Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4219
 

İtiraf ediyorum!

İtiraf ediyorum!
 

Eskiden bu konuda kendimi ifade etmezdim.

İşin gerçeğini itiraf ediyorum !

Utanırdım bunu ulu orta söylemekten.

Duyulmasından da korkardım.

Tuhaf bir his, nasıl anlatılır ki ?

Duyulursa yadırganır ve hatta belki dışlanırdım çevrem tarafından.

Bilmiyordum ne olacağını duyulsaydı. Kimbilir belki "ruhsuz" "duygusuz" "kalpsiz" derlerdi...

İyi olmazdı duyulsaydı ! bunu tahmin edebiliyordum..

Bir kadın olarak bunu dillendirmekten utandım yıllar boyu.

Durumumu adlandıramadım.

Neydi bu bendeki acaba ? Niye böyleydi ? Acaba çoğu kadın böyleydi de, benim gibi utanıp sıkılıp söyleyemiyorlar mıydı ? Ve mecbur mu kalıyorlardı onu yapmaya.....

Açık açık herkesle oturup konuşamıyordum ki aslını öğreneyim ?

Merak edip soranlara kaçamak cevaplar verdim hep.

Soruları bazen duymamazlıktan geldim, bazen yalan yanlış cevaplar verip geçiştirdim. Maksat bendeki durumu bilmemelerini sağlamaktı.

Çünkü kimbilir belki de çok ayıptı böyle olmak ! Utanç vericiydi !

Belki de ben gerçekten "ruhsuz" dum.. "duygusuz" dum.. "kalpsiz"dim..

Hayır hayır olamazdı değildim, ben son derece duygusal ve hassastım.

Kardeşim, annem bildi, çok yakın bir kaç arkadaşlarım bildi o kadar.

İşte böyle uzun uzun yıllar geçti.

Şimdi biraz biraz kendimi ifade edebiliyorum. Özellikle son 2-3 senedir, biraz daha rahatım. Düşündüklerimi tam olarak ifade edemesemde, artık gerekli tüyoları veriyorum merak edenlere.

Cumartesi günü Sabah'ın gazetesinde Elvan Demirkan'ın köşe yazısını okuyunca, yüreğime soğuk soğuk sular serpildi. Tam da benim duygularımı anlatıyordu. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz.

O yazıyı saklıyorum. İlerde net bir şekilde durumumu anlatırken, o yazıyı göstermek üzere...

Bakın böyle birşey var ve işte ben de bu gruba dahilim diyebilmek için :)

Öncelikle kendimle gurur duyduğumu bilmenizi istiyorum, binlerce kişinin önünde bunu itiraf edebildiğim için.

Benim için büyük bir aşama.....

Merak ettiniz değil mi ?

İtiraf ediyorum.... BEN HAYATIMDA BİR ÇOCUK İSTEMİYORUM !

Evlilik olsa da olur olmasa, ama şu an ki hislerim olmasa daha iyi olur kıvamında.

Ama hayatımda bir çocuk asla !

Budur dostlar bendeki durum.

Bilinçaltımdaki negatif bir kayıt mı ? Kişisel bir özellik mi ? Eril özelliklerin yoğunluğu mu ? Rahatına çok düşkün olmak mı ? İnanın nedenini bilmiyorum. Bildiğim şu, ben yaşadığım sürece HAYATIMDA BİR ÇOCUK İSTEMİYORUM !

Mutsuz muyum ? Hayır fevkalade mutluyum, bu benim tercihim ve böyle yaşamayı seviyorum bu kararımdan da yaşadığım sürece pişman olmayacağım.

Yanlış anlamalara yol açmamak için hemen açıklamak istiyorum. Çocuklara bayılıyorum, çok seviyoürum, ölüyorum. On yaşında bir yeğenim var iki gün görmesen çıldırıyorum özlemden.

Benim problemim kendimle ilgili....

Çocuklarla asla bir alıp veremediğim yok, bayılıyorum her birine de, yolda gördüğümde dayanamayıp mıncıklıyorum.

BEN HAYATIMDA BİR ÇOCUK İSTEMİYORUM !

Cumartesi günü Sabah Gazetesi'nin Günaydın ekinde, Elvan Demirkan'ın köşe yazısını okuduğumdan bahsetmiştim.

Elvan Demirkan, bu konuya değinmiş ve yapılan bazı araştırma sonuçlarından bahsetmiş.

"Çocuğunu kucaklamak kadar insanı tatmin eden bir his yok belki bu dünyada... Çocuk sahibi olmanın, bir insanın duygusal hayatını geliştirdiği ve derinleştirdiği kuşkusuz... Değerleriniz, öncelikleriniz değişiyor; olgunlaşıyorsunuz... Onlarla mutlu olduğumuzu düşünüyoruz. Bu sebeple çocuksuz olanların hayatlarının "boş ve tatminsiz" olduğu anlayışı yaygındır. Hele kadın anne olmak istemedi mi; hemen negatif bir seterotip'e oturturuz. Kariyerine düşkün ve sadece kendini düşünüyordur... Annelik iç güdüsü olmadığı için ya 'bencil' ya da 'şanssız'dır... "

"Son yıllarda yapılan bütün araştırmalar "çocuk sahibi olmanın insanı mutsuzlaştırdığı"sonucunu veriyor. Amerika'da Pew Araştırma Merkezi'nde yapılan bir araştırma ilişti gözüme. 1976 yılından bu yana annelik duygusunu tatmamayı tercih eden kadınların sayısı ikiye katlanmış. Peki, kadınların aslında içgüdülerinde var olan bu duyguyu tatmak istememelerinin sebebi nedir? Çocuksuz yaşamın cazibesi niye artmaya başladı? Çocukların hayatımıza anlam kazandırdıkları bir gerçek... İyi güzel de, kim o anlamı şöyle dolu dolu yaşayabiliyor? Bizim aklımız kaygılar ile dolu... Çocuğunun geleceği üzerine uykusu kaçmayan anne-baba tanıyor musunuz? Okulu, aktivitesi, beslenmesi, arkadaşları, vaktini nasıl geçirdiği... Kafaya sürekli takacağımız bir derdi mutlaka var. Sadece çocuklarına yabancı bir ülkede eğitim verebilmek için pılını pırtısını toplayıp, lise boyunca yurtdışına taşınan o kadar tanıdığım var ki... Günümüz anne-babaların hayatına bir bakın... Süper çocuk yetiştirme yarışının üzerimizdeki baskısını kaldıramaz olduk... Ne yaparsam yapayım 'benden daha iyi olan var' kaygısı... Sürekli bir yetersizlik ve suçluluk duygusu... "

"Karı-koca arasındaki tartışmaların büyük çoğunluğu, çocuklarını nasıl disiplin edecekleri konusunda anlaşamamalarından çıkar. Ya da çocuk doğduktan sonra çoğu çiftin birbirlerine olan ilgileri çocuğa döner. Okulu, ödevi, aktivitesi derken yorgunluk ve stres yüzünden toleransını kaybeden çiftler, küçük şeylere bile daha büyük tepkiler vermeye başlarlar. Çalışanlar, ne kendilerine ne de çocuklarına yeteri kadar vakit ayıramadıkları için şikayet ederler... Ondan sonra o suçlulukla çocuğun bütün şımarıklıklarına köle olurlar. Biraz ağır oldu belki ama çocuklu yaşamın gerçeği bu... Hayalini kurduğunuz 'ideal aile' ile yukarıda saydığım gerçekler arasındaki açıkta büyümeye başlar. Bunca baskının içinde anne olmak kadınları öyle bir değiştiriyor ki, çevremde eskiden akıllı ve ilgi çekici bulduğum bazı kadınlar, nörotik ve saplantılı olup çıktı. Sonuç; çocuklar da, anne-babalar da mutsuz. İşin daha da enteresan yönü, daha çok imkanı olan ailelerin bu konudaki memnuniyetsizlikleri daha da artıyormuş. Evet, çocuk yetiştirmenin doğru ve yanlış yolları olduğu kesin. Ama sürekli başkaları ile kendinizi kıyaslayıp, doğruyu yapmadığınıza inanmak gibi bir tuzağa düştünüz mü 'çocuğun hayatınıza kazandırdığı anlamı' hissetmeniz zorlaşıyor... "

"Harvard Üniversitesi'nden Psikolog Daniel Gilbert, aslında insanların kendilerini "neyin mutlu edeceğini" yanlış tahmin ettiklerini söylemişti... Aynen paranın mutluluk getireceğine kendimizi şartladığımız gibi... Çocuklu yaşam sizi daha mutsuzlaştırmıyor ama daha da mutlu yapmadığı da kesin. Sonuç; Daniel Gilbert'in bir konuşmasında kabaca ama doğruyu söylediği gibi; "Çocuklar inanılmaz bir mutluluk kaynağı ama insana haz veren diğer bütün kaynakları b...ka çeviriyorlar..."

Son cümleye katılır mısınız, katılmaz mısınız bilmem.

Beni kınar mısınız, anlamaya mı çalışırsınız onu da bilmem.

Budur bendeki durum, itiraf ettim kurtuldum :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Nilgün'cüğüm, Aslında anlatmak istediğine ve köşe yazarının anlattıklarına katılmamak mümkün değil...Kaygılarından dolayı, haklısın...Böylesi bir çok olumsuzluğun içine tertemiz melek gibi çocukları yerleştiremiyorsun...Dünyamız bozuldu, insanlar bozuldu, elle tutulur geleceğe aktarılabilir bir şey kalmadı...Haklısın AMA Ben diyorum ki, sevgi ile her şeyin üstesinden gelemez miyiz. Bir atasözü ''ÇOCUK, İSTEDİĞİMİZ GİBİ DEĞİL, YETİŞTİRDİĞİMİZ GİBİ OLUR'' diyor...B..ka çevirme kısmı doğru, ama acısı ve tatlısı ile...Yüreği kocaman sevgiyle dolu bir insansın...Kendince haklı nedenlerin elbette vardır...Eskiden anne baba çocuklar bana baksınlar düşüncesiyle dünyaya getiriyorlardı...Bu da yanlış, o evlada bir takım bilgiler verilirse o bilir ne yapacağını...Şimdi ki anne baba iyi bir insan olsun, vatana, millete diye yetiştirmeye çalışıyor...Ne düşünüyorsun? Sevgiyle öpüyorum...

sündüs 
 18.05.2011 10:02
Cevap :
Sündüs Ablacığım.. Aslında biraz biraz değişiyor fikrim. An be an değişiyoruz ve fikirlerimiz de değişiyor. O kadar doğru ve güzel şeyler söylemişsiniz ki - her zaman ki gibi - "Çocuk istediğimiz gibi değil, yetiştirdiğimiz gibi olur" çok doğru. Bakalım ablacığım hayırlısı olsun, ama o yazıyı yazdığım günki kadar katı bakmıyorum artık, daha sıcağım. Belki bir sürpriz yaparız sizlere :) Güzel yorumunuz için yürekten teşekkürler, kocaman öpüyorum.  18.05.2011 13:04
 

Nilgün hanım, "Annelik" duygusu bildiğiniz gibi kadın doğasına daha dünyaya gelmeden monte edilir. Bu duygu kadından kadına farklılık gösterse de her kadında mevcuttur. Bence sizde çocuk istememenin bilinçaltı sebepleri 1- O kadar duygusalsınız ki, "eğer bir çocuğum olurda ona bir şey olursa " korkusundan bu isteği sürekli bastırır veya ertelersiniz. 2-Anlattığınız kadar çocuklara düşkünseniz " anneliğin hakkını verebilir miyim acaba?" korkunuz olabilr. 3- Psikolojiniz hazır olmayabilir. 4-" Benim bu adamdan mutlaka çocuğum olmalı" duygusunu ve güvenini henüz hiçbir adam size yaşatmamıştır 5- Bir çocuğa katlanamayacak kadar bencilsinizdir. Bence sizin durumunuzu açıklayan en zayıf ihtimal: 5. ihtimal Yazılarınızdan tanıdığım kadarıyla ise size en uygun ihtimal 4. ihtimal. Yani hayatınızın adamını bulamamışsınız durum bundan ibaret. O adamı bulduğunuzda fikriniz % 1000000 değişecek eminim. Umutla bekleyiniz efendim. Beyaz atlı prensiniz mutlak gelecek. Belki yarın, belki öbür gü

Cem Beraat Çamsarı 
 21.03.2011 15:53
Cevap :
Cem Bey :) aslında tüm maddeler biraz biraz beni anlatmış. En çok da sanırım bencillik duygum ağır basıyor. Eğer bir çocuk meydana getirirseniz, ömrünüz boyunca o çocukla bütünleşmeniz ve kendinizi ona adamanız gerekiyor. Elbette anne olanlar için bu zor değildir ve sorsanız hatta zevkle yaptıklarını söyleyeceklerdir. Ama ben hiç anne olmadığım ve de bencil bir yaradılışa sahip olduğum için, çocuğu hayatımı ve özgürlüğümü bloke edici bir varlık olarak görüyorum... Durum böyle olunca da, çocuk sahibi olmak bu karekterde biri için ancak ızdırap olabilir :) Beyaz atlı prense gelince, kim bilir belki gelmiştir ve hayatımdadir şu an :)) Saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ederim değerli yorumunuz için, sevgiler.  21.03.2011 16:34
 

Nilgün Hn. Uzun uzun yazmış olmam belki bu konuda kendimi iyi hissetmediğim izlenimi verdi:)))) Evet ben kendi düşüncelerim ve duygularımı oldukça gözden geçirdim bu doğru. Ama hiç tepki almaktan korkup gizlemedim. Dikkat çekmek istediğim şu ki, ben seçimimi ortaya koyunca insanlar daha önce uzun uzun anlattığım tepkileri verdiler. Sonuçta dediğim o dur ki, tıpkı sizin de dediğiniz gibi kimsenin kimseyi kategorize etme ya da kınama hakkı yoktur. Ne onların bizi ne de bizlerin onları:)) Öyle değil mi? Saygılar.

Mümine Tayan Coşkun 
 06.08.2010 21:34
Cevap :
Selamlar Mümine Hanım. Onlar da yok, biz de yokuz... :) Bir ayrım yok, bunu beyinlerimiz yapıyor ne yazık ki. Sanırım bunu tam olarak anlayınca olay çözülecek. Selamlar, teşekkürler.  09.08.2010 8:49
 

Nedeni önemli değil, eğer çocuk sahibi olmak istemiyorsanız, anlaşılmıyorsunuz ve duruşunuza saygı gösterilmiyor çoğu zaman. Ben isteyen arkadaşlarımı hiç sorgulamazken, ben istemediğim için sorgulanıyorum. Eğer "neden" diye bir sormak hakkı varsa, benim de olmalı. Ben onları anlamaya çalışıyorsam onlar da beni anlamaya çalışmalı. Ve hayatımın boş olduğu konusunda yargılanmak son derece haksızlık. Pişman olacaksın uyarıları da ayrı. Evet ben de kararımdan ötürü bir gün pişmalık duyabilme ihtimalim olduğunu biliyorum. Tıpkı her konuda olunabiliceği gibi. Ve bunu bilerek seçimimi yapıyorum. Velhasıl bu konu benim ajandamın da en top konusu. Konuşacak çok şey var. Fakat istiyorum ki bizim gibi düşünen kadınlar biraz kabullenilsin toplumda ve bu konu tartışma konusu olmasın. Selamlar, saygılar.

Mümine Tayan Coşkun 
 04.08.2010 10:06
Cevap :
Ne münasebetle ?? İnsanlar evli olup, çocuk sahibi olduğu için mi toplumda statü elde ediyorlar ve saygı gösteriliyor sanıyorsunuz ??? Yapmayın nolur Mümine Hanım :)) Ne alakası var. Bunlar sakın sizin korkularınız olmasın? Ben hayatımda bundan daha komik bir şey daha duymadım. O halde fikrimi söylüyorum. Ne yazık ki bende evli olup iki çocuk ve bir kocayla uğraşan bir kadına acıyorum ! üzülüyorum onun için, benim gibi hayattan zevk alamadığı için. Benim kadar özgür olamadığı için. Canı ne isterse yapamadığı için, çok üzgünüm onlar için :) Bakın bu da benim düşüncem, ne olacak şimdi ? Demek herkesin bir düşüncesi var ve saygı duymak lazım. Bizim gibi kadınlar toplumda kabullenilsin demişsiniz, bi kere daha kınıyorum sizi, inanın ben ilk kez bu kadar ağır bir itham duyuyorum. Kabullenmek veya kabullenilmemek ne demek ??? Buna kim karar veriyor ? Kim yargılıyor bizi ?? Size önerim lütfen biraz düşüncelerinizi gözden geçirin. Sizin düşünceleriniz değişirse, çevrenizde sizi kınamayan ve an  04.08.2010 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8177
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster