Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '15

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
551
 

İşverenin işçiden senet alması(2)

www.gurselavukatlik.com

Av. Erdoğan KAYA

İlk yazımızda işverenin işçisinden senet almak istemesinin haklı fesih sebebi sayıldığına ve işçinin senedi imzalaması halinde karşılaşabileceği durumlara ilişkin açıklamalar getirmiştik. Konuya ilişkin açıklamalarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İşçiye imzalatılan senet icra takibine konu edilirse işçi ne yapmalıdır?

İşçi, bu durumda borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak iş mahkemesinde menfi tespit davası açmak ve davayı açarken icrayı durdurmak amacıyla tedbir talebinde bulunması gerekmektedir. Dava, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı için iş mahkemelerinin görev alanına girmektedir(Yargıtay 19. H.D.`nin 2013/12772 E. , 2013/17936 K. sayılı ve 13.11.2013 tarihli kararı).

İşçinin İddiasını İspatı

İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir.

Kural olarak senet sebepten mücerrettir. Ancak Ticaret Hukuku hükümlerine dayalı senetlerin, teminat kaydı içerdiğinde, poliçe, bono veya çek olsun vasfını kaybetmektedirler(Yargıtay 9. H.D.`nin 2009/40045 E. , 2012/3124 K. sayılı ve 13.02.2012 tarihli kararı). Taraflar arasında da işçi-işveren ilişkisi olduğu için işçi söz konusu iddiasını her türlü delil ile ispatlayabilir(Yargıtay 9. H.D.`nin 2012/24793 E. , 2014/25415 K. sayılı ve 08.09.2014 tarihli kararı). Tanık dinletebilir, yemin deliline vb. dayanabilir. Bu sayede işçi söz konusu durumdan kendisini kurtarma imkanı bulabilir.

Yargıtay, işverenin işçisiyle, işçinin maaşından oldukça yüksek rakamlarla alacak-verecek ilişkisine girmesini “hayatın olağan akışına aykırı” olarak nitelemektedir. Hatta şirket ortağı ve yöneticisi bir kişiyle girilen benzer ilişkiyi de aynı şekilde nitelemektedir. Yargıtay 9. H.D. 2010/26372 E. , 2010/25388 K. sayılı ve 23.09.2010 tarihli bir kararında; “davalının, dava dışı işverenin ortağı, yöneticisi ve imza yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Ekonomik yönden zayıf olan bir işçinin, işveren olarak gördüğü şirket ortağı ve yöneticisi ile 40.000 $ bedelli alacak verecek ilişkisine girmesi ve senet vermesi hayatın olağan akışına uygun değildir.” şeklinde değerlendirme yapmıştır.

İşveren ve işçi arasında senetle kurulacak bir ilişkiye kuşkuyla yaklaşmak gerekir(Yargıtay 9. H.D.`nin 2010/18166 E. , 2012/24338 K. sayılı ve 25.06.2012 tarihli kararı).

İşçinin, önce icra takibinde borcunu kabul etmesi ve borcu ödemesi ardından da borcu olmadığına dair dava açması halinde Yargıtay davanın reddi gerektiğini belirtmiştir(Yargıtay 22. H.D.`nin 2014/10740 E. , 2014/11664 K. sayılı ve 06.05.2014 tarihli kararı). Bu nedenle yapılan işlemlere ve beyanlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

İşçinin İyi Niyetli 3. Kişiye Karşı Sorumluluğu

Bazen işverenler, işçilerinden aldıkları senetleri 3. kişilere ciro yoluyla devretmekte ve işçileri 3. kişilerle muhatap etmektedirler. Bu durumda senedin teminat senedi olarak verildiğinin ve bedelsiz olduğunun 3. kişiye karşı ileri sürülebilmesi için 3. kişinin, senedin ciro edildiği sırada açık, tartışmasız ve somut olarak kötü niyetli olduğunun ortaya konulması gerekmektedir.

Konuya ilişkin olarak Yargıtay 19. H.D.`nin 2013/13640 E. , 2013/18866 K. sayılı ve 26.11.2013 tarihli kararında; “… davacının davaya konu senedin işvereninin manevi baskı ve ısrarı ile teminat senedi olarak verildiğini ve senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiği, tanık M. K.' ın davacının işvereninin eşi olup, işverenin işçisinden bedelsiz senet alıp kredi kullanmış olması olgusu karşısında bu tanığın beyanına itimatla yaklaşıldığı, tanık anlatımları bir arada düşünüldüğünde, banka tüzel kişiliğinin bedelsizlik iddiasını bilmesi ile banka çalışanlarının bilmesi arasında fark olduğu, bu konuda banka çalışanlarıyla sıkı ilişkilerin bulunmasından bedelsizlik iddiasının tüzel kişi olan banka tarafından bilindiği sonucuna varılamayacağı, bu nedenle davalı banka tüzel kişiliğinin açık, tartışmasız ve somut olarak kötüniyetli olduğu sonucuna varılamadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.  … usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 26.11.2013 gününde oybirliği ile” karar verilmiştir.

İşçinin Vermiş Olduğu Zarar Nedeniyle Sorumluluğu

Peki işçinin teminat senedi nedeniyle herhangi bir sorumluluğu yok mudur? Ya da bu sorumluluğun sınırı nedir? İşçinin, işverenine, işverenin araçlarına, mallarına veya işverenin sorumluluğunu doğuracak şekilde 3. kişilere verdiği zararlar nedeniyle sorumsuz olduğunu düşünmek söz konusu değildir.

İşçiden teminat olarak alınan senet sebebiyle işçinin ve kefilin borcu, işverene verdiği zarar miktarı ile sınırlıdır(Yargıtay 9. H.D.`nin 2009/40045 E. , 2012/3124 K. sayılı ve 13.02.2012 tarihli kararı).

Görüldüğü üzere her ne kadar işçiye, senedin teminat olarak alındığına ilişkin ispat kolaylıkları sağlanmışsa da işçinin de bu konuda temkinli davranması gerekmektedir. Senet imzalanmak zorunda kalındığında senedin teminat olarak alındığına ilişkin ibare eklenmesi yukarıda atıf yaptığımız Yargıtay kararında da belirtildiği üzere senedin, kambiyo senedi olma vasfını kaybetmesine sebep olmakta bu da işçiye ispat kolaylığı sağlamaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 190
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1404
Kayıt tarihi
: 26.06.14
 
 

Avukat ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster