Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
547
 

İşverenlere kim dur diyecek?

40 yaşındayım.Tam sekiz yıldır doğru dürüst çalışamıyorum. "1999 Depremi" ilk faktördü işsiz kalışımın kaderinde. Arkasından "Anayasa Kitapçığı Fırlatıldı" ve o gün bu gündür, zaten şansız olduğum iş konusu, benim için bir kabus haline dönüştü. Sadece benim için mi? İlk zamanlar sadece benim için sanıyordum. Sonra birileri daha eklendi bu zincire, birileri daha, birileri daha. Şimdi etrafıma bakıyorum 40-45 yaş gurubunda henüz emekllik hakkı doğmamış, işsiz kalmış. Çalışmak zorunda olan ancak iş bulamayan bir dolu insan olmuşuz. Tüm arkadaşlarım benimle aynı kaderi paylaşıyor. Çoğumuz da finans kesimindeniz. Ve bu gün eğer iş bulursak çalışmaya razı olduğumuz ücretler bundan 7-8 yıl önce aldığımız ücretlerle ya aynı ya da yarısı kadar.

Son sekiz yılda 16 adet iş değiştirmişim. Baktığınızda işsiz kalmadığım günleri saymazsanız 6 ayda bir iş değiştirmiş gibi gözüküyorum. Ancak kazın ayağı öyle değil. 2003 yılında bir Sosyal Güvenlik Yasası yayınlandı. İşverenlerin yüzde kaçı bu yasaya uygun hareket ediyor? İş sözleşmesi yapılıyor mu? İşçi işe alınır alınmaz SSK girişi yapılıyor mu? İşçiler 30 gün ve tam zamanlı çalıştığı halde çalıştıkları tam zaman üzerinden mi bordroda gösteriliyorlar? Aldıkları ücret üzerinden mi bordroda gösteriliyorlar? SSK müfettişliğinde kaç şikayet dosyası var ve SSK müfettişleri bütün bu firmaları tam anlamıyla kontrol altında tutabiliyorlar mı?

Bu 16 işteki ortak noktadan bahsedeceğim sadece. Birikmiş bir işin üzerine gidiyorsunuz. İşveren sizden üç ya da beş ay önce birini işe almış.İşi toparlatmış, sonra onu çıkarmış işten ya da personel bir şekilde çıkmış. İş veren bu zaman zarfında üç beş ay kimseyi almamış. Minimum 500-600 YTL ye işe almadığı açık kadrodan üç ayda 1500 ile 1800 YTL arasında değişen bir karı oluyor işverenin. Bu kadro tam zamanlı dolu olsa, 6 ay ya da 1 yıl çalıştırsa, zam yapmak durumunda. Neyse iş bir şekilde kadrosuz kalıyor. İş birirkiyor. Yeni işçi biriken işin üzerine gidiyor. Gecesini, gündüzünü, hafta sonunu feda ediyor üç ay beş ay canını dişine takıp çalışıyor bunun ilk 1-2 ayı ne yazık ki hala çoğu yerde sigortasız oluyor. İş sözleşmesinin esamesi bile okunmuyor. Tam birikmiş işler toparlanıyor, işçi 8 saatlik normal mesaisine dönecek, işler düzene ve yoluna girmiş, işçinin iş yükü azalmış, işçi ya işten çıkartılıyor, ya da istifa edebilmesi için üzerine vazife olmayan, işe alınırken sorumlu tutulmadığı bol bol farklı iş yığılarak ya da psikolojik baskı ile istifaya zorlanıyor. Yeni yasaya göre işverene 6 ay deneme süresi tanınıyor ve 6 ay zarfında işveren iş sözleşmesini tek taraflı feshedebilir. 6 ay dolarsa işçinin İş Mahkemesine müracaat hakkı var. İşte bu yüzden hiç bir işveren işçiyi 6 aydan fazla tutumuyor iş yerinde.

En acısı da işsiz kalırım, başka yerde iş bulma şansımı yok ederim, kötü referansım olur diye hiç bir işçi bu haksızlıklara sesini soluğunu çıkartamıyor. "Dur!" diyemiyor. İşçi mağdur. Peki işverene kim "Dur!" diyecek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1822
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster