karani olarak, altı kişiyi de müritleri olarak tanıtıp, tanıştırmış.

Son olarak, beraberinde getirdiği bir kişinin ise Allah olduğunu söylemiş. Bundan sonrasını kısa keselim.

Cep telefonunun haberleşme aracı olarak kullanıldığı bu teknolojik görüşmelerde geçen cümlelerden bir kaçıyla sonlandıralım:

“Ey kulum, sen dua ettin ben de geldim."

"Seni Mekke'den arıyorum."

"45 dakika sonra yanındayım."

"Sana kimi istiyorsan göndereyim."

"Söyle hangi peygamberimi istersin?”...

Şimdi bu habere üç noktayı yorumsuz olarak yanyana koyalım, başka bir habere geçelim, sonrasında bakalım ortak bir paydamız olacak mı?

Vakit, İHL Dernek başkanı'nın ağzından kesintisiz eğitimi sözde değerlendirirken şöyle diyor;

"Böyle bir yasa Türkiye'den başka bir yerde yok. Avrupa'daki okullarda ibadet yeri bile var. Türkiye'de dindarlara karşı şartlandırılan bir eğitim var. Bu yasa zarardan başka bir şey getirmedi. Eğitime darbe vurdu. Mesleki eğitimi baltaladı. Yasakların bitmesi, katsayı zulmünün kalkması için; yargını ıslah, bürokrasinin ikna edilmesi lazım."

İşte size bir başka yön, bir başka görüş.

Bunun mantığı ne olabilir?

Eğitimsiz bir toplum nelere alet edilebildiğinin en korkunç örneği ile karşı karşıyayız.

Daha binlercesinin varoluşundan kimsenin şüphesi olmasın.

Dini istismar edenlerin bunlardan farkı ne?

İşte eğitimin önemi, işte şimdiki seviyesi...

Dolandırılanların müslümanlığı tartışılır mı, tartışılmaz mı?

Evet bence tartışılır. Çünkü bu saflık değil, cahilliktir, bilmemezliktir.

Din günümüzde, maalesef artarak kabul gören bir gelir, bir menfaat kapısı haline gelmiş, getirilmiştir.

Çok yazık oluyor, hepimize...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kurban bayraminda bizim tanidiklar sordugunda Mehmetcik Vakfina ve LØSEV' e yolluyoruz demistim, homurdanmislardi "oyle gurban olmaz gan akacak ki gurban olsun" diye. Birileri ellerinde zarfla dolasiyorlardi bana "gan akacak " diyen vatandas 7 adet burma bilezik vermis. sonradan duyduk ki adam dolandiriciymis :))) daha neler goturmus neler. Eh kim olsa ohhh cekerdi galiba degil mi? Bu birebir cahillik, ama kör cahillik. Cunku okuma ogrenme imkani varken okumama ogrenmeme konusunda inat ediyorlar o zaman da kandirilmayi sonuna kadar hakediyorlar...

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 20.08.2008 23:22
 

Şimdiye kadar uygulanan eğitim sistemlerinin ne kadar yararı olduğu ortada. Böylelerini kale alıp inanan ,düşünemeyen ,fikir üretemeyen ,sorgulamayan yığınlar oluştu ve oluşacakta. Dindarım diye dolaşanların kaçı dinin gerekliklerini biliyor ve yerine getiriyor ki. Dinlerini gerçekten bilmeyen insanlar anacak böyle tuzaklara düşer.

Meltem Şahin 
 19.08.2008 11:09
Cevap :
Sayın Novelist, size daha önce yayınlanan bir yazımdan bir bölüm aktarıyorum; [Nüfusun %40’ı hayatı boyunca kütüphaneye gitmemişse, Gençliğin %70’i hiç okumuyor ise, Öğretmenlerin %’63’ü bazen kitap okuyor, gerisi hiç okumuyor ise, Düzenli kitap okuma alışkanlığı %01 ise, Yetişkinin %95’i televizyon seyrediyor ise, Bu nasıl “Okuryazar”lıktır? İhtiyaç maddeleri arasında kitabın 235. sırada olduğu, Kitapçıların kırtasiyeye dönüştüğü, bu ortamda “Okuryazar” oranı %100 olsa ne olur? Bütün bunlar bilindiği halde, çözüm üretmek yerine %88 “Okuryazar” var diye övünürsek ne olur? İşte böyle olur!...] Saygıyla...  19.08.2008 13:17
 

Bakın peygamberler, tanrılar cirit atıyor ya. Sahteleri ile değil gerçekleri ile karşılaşanlar da var. Asyanın adında devlet geçen bir yerinde... Bir kızı tanrıça ilan ediyorlar. Tanrıça ya bu! Sadece onlara ait. Ülkeden ayrılmak istiyor. Amerikaya gidesi geliyor. Devlet; "Hop! Sen tanrısın. Devlet malısın. Gidemezsin." Diyor. Tanrı da ilahi gücünü kullanıyor. Pırrrr diye uçuyor Amerikaya. Devlet bunun tanrılığını elinden alıyor!!! Küçük kız, namı değer tanrı hazretleri gezip tozup sıkılınca ülkesine geri dönüyor. Devlet adamlarını bir çarpıyor. İski çukuruna düşmüşten beter oluyorlar. Hemen tanrılığını geri veriyorlar. Kızcağız tekrar tanrı oluyor. Paşa paşa kullarının arasında tapılmaya devam ediyor. Sizin dediğiniz adamlar da tevazu gösterip gerçek kimliklerini açığa vermek istememişlerdir. Bırakın sahte desinler, biz işimizi biliriz. Sevgili kullarımızın kafasını daha fazla karıştırmayalım. Demişlerdir. Sevgilerimle. (Ha bi de İHA vardı. Tüh yaa!)

Murat SEVGİ 
 19.08.2008 4:24
Cevap :
Sayın Sevgi, yakalanan bu kişilerden faydalanılması gerekir.(!) Kim bilir daha ne projeleri vardır(?) Katkıların için teşekkür ediyorum.  19.08.2008 13:25
 

Sadi bey, yüreğinize sağlık. Prof. Dr. Üstün DÖKMEN hocam bu yazınızı okusaydı herhalde şöyle derdi; KELEK KELEĞE GELMEZSE, KELEKÇİ İŞ YAPAMAZ. Kelek memnun, kelekçi haydi haydi memnun.İŞİMİZ ZOR, zor ama İMKANSIZ DEĞİL.

sezar pan 
 18.08.2008 23:16
Cevap :
Sayın Pan, "Kelek keleğe gelmezse, kelekçi iş yapamaz" Bu sözün altı çizilmez, yazık olur. Çerçeve yapılıp boyunlara asılmalı. Teşekkürler.  19.08.2008 8:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 661
Toplam yorum
: 1170
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 819
Kayıt tarihi
: 15.04.08
 
 

Atatürk, cumhuriyet ve Türkçe sevdalısıyım. Hayatımda hiçbir konu veya olay karşısında 'keşke' de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster