Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1258
 

İt iti ısırmaz

İt iti ısırmaz
 

Blog yazarı olabilirsiniz. Askerde yazıcı, müdürlüklerin birinde daktilo da olabilirsiniz ama kolayından gazeteci olamazsınız değerli blogdaşlarım. Neden derseniz; gazeteciliğin "temel ilkelerini" bilmiyorsunuz da ondan.

"İnşaat yüksek şeyi olmasaydın ne olmak isterdin?" diye bana sorsalar, ben hemen "Gazeteci olmak isterdim." diye yanıtlardım. Ama yok bizde o yetenek! Gazetecilik demek "haber" demektir. Hazırlob haberin üzerine yorum yazmak iş değil. Aslolan haberdir. Ama her habere de haber denmez. İşte size bir örnek...

Yaklaşık bir on sene oluyor. Vahşet Berlin'de, gözümün önünde gerçekleşti. Canavar bir köpek, dört kişiyi birden acımasızca parçaladı; ortalık kan gölüne döndü. Berlin'de ne kadar polis, itfaiye ve ilk yardım arabası varsa olay mahalli-ne toplandı. Katliamın tek görgü tanığı bendim tabii. Aval aval olayı seyrettiğimden polis de benim bilgime başvurdu. Sorumlu bir vatandaş olduğumdan, " Yaa, bana ne yaa!" demedim...

-Efendim, ben şu gördüğünüz parkın kenarındaki bankta oturmuş pazar gazetelerimi okurken, karşıdaki lokalin önündeki bağırışmalar nedeniyle kafamı okuduğum gazetelerden kaldırmak zorunda kaldım. Baktım, iki kişi münakaşa edi-yor. Birinin elindeki zincirin ucunda (ateşli silahlar kanununa mugayir sayılabilecek) markasını çıkaramadığım bir dö-vüş köpeği var ve sahibine çok benziyor (Sonradan öğrendim, Pitbull markaymış).

Bu arada lokalden çıkan iki kişi daha köpekli arkadaşın yanında saf tutunca, "herhalde olayı yatıştırmaya geldiler" diye düşünmüştüm ki katliam başladı!

Üç kişiye ve Pitbull itine kafa tutan (kafası her daim güzel olan) Capon Ahmet'ti. "Yandım anam!" diye bağırınca kendi-sini tanıdım. Canavar ite fena kaptırmıştı bileğini. Aralarında Almanca konuşan diğer üç kişi, bizim Capon'a verdikleri sadistçe cezayı yeterli görmüş olacaklardı ki, çenesi Capon Ahmet'in bileğine kilitlenmiş olan köpeğin burnuna yanan sigarayı değdirdiler (Tek çare buymuş).

Ne var ki can acısıyla bizim Capon'un bileğini bırakan nankör it, beni besleyip büyütendir, demedi ve sahibinin bileğine dişlerini geçirdi. İlk şaşkınlığını üzerinden atan Capon Ahmet , hemen yol kenarında park etmiş bir arabanın üzerine çı-karak kendini garantiye aldı. Bileğinden fışkıran kanlara aldırmadan Almanca ve tabii ki Türkçe küfür salvosuna başla-dı.

Sigarayla burun yakma işi bir daha tekrarlanınca köpek iyice kudurdu ve bu sefer de sigarayı tutanın elini kaptı. Ge-riye kalmıştı bir kişi. O da yapılmaması gereken bir şeyi yaptı ve tabana kuvvet kaçmaya çalıştı.

Köpek milleti burunlarına yanan sigara bastırılmasından hoşlanmazlar ama onları asıl deli ederek azmalarına neden olan şey, koşarak kaçan bir Ademoğlu'dur. Nereden biliyorsun diye sormayın lütfen, bende de bir it (Lili) var çünkü.

Ben tam , "Len Alman, kaçma len!" diye bağıracaktım ki geç kaldım. Son kurban da daha üç metre kaçamadan ayak bileğinden yakalanmıştı. Diğer arkadaşları yerde kıvrandığından ona yardım edecek kimse de yoktu. Hem yerde de-beleniyor, hem de paketten çıkardığı sigarasını yakmaya çalışıyordu(ki köpeğin burnunu yakabilsin).

"İşte tam bu sırada siz geldiniz ve canavar iti vurarak öldürdünüz." diyerek, polise verdiğim ifadeyi bitirdim.

Ve hemen bu müthiş haberi gazeteye bildirmek için telefonma sarıldım. Türk gazetelerinde çarşaf çarşaf yazılarım, öykülerim çıkıyordu ama "habercilik" yönüm oldukça zayıftı. "Sarı Basın kartı" na kavuşmaya az kalmıştı işte! Bu fırsatı değerlendirmem gerekiyordu. Şanslı bir günümdeymişim; telefona, bürokratik sorular sorarak bu gibi taze haberlerin bayatlamasına neden olan sekreter hanımlardan biri çıkmadı da , o zaman ki yazı işleri müdürü Kemal abi çıktı.

Ben nefes nefese, "Kemal abi, sana müthiş bir haberim var, hem de 'atlatmaca'... Canavar köpek dört kişiyi parçala-dı, polis de gelip köpeği şaaptı, ortalık kan gölü!" diye anlatırken, Kemal abi sakin bir şekilde sözümü kesti ve "Haber nedir?" konulu kısa bir konferans çekti!

Neymiş efendim?.."Köpek ısırınca haber olmazmış"! Eğer o dört kişi köpeği, polis de o dört kişiyi ısırsaymış belki ha-ber olabilirmiş. O da üçüncü sayfalarda... Minnacık harflerle... Hani sayfa doldurmak babında...

Bizde gazetecilik hevesi kalmadı tabii. Daha ilk haberde sınıfta kalmıştık. Olay adliye yansıdı. Biz de (aptal gibi) ola-yın tek görgü şahidi olduğumuzdan işi gücü bıraktık ve mahkemelerde süründük. Bizim uyuşturucu bağımlısı Capon Ahmet tazminat peşinde ( 5 bin Mark tazminat aldı ama iki günde kumar makinalarına atarak paranın hakkından gel-di). Diğer Alman kardeşlerim ise can derdinde. Hastanede yapılan ilk tetkiklerde bizim Capon Ahmet'te hem AİDS, hem de Hepatit'in "C" si çıkmış. Köpek tarafından ilk ısırılan o olduğu için, diğer Alman arkadaşlar da bir güzel nasip-lenmişler bu hastalıklardan.

İşte böyle sevgili blogdaşlarım. Bazen bizim Capon Ahmet'i görüyorum Hermannplatz'da. Yanına yaklaşıp, "Niye sen de ısırmadın len köpeği?" diye çıkışıyorum. On sene önceki olayı çoktan unutmuş bizim Capon. Boş gözlerle bana bakıyor, sigara parasını kaptığı gibi Kreuzberg karanlıklarına karışıyor.

Not: Olay gerçek. Capon Ahmet elbette "Müstear" bir isim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence o olayın haber olması için kavga eden insanları köpeğin ayırması gerekiyordu.haberin başlığı ise hayvanlaşan insanlara köpek dersi olabilirdi

Faik A 
 06.11.2007 23:18
 

Kartal onun lakabi:)) Ilginc bir tesadüf, bana da sen sigortaci olmasaydin ne olmak isterdin diye sorduklarinda gazeteci olmak isterdim diyorum. Peki gazeteci olmasaydiniz ne olmak isterdiniz sorusuna, salak salak soru sorma diyorum:)))

OKAN TINMAZ 
 06.11.2007 13:01
 

Bir gazeteci eşi olarak birşeyler yazdığımda haliyle bilgisine başvururdum bir zamanlar, ürkek kedi edasıyla ağzından dökülecekleri pür dikkat dinlerdim. Eline sağlık güzel olmuş, ama diyerek başlar söze. Şurda sıkmışsın burda boğmuşsun şunu eklemen lazım bir bakarım benim yazı kuşa dönmüş. Kesinlikle göstermiyorum artık, herkesle birlikte okuyor o da. Ayrıca bir akşam yemeği için dostlarla sözleşmişiz zaten az süslenirim bi güzel süslenmişim heyecanla bekliyorum gelmesini.... bir telefon gözün aydın çocuğumuz oldu uçak kaçırmışlar bu gece beni unut..!!!!! zaten menopozluyum bende bir pozları düşünün artık. Diğer yandan itiraf etmelim ki eğer ikinci bir hayat varsa yine onu seçerdimmm....20 yıllık yeni evliyiz de..

mehtap tolu 
 27.02.2007 15:02
Cevap :
Yüce Yaradan daha nice 20 yıllar nasip etsin efendim.Ne mutlu size. Marka seçiminizi "street"den yaptığınız için ayrıca memnun oldum. En sevimlileri sokaklarda oluyor zaten. İçten yorumunuz ve "Reiki" konusunda beni aydınlattığınız için teşekkür ederim. Sağ ve esen kalın efendim. Not: Artık kedilerin kuyruğunu çekmeyeceğim,söz.  27.02.2007 21:00
 

Efendim yazınızı keyifle okudum.Temayı idrak ettim ancak temaya ulaşmak için kullandığınız araçlardan pitbull meselesine dünya üzerindeki köpek tayfasının çok büyük bir kısmını marka bazında tanıyan biri olarak bir kaç ekleme yapmak istedim. Pitbullar iş köpekleridir. Bu sebeple sevgi kelebeği modunda evde beslenmeleri son derece tehlikelidir. Bahsettiğiniz hadise kanımca acizliğini güçlü bir köpekle gizlemeye çalışan zayıf karekterli bir şahsın eseridir. Zaten köpeği kendisini de ısırarak pek nadir görülen bir olayı gerçekleştirmiştir. Çünkü pitbullu saldırganlaştıran en önemli motiv sahibini korumaktır. Köpeğin tam aksini yapması, sahibinin ehliyetsizliğini açıkça ortaya koymuş. sözün özü, pitbullar eğer iyi eğitilmiş ellerde iyi bir eğitimle buluşturulurlarsa yakın koruma köpeği olarak mükemmel iş görürler. Ama siz yine de dikkat edin, çünkü Almanya pitbull sayısı bakımından da G7'ye dahil:) Mutlu kalın.

tenbihname 
 22.02.2007 8:50
Cevap :
Marka...Özellikle de "yabancı" marka tutkusuna bir gönderme yapmıştım yazımda.Bloglardaki "profilleri" izliyorum. Sevilen yazarlar,okunan kitaplar vs. hep yabancı marka . Her neyse. Almanya'daki sokak ve parklarda bir çok üzücü olay gerçekleşti.Bir çok çocuk öldü ve yaralandı. Şu an denetim altına alındı bu tür köpekler (ve tabii ki sahipleri). Ağızları bağlı bir şekilde sokağa çıkabiliyorlar.Aslında o hayvanların hiç bir suçu yok. "Hayvan sevgisi" hakkında bir yazı hazırlıyorum. Oldukça ilginç ve çetrefilli bir konu bu.Bu konu hakkında da yorumlarınızı bekleyeceğim.Siz de mutlu kalın.  22.02.2007 15:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1600
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster