Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
406
 

İtalyan savcıya kulak veriniz...

İtalyan savcıya kulak veriniz...
 

Eski sömürgecilerin yöntemleri çok farklıydı…

Silahla, güçle, ordu ile bir ülke işgal ediliyor ve ülke sömürgeleştiriliyordu.

Sonra da, çoğu kez sömürgeye bir vali atanıyor, egemenliği sağlayabilmek için de ordunun desteği canlı tutuluyordu.

Bu yöntem zaman içinde demode oldu… Birçok zararları ortaya çıktı. Ve oldukça masraflı olduğu görüldü.

Bu yöntemin en büyük sakıncası, sömürge haline getirilen ülke halkında ciddi bir tepkiye ve ulusal yönde bilinçlenmeye yol açmasıydı.

Daha sonra, taktikler, stratejiler ve yöntemler geliştirildi.

İletişim çağının sınırsız olanakları kullanıldı.

Sömürge haline getirilecek ülke içindeki, zayıf karakterli, para ve şöhret düşkünü insanların devşirilme yolu ile saflara kazandırılması yöntemi öne çıktı.

Derken, idmana ABD’nin dâhiyane bir buluşu yetişti…

Avrupa, Sovyetler Birliği’ne [yani komünizme] karşı korunmalıydı!..

Koruyucu melek tabii ki, Amerika’ydı… Ama Amerika bu işlevi tek başına yüklenmek istemiyordu… Alimler, bilginler, uzmanlar ve doğal olarak CİA, sömürgeciliğin geçmiş deneylerinden istifade ederek ve saldırganlık kültürün “değerli” mirasından yararlanarak ortaya NATO denen organizasyonu çıkarttı…

NATO, Kuzey Atlantik Paktı demekti!..

Yani, okyanusun iki yakasında yer alan devletlerin kurdukları bir “savunma örgütü”…

Bu örgüt, kendi varlık sebebini yıllarca komünist tehlikeye karşı bir savunma aracı olarak tanımlamış ve böylece de yutturmuştur.

Peki, sonra ne oldu?

Sovyetler Birliği dağıldı, çöktü…

Çöktü ama, NATO devam etti!

İşte üzerinde düşünülmesi gereken nokta burasıdır.

NATO, gerçekte Amerika’nın Batı Avrupa ülkeleri ile örgütün etki altında kalan diğer ülkelerin egemenlik alanına müdahale edebilmesi ve daha açık bir ifade ile, bu ülkeleri çekip-çevirip, yönetebilmesi için kurulmuş bir aygıttır… İşte yaşadığımız süreçte, bu gerçek ortaya çıktı!

Bu aygıtın işlevi ise, NATO içindeki gizli bir birim tarafından üstlenilerek, yönetilmektedir… Sözünü ettiğimiz aygıtın dünyadaki bilenen adı, Gladio’dur.

İtalya’da Gladio üzerine giderek bu yapılanmanın ipliğini pazara çıkartan ünlü savcı Felice Casson, bakın neler yazıyor:

- Kuruluş amacı, ülkeyi Sovyetler Birliği işgaline karşı korumak. Ama daha 1960’lı yıllara gelmeden bu amacından sapıp, ülke içindeki muhaliflere karşı da görev yapmaya başladı. Aslında CIA’nin hoşuna gitmeyen grupları baskı altına alıyor, sindiriyordu. Sadece solculara karşı değil, o dönem hangi kesim muhalifse; mesela Hıristiyan Demokratlar’a karşı bile görev yaptı. Yani kim CİA’ya ve Amerika’ya muhalifse, hedefte onlar vardı…

Türkiye halkı bu güncel tespitleri çok iyi anlamak ve değerlendirmek zorundadır… İçinde yaşadığımız süreci [ancak] bu tespitlerin doğrultusunda çok daha iyi kavrayıp, anlayabiliriz.

Şu anda Türkiye’nin gündemini işgal eden hemen hemen tüm konuların kökenini, bu tespitten sızan bilinç aydınlığı ile su yüzüne çıkartabiliriz…

Gerek hukuk platformunda, gerek savunma reflekslerimizde, gerek ekonomik açmazlarımızda ve gerekse Türkiye politikasını işgal eden tüm konuların karmaşasında… bu aynı etkinin izlerini görüp, ayıklamak zorundayız….

Türk aydını, her dönemdekinden daha uyanık, daha bilinçli ve daha cesur olmak zorundadır.

Çünkü açıkça görüleceği üzere, emperyalizmin saldırıları içinde bulunulan süreçte olağanüstü artmış ve bu saldırılara karşı sürdürülmesi gereken mücadele, ertelenemez bir nitelik ve aşamaya ulaşmıştır.

http://www.soruyusormak.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster