Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
959
 

İstinye Tersanesi, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Kavel Direnişi, Türkay Kibrit Fabrikası ve İstinye

İstinye Tersanesi, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Kavel Direnişi, Türkay Kibrit Fabrikası ve İstinye
 

Günümüzde Migros'a dönüştürülen Türkay Kibrit Fabrikası


Eskiden çok eskiden işçi, emekçi cennetiydi İstinye. Başta tersane olmak üzere çok sayıdaki fabrika günde üç vardiyaya ulaşan temposuyla üretimde bulunurdu. Bu hızlı üretimi sürekli hale getirmek için sadece İstinye’den değil, civar semtlerden de istihdam edilen işçiler servis otobüsleri gelir ve giderlerdi. Kovandaki arıların muhteşem faaliyetleri sönük kalırdı İstinyeli emekçilerin yanında.

Bilsem bu kadar çok özleyeceğimi daha bir aheste yaşardım gençlik günlerimi, daha bir derinden bakardım onarım havuzuna alınmış gemilerine İstinye Tersanesinin. Daha bir yürekten bakardım o gemilerde ekmeğini kazanan tersane emekçilerine. O inanılmaz güzellikteki görüntüleri ölümsüz kılar, keyfini çıkarırdım. Daha sonra İstinye Tersanesi Feshane ve yat limanına dönüştürüldü.  Hem de İstinye körfezinin güzelim sularını durağan ve kirli sulara çevirme pahasına.

Yaşanmış her günün, her anın bu kadar unutulmaz olacağını bilseydim daha bir bilinçli, daha bir duyarlı yaşardım Türkay Kibrit Fabrikasında geçen günlerimi. Girişte bulunan ve halen ayakta duran bekçi kulübesinde görev yapan o yufka yürekli sert adamın gözlerinin içine bakar ve “Baba bu akşam aynı vardiyadayız” derdim. Kendi sektöründe döneminin bir numarası olan bu fabrikadan –rahmetli- babam emekli oldu. Ben ise üç yıla yakın bir süre çalıştım. Baba oğul eve birlikte ekmek götürmenin hazzını yaşadık. Günde üç vardiya çalışarak üretimde bulunan bu fabrika artık günümüzde Migros olarak hizmet veriyor. Bir zamanlar değer üretilen bu yerde artık çağımızın modası tüketim çılgınlığı yaşanıyor.

Eğer bilmiş olsaydım o şanlı Kavel Direnişini vurdumduymazlıkla geçirir miydim Kavel Kablo Fabrikasındaki o kısacık zamanımı, o yirmi iki günümü? O Kavel Kablo Fabrikası ki 1963 yılında yaşanan ve 62 gün süren o tarihi direnişin sonunda Türk işçisine grev hakkını armağan etmiş ve Hasan Hüseyin Korkmazgil’e o ünlü Kavel Direnişi şiirini yazdırmıştı:

“İşime karım dedim, karıma Kavel diyeceğim.
Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada,
Güneşe karışmadıkça etim
Kavel Grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.
Ve izin verirlerse Kavel Grevcileri,
İzin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim,
İzin verirlerse Kavel Grevcileri
Ve ben kendimi tutabilirsem eğer sesimi tutabilirsem
O çoban ateşinin yandığı yerde Kavel’de,
O erkekçe direnilen yerde, Kavel’de
Karın altında nişanlanıp dostlarımın arasında
Öpeceğim nişanlımı Kavel kapısında
Ve izin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim
İzin verirlerse Kavel Grevcileri
İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım”

Kavel Kablo Fabrikasına ne mi oldu? Boş kalacak değildi ya Carrefoursa oluverdi bir anda. O direnişin, o efsanevi dayanışmanın sonucunda elde edilen grev hakkı sürecinin yaşamış olduğu o mekân da tıpkı Türkay Kibrit Fabrikası gibi modern çağın acımasızlığına uzun süre direnemedi.

İstinye denilince aklıma gelen ilk üç isim İstinye Tersanesi, Türkay Kibrit Fabrikası ve Kavel Kablo Fabrikası oldu. Oysa o yılarda İstinye’de bu yazıya konu olmayan daha birçok üretim yeri bulunmaktaydı. “İstinye’yi sanayi atıklarından ve sanayi kirliliğinden kurtaracağız” söylemi gerekçe gösterilerek hepsi sırasıyla kent dışına çıkarıldı. Kokusu ile rahatsızlık veren İstinye deresi ıslah edilmeye çalışıldı. Peki, yıllar yayılan bu işlemler sonucunda neler oldu? Kanımca İstinye gelişti ama güzelleşmedi. Semti boydan boya geçen o meşhur dere hâlâ kokmaya kötü bir görüntü vermeye devam ediyor. Eğer İstinye’nin o eski bakir halini biliyor iseniz gidiverin İstinye’ye doğru. Özellikle Carrefoursa’nın azcık üst tarafından akan dereye sonra çevrenize en sonunda ise gökyüzüne bakıverin. Dereye baktığınızda o itici görüntüyü, çevrenize baktığınızda o çarpık yapılaşmayı ve gökyüzüne baktığınızda ise semtin üstüne kabus gibi çöküveren Amerikan Konsolosluğunun devasa yapılaşmasını göreceksiniz..

MEHMET ATAK, Rıfat SOYDAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrik ederim. Yazınız çok güzeldi, keyifle okudum.

Rıfat SOYDAN 
 10.07.2015 0:50
Cevap :
Zaman ayırıp okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim.  10.07.2015 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1484
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster