Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
11753
 

İşyeri açmak cesaret ve fedakârlık ister

İşyeri açmak cesaret ve fedakârlık ister
 

 

Her ülkede olduğu gibi üretim, sanayi ve ticaret toplumsal yaşamı belirleyen en önemli unsurlardandır. Üretilen ürünün pazara sunulmasında ticaret sektörü en önemli rolü oynamakta, üretilen hammaddeleri mamul maddeye çevirerek, tüketiciye sunmakta, ürüne katma değer kazandırarak, her aşamasında değişime uğrayan mallar ticarete konu olmaktadır. İnsanlar bu süreç içinde ürettikleri mali pazarlamakta, kazanç elde etmekte, çalışanlar geçimleri için istihdam imkânı bulmakta, ticaretini yapanlarda geçim imkânı elde ederek, üretimin devamlılığını sağmaktadırlar. Bu döngü devam etmekte, toplumun ihtiyaç duyduğu başta gıda olmak üzere tüm tüketim maddeleri yerine ulaşmaktadır.

Diğer taraftan bu döngü kapsamında devletin oluşturduğu yasalar çerçevesinde uygulamalar yapılmakta ve elde edilen vergiler de ülkenin en önemli gelir kaynaklarını oluşturmaktadır. Hiç şüphesiz elde edilen vergiler de o ülkenin kalkınması ve refah düzeyinin sağlanmasında kullanılmaktadır. Bu nedenle başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkelerde ticaret üretimi destekleyen hatta tetikleyen unsur olarak görülmekte, ticaret yapacak girişimcilerin önünü açmak için destekler verilmekte, kolaylıklar sağlanmaktadırlar. Düşünülen daha fazla ticaret, daha fazla istihdam ve bireylerin ve ülkenin refahı için gelir elde edilmesidir. 

Toplumda her birey kendi yaşam tarzı, mali gücü ve beklentileri çerçevesinde geçimini sağlamaya ve bir geçim kaynağı yaratmaya çalışır. Kimimiz bir işyerinde çalışmayı, kimimiz bir iş kurmayı tercih ederiz. Bu kapsamda kimimiz serbest çalışmayı, kimimiz özel ya da resmi bir işyerinde çalışmayı isteriz.  Toplumda üstlendiğimiz roller çerçevesinde işçi ya da işveren konumunda ekonomik yaşama katılırız. Ailemize ve ülkemize hizmet ederiz. Biz bireylerin üstlendiği bu rol yaşamın normal akışı olarak yüzyıllardan beri devam eder.

Çalışma yaşamında insanlar için arzu edilen kolay ve iyi şartlarda iş bulmak, iş kurmak ve gelir sağlamaktır. Geleceğini güvence altına alarak kendisi ve ailesi için hedeflediği yaşam standardını elde etmektir. Bizler bu hedefe ya bir işyeri açarak, ya da bir işyerinde çalışarak ulaşırız. Bu nedenle daha fazla işyeri demek daha fazla iş imkânı ve istihdam fırsatıdır. İşyerlerinin açılmasında en belirleyici aktör girişimci insanlardır.  

Bugün istihdam ve gelir kaynaklarını artırmak isteyen ülkeler girişimci insanların daha kolay iş kurmasına ve yatırım yapmasına imkân sağlarlar ve teşvik ederler.  İşleri bürokrasiye boğmadan kolaylaştırırlar, o insanı korkutmadan yolunu açarlar. Bir ölçüde girişimci küçük bir işyeri açan biri bile olsa o ülke için risk alan ve gelir kazandıran insan olarak görülür, gittiği resmi dairelerde saygı görür.

Pek tabii girişimcinin küçüğü büyüğü olmaz, her büyük bir zamanlar küçük bir işyeri ile yola çıkmıştır. Bu gerçek gelişmiş ülkelerde çok iyi görülürken, geri kalmış ülkelerde ise nedense resim böyle görülmez. Büyük yatırımcılar çok ilgi görürken ve sahip oldukları ekonomik güç ile bir yolla sorunları aşarken, küçük yatırımcılar olmadık zorluklarla karşılaşırlar. Önlerine olmadık bürokratik engel konur, her aşamada çeşitli adlar altında paralar talep edilir. Ticaretin onca riski karşınızda iken birde karşınıza kazanmadan sizden kazanç talep edilmesi tablosu çıkar. Bu neden böyle dediğinizde ne yani işyeri açacaksın ve bu ödemeleri kabul etmeyeceksin, paran yoksa neden ticaret yapıyorsun cevabı çıkar. Zaten gittiğiniz dairelerde makamı ne olursa olsun insanların karşısında ezilirsiniz, sıralarda beklersiniz, şehrin bir tarafından öbür tarafına koşturursunuz. Yaşadığınız zaman kaybının ve yaptığınız harcamaların bu ülkeye verdiği zarar hesaba katılmaz. Ne de olsa sizin cebinizden çıkacaktır. Sizin verginizle maaş alan insanların elinde adeta bir oyuncak gibi bir taraftan öbür tarafa sürüklenirsiniz. Hatalı bir işlem yaparsanız cezalı duruma düşersiniz diye korkutulursunuz. Hiç fark etmez karşınızdaki kuruluşların resmi ya da sivil olması, meslek kuruluşlarının dahi bu pastadan pay alma çabası içinde olduğunu görürsünüz. Eğer güçlü bir sinir sistemi yapınız yoksa dayanmanız mümkün değildir. Bazen size vergi kaçıracak suçlu gibi davranıldığı hissine kapılırsınız ve başıma bela alacağım diye vazgeçersiniz bile. http://www.iesob.org.tr/content/blogcategory/81/103/, http://www.ito.org.tr/wps/portal/duyurular?WCM_GLOBAL_CONTEXT=ito_portal_tr/ito-portal/duyurular/gm-duyurular/1e0ce7804dfa434bb182fdcba2c767cf, http://www.bafra.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=81&Itemid=55

Lütfen çevrenizde işyeri açan ve işyeri açmak isteyen insanlara sorun işyeri açarken ne gibi sorunlarla karşılaşmışlardır. İşyeri açmak isteyipte bu kararından vazgeçen insanlara neden vazgeçmişlerdir. Hatta işyeri açıpta neden işyerini kapatmak zorunda kalan insanlara da neden işyerlerini kapattıklarını sorun.

Bana göre ülkemizde işyeri açan insanlar çok yürekli ve cesaretli insanlardır. Bu insanlar dünyanın başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülkesinde rahatlıkla yatırım yapacak insanlardır. Yurtiçinde ve dışında işyeri açmış, konu ile ilgili bazı kamu görevlerinde bulunmuş biri olarak bunu çok rahatlıkla görebiliyorum ve görüşümü açıklama hakkını kendimde görüyorum.

Bugün dünyada ticari hayatın en önemli merkezi sayılan ABD’de bir işyeri açmak istediğinizde sizden istenen en önemli şey bir sosyal güvenlik numarası sahibi olmanızdır. Bu numarada ülkedeki yerli yabancı, ister geçici oturumu olan, ister vatandaş olsun herkesin sahip olması gereken numaradır. Bir ölçüde ülkemizde TC Kimlik Numarası gibidir.

Bakın ABD’de bir işyerini nasıl açtım!

Önce şehirdeki vergi dairesine bireysel olarak bir hediyelik eşya dükkânı açmak istediğimi ve ne yapmam gerektiğini sordum. Benden öncelikle belediyeden sosyal güvenlik numarası ile bir işyeri ismi almam, daha sonra kırtasiyeden her şeyin açık olarak yazılı olarak açıklandığı bir işletme defteri ve fiş almam ve günlük mal alımı ve alışverişin bu deftere kaydedilmesi istendi. Yılın sonunda da bir muhasebeciye defterin kontrol ettirilip onaylanması söylendi. 2 yıl içinde bir yazar kasa almamın iyi olacağı ifade edildi. Üç aylık KDV beyannamesi ve eğer çalışan varsa bir federal vergi belgesini bana göndereceklerini ve bu formu üç ay sonunda doldurmam ve içine vergi dairesi adına 100 dolarlık bir çek koymam istendi.

Tabii herhangi bir stopaj ödemesi olmadan işyerimi kiraladım. Belediyeye gittim. 30 dolar ödeyerek isim hakkı aldım. Herhangi bir kırtasiyeden bir işletme defteri ve fiş aldım. Dükkân için gerekli malzeme ve mallarımı telefon ile çevredeki toptancılardan temin ettim. Dükkânımı açtım ve çalışmaya başladım. Sadece belediyeye isim almak için gitmiştim. Vergi dairesine de telefonla müracaat etmiştim.

Karşımda ne bir belediye bürokrasisi, ne vergi dairesinin stresi, ne de sosyal güvenlik kurumunun bir ve meslek odasının dayatması vardı. Hiç birini yaşamamıştım ve görmemiştim. Eğer gıda ve içki satsaydım onlar ile ilgili lisans başvurusu gerekiyordu. O lisanslarda tarım bakanlığına bağlı kuruluştan (FDA) alınıyordu. Yine de belediye ortada yoktu.

Belediye ne yapacaktı? İşyerinin inşasına resmi kurumlar izin vermiş miydi? Yangın riskini, yaşam ve hijyen koşullarını işyeri resmi kurumlar planda ve inşaatın bitiminde onaylamamışlar mıydı?

Vergi dairesi ne yapacaktı? Sosyal güvenlik numaramda tüm mali kayıtlarım görülmüyor muydu? Bir vatandaş olarak kayıt altında değil miydim?

Sosyal güvenlik kurumu ne yapacaktı? İşyerinde çalıştırılanlar için mecburi olabilir fakat işyeri sahibi için sosyal güvenlik kaydı neden mecburi tutulacaktı? O kadar ticari riski taşıyan işyeri açana neden böylesine dayatma yapılacaktı?

Meslek odası işyeri açarken ne hizmet verecekti? Meslek odası üyeliği neden ve hangi amaçla mecburi tutulacaktı?

Bir yabancı olarak işletme defterimi düzenli tuttum. Tek başına çalıştım. Üç aylık beyannamelerimi verdim. Yılın sonunda bir muhasebeciye giderek 50 dolar verdim. Defterimi incelettim ve onayımı aldım. Yıllık beyannamemi doldurdum. Hatta ilk yıl ödediğim fazla vergiler sonraki yıl bir çek ile tarafıma geri ödendi.

Günlerden bir gün bölgesel ticaret odasından işyeri açmam ile ilgili bir kutlama mesajı ve üyeliğe davet aldım. Zorunlu bir üyelik yerine isteğe bağlı, yararlarını ortaya koyan bir anlayışla davet yapılıyordu. http://acchamber.org/home.aspx

Tüm aşamalarda bu ülkede daimi oturma hakkını almamış biri olarak bana saygı gösteriliyordu. Ne bir zorlama, ne bir hakir görme, ne de bürokrasinin merdivenlerinde sürünme yoktu. Daha önce ülkemde işyeri açma sürecinde yaşadıklarımı düşündüm. Acınacak halimize güldüm. Gelişmiş bir ülke yabancı biri bile olsa işyeri açmak isteyen insanlara ne kolaylıklar sağlıyordu. Hatta küçük esnaf için çok cazip krediler bile sunuluyordu. http://www.tax.ny.gov/pit/

Her ne kadar milli gelirimizi yüksek göstersek de geri kalmış bir ülke olarak insanlarımızın önüne engeller koymaktan kurtulamıyoruz. Tabii bu çoğu kez de yasalardan çok bireylerden de kaynaklanmaktadır. Geçmişe oranla biraz hafifletilse de bürokrasiyi artırmaktan, çeşitli bahanelerle işyeri açanlardan para almaktan ve bu insanları kapımıza getirmekten vazgeçemiyoruz. Ülkeye kazanç sağlayan insanlara onurlandırıcı şekilde değil de oturduğumuz koltuğun gücü ile gelirini o kişilerden elde edilen vergilerle sağladığımızı unutup davranıyoruz. 

İşyeri açan insanlar bu ülkenin insanlarıdır tüm kayıtları devletin bilgisayarlarındadır.

İşyeri olarak kullanılan mekânlar devletin izni ile yapılmakta ve ruhsatlandırılmaktadır.

İşyeri açanların aldıkları mallar bu ülkenin izin verilmiş ve kayıt altına alınmış fabrikalarında üretilmiştir.  

Açılan işyerleri her zaman devletin kontrol edebileceği bir yerdedir.

Büyük işyerleri için sosyal güvenlik adına bazı işlemlerin zorunlu olması kabul edilebilir. Ancak küçük işyerleri için neden bazı mecburiyetler getirilmekte ve zorlamalar yapılmaktadır.

Ekonomik ve sosyal olarak geleceğin en büyük güvencesidirler. Ticaretin durduğu ve yavaşladığı bir ülkede tüm yaşamın durması kaçınılmazdır. Bugünkü teknolojik gelişme ile tüm bürokratik işlemlerin kaldırılması mümkündür.  İşsizliğin günden güne arttığı ve ekonomik krizin her geçen gün dünyayı sardığı bir ortamda işyeri açanların işlemlerinin kolaylaştırılması ve bir ölçüde teşviki şarttır. İşyeri açacakların cesaretlerinin kırılması da en büyük ekonomik ve mali kayıptır.

İşyeri açan insanlar büyük risk taşıyan insanlardır. İşyeri açmak cesaret ve fedakârlık ister. Açılan işyerleri bu ülkenin gerçekte kayıt altında olan gelir ve istihdam çeşmeleridir.  Bu çeşmeler kuruduğunda gerek devlet gerekse millet olarak bedeli hepimizin ödeyeceği unutulmamalıdır.

Kadri KANPAK, Berrin Çoruk Aksu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ülkemizde iş yeri açmak küllerle örtülü közlere el uzatmaktan farksız. Kayıtdıışı çalışmayı kabullenemeyen dürüst girişimci, kayıt altında çalışmaya karar verip de bir iş yeri açmaya teşebbüs etsin, devletin tüm resmi birimleri adeta zorluklar yarışına giriyorlar. Şirketin adresi, ortaklardan birisinin mülkü. Buna rağmen, şirket "kiracı" konumunda görülüyor ve stopaj ödeniyor. Devlet al-sat ticaret veya üretim yapan müteşebbisine teşvik desteklerinde bulunmuyor. Ülkemizde doğal afetlerden zarar gören çiftçiye devlet bir takım desteklerde bulunuyor veya zararlarının bir bölümünü tazmin ediyor. Ama dükkanı hırsızlık, yangın, sel gibi olumsuzluklarda zayi olan emtia, satılmış muamelesi görüyor, hatta satış kârının! vergisini alıyor devletimiz. Kayıt içi işyeri açmak isteyen, alıcı-satıcı dengelerini oturtuncaya kadar, bir kaç yıl muhtemel zararı göze alabiliyorsa, bunun için yedek finansı ve de cesareti varsa işyeri açmalı, başlı başına "BÜYÜK RİSK" taşıyacağının bilinciyle.Saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 25.09.2011 12:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 362
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster