Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '17

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1015
 

İtalya turu için faydalı notlar

İtalya turu için faydalı notlar
 

İtalya'nın incisi Venedik


Çok istemelerine rağmen bazı nedenlerden ötürü İtalya turlarını erteleyen ya da önümüzdeki dönemde İtalya turlarına katılmayı düşünenler için hazırladığım İtalya gezisi notlarının sizlere faydalı olacağı inancındayım.

Öncelikli olarak Türkiye’den uçakla 2 saat süren İtalya’ya tur olmadan da gideriz, internetten kalacak yerleri ayarlarız hatta bir de araba kiralar rahat rahat gezeriz diye düşünenler için İtalya’nın neredeyse tamamının tarihi ve doğal güzelliklerden oluşması dolayısıyla 1 hafta içinde bu şekilde gezilemeyecek kadar büyük olduğunu söylemek isterim.

Ancak iş yerinden 2 haftalık bir izin alırsanız o zaman tura katılmadan da İtalya gezilebilir. Bu kadar zamanınız yoksa araba kiralayarak İtalya’yı kısım kısım ancak gezebilirsiniz. Bunun için de İtalya’ya en az 2-3 kez gelmeniz lazım. Tur şirketlerinin İtalya’yı baştan başa gezdiren Büyük, Klasik ya da Mega İtalya turlarının bile 1 haftaya bu işi zor sıkıştırdığını ve koşturmaca içinde olacağınızı bilmenizi isterim.

Tur şirketi ile anlaşıp, vize için gerekli işlemler de tamamlandıktan sonra özellikle ilk defa yurt dışına çıkacaklar için önerim kendinize omuz ve boynunuzdan geçirebileceğiniz, bir karış büyüklüğünde küçük bir çanta almanızdır. İçine pasaport, para, küçük su şişesi, gözlük, anahtar ya da alacağınız küçük hediyelik eşyalarınızı (magnet gibi) rahatlıkla koyup taşıyabilirsiniz. Diğer önemli bir husus da bavulunuzun içine mutlaka boş bir sırt çantası da koyun. Çünkü seyahat sırasında aldığınız hediyelik eşyalar dönüş zamanı bavulunuza sığmayacağı için sırt çantası sizi bu sıkıntıdan kurtarır.

İtalya’nın sadece bir bölgesini mesela Roma’yı ya da Toskana’yı ziyaret edecekseniz gezme ve zaman konusunda fazla sıkıntı yaşamazsınız. Ancak 1 hafta içinde bütün İtalya’yı baştanbaşa gezdiren; Klasik, Mega ya da Büyük İtalya turlarından birisine katılacaksanız zaman çok önemli olduğundan bazı yerleri koştur koştur şeklinde ziyaret edeceksiniz. Zaman zaman trafiğe takılacak, çoğu kez kalacağınız otele gece 9-10 gibi varacaksınız. Şimdiden buna hazırlıklı olun.

Bir de İtalyanların bizim gibi kahvaltı kültürleri olmadığından sabahları otelde aç kalınca moraliniz bozulmasın. Türkiye’den getirdiğiniz vakumlu peynirler ya da zeytinler bayağı işe yarıyor. Zira bazı oteller kaşar peyniri ya da salamı bile adam başı bir dilim olarak veriyor. Kahvaltıda yumurta ya da domates bile vermeyen oteller var. İtalya’da otellerin kalitesi bizimkilerden 2 yıldız aşağıda. Yani tur şirketi size 4 ya da 3 yıldızlı otel ayarlamışsa bilin ki 2 ya da 1 yıldız ayarında. Türkiye’deki otellerin tırnağı bile olamazlar.

Sizlere gezeceğiniz yerlere göre bazı bilgiler vermek istiyorum. Böylece hangi yerlerde nelerle karşılaşacağınızı daha net anlayacaksınız. Bir de sizlere tavsiyem ekstra turlar için avantajlı paketler var. Tek tek almak yerine avantajlı paket almak çok daha ekonomik oluyor.

Son olarak İtalya’da yemek işi tam bir sorun. 8 ile 18 avro arası çeşitli makarnalar var ki benim favorim karışık deniz mahsülleri olan makarnaydı. Yunanistan’da 10-12 avro iken İtalya’da 16 avrodan başlıyor fiyatı. Dolayısıyla 1 avro 4 TL olduğundan bir makarnaya ya da pizzaya bu kadar para vermek içinizi acıtabilir. O zaman da dilimi 3 avro olan pizzalardan ya da hiçbir şeye benzemeyen 8 avro tutarındaki pizzalardan alabilirsiniz.

Kısacası yemekler pahalı ama restoranlarda istediğiniz içecekler daha pahalı. 1 kolaya ya da suya 5 avro ödeyebilirsiniz. Yemeklerinin kalitelerini asla bozmuyorlar. En iyi malzemeleri kullanıyorlar. Bu yüzden fazla kar edemiyorlar. Esas karı içeceklerden sağlıyorlar. Bir de masaya getirdikleri servis için de ayrıca para alıyorlar. Yani hesabı incelerken 3 avro fazla görürseniz boşuna tartışmaya girmeyin. 1 hafta pizza ve makarna ya da hamburger yemekten kendinizi kabız olmaya hazırlayın. Türkiye’nin aksine İtalya’da çeşmeler çok ve suları içilebiliyor. Sularınızı buradan doldurarak ciddi tasarruf yapabiliyorsunuz.

1 – Venedik:

Venedik merkezdeki oteller pahalı olduğundan şehir dışındaki otelinizden otobüs ile San Marco Meydanı’na giden teknelere yakın bir yere bırakılıyorsunuz. 15 dakika yürüyerek teknelere ulaşabiliyorsunuz.

Venedik’te ilk olarak bir tekne ile 4 km uzunluğunda ana kanaldan geçerek ana meydan olan San Marco Meydanı’na gidiyorsunuz. Tekneden çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Bunun için size tavsiyem teknenin ortasına değil kenarlarına oturmanız. Meydana varınca; Dükler Saray, Rialto Köprüsü, Mahkumların Son Bakış Köprüsü ve Saat Kulesi’ni görebilirsiniz. Bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Tabi Gondolsuz Venedik gezisi olmaz. 2.500’den fazla sevgilisi olduğu söylenen dünyaca ünlü Giovanni Casanova’nın evinin önünden gondolla geçebilirsiniz.

Tekneden indikten sonra kıyıdaki hediyelik eşya satan dükkanlardan değil de iç kısımlardaki dükkanlardan hediyelik eşya almanız daha ekonomik olur. Özellikle evinizin dekorasyonuna çok yakışacak 12-15 avro’ya sallanan gondol ve bir de Venedik magnetlerinden mutlaka almanızı tavsiye ederim.

117 adadan oluşan Venedik’in çevresindeki en ünlü yerlerden ikisi ise Murano ve Burano adalarıdır. Murano ünlü cam atölyeleri ile, Burano ise renkli evleri ve dantelleri ile ünlüdür. Bu adalarda çok çeşitli hediyelik eşyaları bulabilirsiniz.

Birde Venedik’te denize girilebilen tek plaja sahip Lido Adası vardır. Kumsalları ile ünlü ada aynı zamanda Venedik Film Festivali’ne ev sahipliği yapmaktadır.

Ne yazık ki Mega, Büyük ya da Klasik İtalya turlarında zaman sorunu sebebiyle bu adalara ziyaret çoğu kez yapılamamaktadır. Sadece Venedik’i kapsayan turlarda görülebilirler.

2 – Verona ve Sirmione:

Venedik’ten yaklaşık 120 km uzaklıktaki Verona’da İngiliz yazar Shakespeare sayesinde dünyaca üne kavuşan Romeo ve Juliet’in aşk hikayesindeki Juliet’in evini ve ünlü balkonunu görebilirsiniz. Balkona çıkmak parayla olduğundan genelde çoğu kişi aşağıdan fotoğrafını çekmekle yetiniyor.

Roma’daki Coloseum’dan sonra en büyük ikinci yapıyı da yine Verona’da görebilirsiniz. Verona’nın içinde ve surlarında hatta içinden geçen Adige Nehri’nin kenarında fotoğraf çekebileceğiniz pek çok yer görebilirsiniz.

Verona’dan yaklaşık 44 km uzaklıktaki Garda Gölü’nün incisi denen Sirmione, gerek İtalyan ve gerekse diğer milletlerden kaliteli insanların yaşadığı çok bakımlı bir kasaba. Garda Gölü’ne ve çevresindeki doğanın temizliğine çok dikkat ediyorlar. Başta kale olmak üzere burada dolaşırken çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Bu arada dünyanın en güzel evi yarışmasında birincilik ödülü alan evin önünde mutlaka fotoğraf çektirin.

Carducci Meydanı’nda manzaralı restoranlar olsa da Scaligeri Restoran’da karışık deniz mahsullü spagettinin tadına bakmadan gitmeyin.

3 – Milano:

Sirmione’den yaklaşık 150 km uzaklıkta olan Milano Dünyanın önemli moda başkentlerinden birisi. Bunu insanların giyim ve makyaj kalitelerinden anlayabiliyorsunuz. Gerçekten bakımlılar. Şehir insanları bize İstanbul’un Nişantaşı, Teşvikiye ve Abdi İpekçi Caddesi çevresini hatırlatıyor. İtalya’nın gelir seviyesi en yüksek şehirlerinin başında gelen Milano’da Ünlü Duomo Meydanı ve 3.600 heykeli ile yapımı 650 yılda tamamlanan Duomo Katedrali, ünlü opera binası La Scala ve 1887 yılında yapılan ünlü alışveriş merkezi Galleria’yı ve Piazza Castello’yu görüp bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Gittiğiniz bütün yerlerden oranın manzaralı ve kabartmalı güzel 1-2 tane magnetini almayı unutmayın. Arkadaşlarınıza da güzel ve hesaplı bir hediye olur. Siz de buzdolabınızı süslersiniz.

4 – Cenova:

Cenova; İtalyan Rivierası da denilen Liguria Bölgesi’nin başlangıç noktasıdır.

Milano’dan yaklaşık 150 km uzaklıkta olan Cenova’ya varınca ilk önce limana gidip 30-35 yıl önce çekilen ‘’Korsanlar’’ filminden kalma korsan gemisinin önünde mutlaka fotoğraf çektirin. İçine girmek parayla.

Daha sonra hala yıkılmadan korunmuş olan Kristof Colomb’un evinin önünde de fotoğraf çektirebilirsiniz. Ayrıca ünlü Piazza de Ferrari Meydanı’nda da güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Antik Fener Kulesi, Carlo Felice Opera Binası, San Lorenzo Katedrali ve Dükler Sarayı diğer güzel fotoğraf çekebileceğiniz yerlerden bazıları.

5 – Rapallo, San Margarita ve Portofino:

Cenova’dan kısa bir otobüs yolculuğu ile Rapallo ve San Margarita sahillerine ulaşılır. Buralarda halka açık plajlarda denize girebilirsiniz. İtalyanların deniz kenarlarını bizim gibi betonla doldurmadıklarına, yapılan evlerin ve otellerin özellikle denizden bakınca ağaçların aralarında göze batmadıklarını görüp içiniz burkulacak. Marmaris ve sahil şeridini andıran bu güzel yerlerde çevreye, doğaya ve insana saygıyı göreceksiniz. Arabaların korna çalmadığı, sürücülerin yayalara nasıl saygılı ve kibar olduklarını, belediyelerin kendi yakınlarına ya da önemli kişilere kumsalları ve sahilleri peş keş çekmediğini göreceksiniz.

San Margarita’dan 5 avro karşılığında 15 dakikalık bir deniz yolculuğu ile tekneler sizi son liman denen Portofino’ya götürüyorlar. Hem teknede gidip gelirken hem de Portofino’da kaleye tırmandıktan sonra çok güzel fotoğraflar çekebileceğinize eminim. Meraklısı için Portofino Limanı’na girerken sol tarafta ünlü yumuşak modacılar Dolce ve Gabbana’nın evini de görüyorsunuz. Hatta 8 yaşındaki oğlum Göktürk gidip zillerine bile bastı. Allahtan pardon dedik. Eyvallah abi dediler. ??

6 – Pisa, Cinque Terre köylerinden Vernazza ve Manarola:

1093 yılında yapılan Pisa Kulesi ve çevresindeki yapılar gerçekten çok güzel. Özellikle Pisa Kulesi ile aynı fotoğraf karesine girip çekim yapmak isteyenlerin tuhaf davranışları sizi şaşırtmasın. Kendinizi de bir anda aynı hareketleri yaparken bulabilirsiniz. Ben Pisa Kulesi’ni külahın üstüne koymuş yalarken fotoğraf çektirmeye çalışan yaratıcı tipleri bile gördüm. Gerisini siz hayal edin artık.

Pisa Kulesi’ne giderken otobüsten indikten sonra yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş yapıyorsunuz. Yaklaşırken sağlı sollu bir sürü hediyelik eşya satışı yapan dükkanlar var. Hemen onlara girmeyin. Bir an önce fotoğraflarınızı çekin sonra gelip rahat rahat alışverişinizi yapın. Özellikle İstanbul’da yaşamış biri var. Size bayağı indirim yapıyor. Rehberinize sorun hangi dükkan olduğunu.

Bir de kuleye gelmeden ilk girişte dükkanların karşısında sağ tarafta karnınızı doyurup, demleme Türk çayı içebileceğiniz bir Müslüman cafesi var. Sakın kaçırmayın derim.

1998 yılında Unesco Dünya Mirası’na dahil edilen Cinque Terre Köylerinin en güzeli olduğu söylenen Manarola ile Vernazza köylerine trenle gidebiliyorsunuz. Vernazza’da denize girebilirsiniz. Manarola’da da harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Acıkınca soğuk bira ve karides-kalamar üçlemesini unutmayın. Tabi dilim pizza ve arkasından güzel bir dondurma da ekonomik seçeneğiniz.

7 – San Gimignano, Floransa ve Siena:

Lucca yerine ortaçağ’da hacıların hac yolunda olan yerlerden San Gimignano’yu ziyaret etmenizi şiddetle öneriyorum. Ortaçağ’ın Manhattan’ı sayılan bu kasabada gökdelen gibi yüksek evleri hacıları ağırlamak için yapmışlar. Hatta 1255 yılında bina yüksekliği 70 metre’den yüksek olamaz yasağı getirilmiş. İşkence müzesi de yine ziyaret edilebilecek yerlerden. Ancak bence en güzeli ise seramikle yapılmış her türlü eşyalar ki hediyelik eşyalar da buna dahil. Bu dükkanları gezerken evinizi dekore edebileceğiniz inanılmaz güzel şeyler bulacağınız eminim. Türkiye’ye götüremeyeceğiniz için içinizin yanacağı güzellikte eşyalar göreceksiniz. Ben seramikten yapılmış muhteşem masa ve çeşme görüp, üzüntüden dükkandan zor çıkmıştım. Bir de 163 avro’ya büyük seramik tabaklar var. Tam salon duvarına asmalık benden söylemesi. Tax-free ile size 135-140 avro’ya düşüyor fiyatı.

San Gimignano’da 2016 yılının dünyada en iyi dondurmacısı seçilen Galeteria Dondoli’de dondurma yemeyi unutmayın. Bence bizim Maraş dondurması dünya birincisi ama buradaki çeşitler harika.

Rönesans’ın başkenti Floransa’da Avrupa’nın 4. büyük kilisesi olan Santa Maria Del Fiore Katedrali’nin ve ünlü Cennet Kapısı’nın fotoğrafını çekebilirsiniz. Bir de ünlü Senyörler Meydanı sizi sanki bir açık hava müzesindeymiş gibi hissettirecektir.

Kuyumcu ve antika dükkanları ile ünlü Ponte Vecchio’yu (eski köprü) mutlaka görün. Köprünün üstünde de fotoğraf çektirin.

Benim gibi sonradan gurmeler için Floransa İtalya’da en iyi T-bone steak yapılan şehri imiş. Yalnız sipariş verirken ‘ben cotto’ yani iyi pişmiş demeyi unutmayın. Yoksa içi çiğ olarak gelir aynı Fransa’da olduğu gibi. Nuti Restoran’da önce bir sebze çorbası ve etin yanında da chianti şarap size ziyafet gibi gelebilir. Hesap ise yaklaşık 50 avro. Tatlı için Gilli’de Tiramisu’yu ayakta ekonomik bir fiyata yiyebilirsiniz.

Dünyanın ilk bankası olan Monte del Paschi’nin kurulduğu şehir olan Siena, dar sokakları ve Avrupa’nın en büyük meydanı kabul edilen Campo Meydanı ile ünlüdür. Siena-Floransa arası 75 km iken, Siena-Orvietro arası yaklaşık 175 km kadardır.

Siena’da Aziz Katerina Kilisesi’ne de uğruyorsunuz. Buranın özelliği veba salgını sırasında Aziz Katerina’nın baş parmağı ile hastaları iyileştirdiğine inanılması. Kilisenin içinde Aziz Katerina’nın ünlü baş parmağı ve kafası bir camekan içinde sergileniyor. Çaktırmadan flaşsız fotoğraflarını çekin.

8 – Orvieto, Napoli ve Pompei Harabeleri:

Ortaçağ’dan kalma küçük ve dar sokaklarıyla şirin bir kasaba olan Orvieto 1-1.5 saatte görülebilir. Dolayısıyla fazla vakit kaybetmeye değecek bir yer değil.

İtalya’nın 3. büyük şehri olan ve bize biraz İzmir’i hatırlatan Napoli ünlü Margarita Pizza’nın doğduğu yerdir. Garibaldi Meydanı, Via Toledo ve çevresindeki yerlere şehrin en eski mahalleleri deniyor. Eskiden Mafya liderlerinin toplantı mekanı olan ve sık sık silahlı çatışmalara sahne olan ünlü Gambrinus’da kahve içeyi ihmal etmeyin.

Tur rehberiniz ile önceden konuşup sakın Casserta’da outlet olarak size gösterilen pahalı yere gitmeyin. Buranın yanından geçen otobanın tam karşısında esas her türlü ucuz eşya satan birkaç tane büyük AVM var oraya gidilmesini isteyin. Yani Carrefour tarafına gidin. Bana dua edersiniz.

Pompei harabeleri öyle şişirildiği kadar çok da süper bir yer değil. Görülmesi gerekli diye mutlaka görülüyor. Bizim Efes harabelerinin biraz daha yapılı hali. Pompei’ye giderken ve orada mutlaka Vezüv Yanardağı’nın fotoğraflarını da çekmeye çalışın.

Bu arada Capri Turu’nun pahalılık ve sıra beklenilmesi gereken yoğun kalabalık yüzünden eziyet haline geldiği söyleniyor. Bence katılmasanız da olur.

9 – Vico Equense, Positano, Sorrento ve Amalfi kıyıları:

İtalya turlarının kartpostal kalitesinde en güzel fotoğraflarını çekebileceğiniz bu kıyılarda kayalara yerleştirilmiş renkli evlerin doğa ve denizle olan uyumuna hayran olacaksınız.  Amalfi’nin tarih ve deniz kokan sokakları, Sorrento’nun harika manzaraları ve aslında bir balıkçı köyü olan Positano’nun ünlü seramiklerine doyamayacaksınız.

Yemek için özellikle Amalfi Kasabası’nda kilisenin önünden geçen (merdivenlerden çıkmadan) hafif yokuş olan yoldan ilerlediğinizde solunuzda bir fish and chips restoranı göreceksiniz. Restoran dediğime bakmayın önündeki 2-3 masada ayakta yiyiyorsunuz. Küçük balıkları, kalamar ve karidesleri kızartıp bir külaha doldurup veriyorlar. 2 külah ve 1 bira 16 avro tutuyor. Bayılacaksınız.

10 – Vatikan ve Roma:

Vatikan’a sakın sabah gitmeye kalkmayın. St.Pietro Katedrali’ne girmek için güvenlik kontrol uygulamalarının sıkı olması yüzünden en az 1-2 saat sıra beklemek zorunda kalırsınız. O yüzden en güzeli akşama doğru saat 5 gibi orada olursanız en fazla yarım saat beklemeyle içeri girebilirsiniz. Saat 19’da kapandığını ve gelirken özellikle bayanlar için şortunuzu kapatacak bir şal getirmeyi unutmayın.

Normalde 1 haftada ancak gezilebilecek bir şehir olan Roma’yı tur yüzünden 1 günde gezmek zorunda kalmak inanın çok acı. Adeta bir açık hava müzesi olan Roma’da; Aşk Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, Colosseum, Pantheon, Navona Meydanı ve Melekler Kalesi mutlaka görüp, fotoğraf çekmeniz gereken yerler.

Son Söz:

Adına Mega İtalya, Büyük İtalya ya da Klasik İtalya deseniz de bütün İtalya’yı 1 haftalık tura sıkıştırmak çok zor. Hatta tur şirketlerinin ve rehberlerinin işleri daha da zor. O yüzden biraz koştur koştura alışmak zorundasınız. Yanınıza rahat ayakkabılar alıp günde neredeyse en az 10 km yürümeye alışmanız lazım.

Ben, eşim ve 8 yaşındaki oğlum ile bu geziye katıldım. Tur fiyatı 1.600 avro, ekstra turlar paketi 750 avro (kişi başı 275, çocuk %50) yemek 400 avro, alışveriş ise 350 avro ile toplamda 3.100 avro’ya (yaklaşık 12.500.-TL) turu bitirebildik.

İnşallah sizlere faydalı bilgiler verebilmişimdir.

Sevgi ve Saygılarımla,

Mehmet Ulusal SAĞ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1920
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster