Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
2234
 

İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum!

İtiraf ediyorum ben, Mit’te olmuştum!
 

http://www.mit.gov.tr/amblem.html


Yıllar önce bir gün, vakti kerahet zamanı; köftesi meşhur “Ahmet bey” kasabasında asker arkadaşım pullukçu Necmi, kaportacı Halil, boyacı Veli ile çilingir sofrasına oturmuş karınca kararınca, delikanlı gibi ama akıllıca! Şedaraban makamında ”saki sun elin nur olsun, çilemiz dolmayacak bari kadehler dolsun” Sadettin Kaynak’ın bu sözleri eşliğinde, ufaktan 45 derecede sabit! Hakiki, Tekirdağ menşeli birinci sınıf anasonlu üzüm suyundan küçük yudumlar ile büyük bir muhabbetin içindeyiz.

İstanbul’dan gelmiş olmanın verdiği ayrıcalık ile nevi şahsıma münhasır, aristokrat duruşumdan etkilenmiş olan meyhaneci! Asker arkadaşımın kulağına eğilerek “arkadaş kim? ” diye sordu!

Asker arkadaşım önce bana baktı, sonra onun kulağına eğilerek sessizce “Aramızda kalsın mit’ten” deyince; bardak ağzımdayken duyduğum bu söz karşısında, belediye fıskiyesi gibi püskürtmemek için kendimi zor tutabildim!

İkide bir, Halil kardeşim isyanlarda ahhh Müjgan ah! “Aşkın etti beni nezle, burnumu sildim 32 metre bezle” Diyerek adabı erkân gözetmeden kadehlerin dibine dibine vuruyordu!

Efendim bu Müjganın hikayesine gelince; bir önceki akşam komşu köyde bir düğün vardı. Biz yine dört arkadaş, düğünün olacağı köyden bir başka arkadaşın davetlisi olarak o düğünde bulunmuştuk.

Halil arkadaşımız orada Zeyna nın ikizi! Güçlü kuvvetli irice bir kıza, görür görmez yıldırım aşkı ile tutuldu! Bizim Halil ise Aydemir modundan biraz hallice.

Bu arada meyhaneci “mit” adını duydu ya; lakerdadan haydariye, kavun, peynir, manda yoğurduna, narlı patlıcan salatasından, portakallı ördeğe. Ara yiyecekler olarak sıcaklardan… Can ciğer kuzu sarması, ızgara köfte ve yoğurtlu biber dolması, su katılmamış dere otlu üzerinde halis muhlis zeytinyağı gezdirilmiş, içinde küt kesilmiş hıyarı ile cacık, üzerinde sarımsaklı yoğurt gezdirilmiş patlıcan kızartması, hafif ızgarada pişmiş tereyağlı sulu mantar (suyu füüüüb diye içilenlerden) vallahi dostum sen bu işi biraz abarttın mı ne?

Asker arkadaşım bana çaktırmadan göz kırpıyor “bozuntuya verme bunlar beleş”

Meyhanecinin ikinci şube takıntısı mı varmış ne:))

Meyhaneci gitti geldi kulağıma fısıldayarak bana hep sorular sordu! Hani ben mit’tenim ya kimse duymasın hesabı!

Allahtan, ikinci şubeden babamın çok yakın bir arkadaşı vardı. Onun anlattığı tüm hikâyeleri ben yaşamış gibi anlattım...

Ahhh Müjgan ah; aşkın etti beni nezle, burnumu sildim 32 metre bezle” :))
Düğünde Müjgan kendisine bakınca, bizim Halil kendini kenar köşeye sığdıramaz olmuştu! Düğünün sonlarına doğru Halil bizi düğüne davet eden arkadaşın kulağına eğilip ona Müjganı sordu!

- Haaa o mu? O motor yahu, köyde bakmadık çocuk, yatmadık adam kalmadı (!)

- Hıııı!

Bizim Halil dünden beri kendinde değil.

- Olur mu be kardeş? "Uleyn şrfsz! İnsan alıştıra alıştıra söyler yahu… Ne olurdu gerçeği söylemeseydin de biraz daha mutlu olsaydım!"

Bu arada asker arkadaşım, hesabı meyhaneciye zorla verdi, zaten yarısından fazlası mit’çiye ikramdı!

Önce kızdım ama sonra hoşuma gitti mit’çilik. Bakışlarım bile değişti, sarhoş bile olmadım masadan kalktığımda çakı gibi dimdik ayaktaydım! Sabaha kadar Halil’i ay ışığı altında teselli ettik.

Siz siz olun, insanların simitçi kahveci gazozcu olduğuna bakmayın. Kimin ne olduğu alnında yazmıyor! Selam ve sevgilerimle mitçi, demirci, balıkçı pardon hepsinden işte, azar azar:)) hepinize sonsuz saygılar…

mamut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kemanın sopasıyla nodulluyor, dabrukatör gözlerini yarım açıp nerede olduğunun farkına varınca icrasına devam ediyordu. Kardeşiniz naçizane, set üstünde gereken Z vitaminini bulup keyif olmuş, akşam olmuş güneş batmış, rakılar artık yol gözüktüğünden duble geliyor, sayı sayılmıyordu. Bu kadar uzatmamın nedeni, anlayın artık fatura ne gelecek! Karanlık bastırınca istedim, hesap geldi. Şöyle bir neticeye bakıp tek kaşı hafif Kadirvari kaldırıp garsona en babacan tavrımla, laf olsun diye attım; "birader, patrona Arap Celal'in selamı var, şunu biraz ince kalemle yazsın diyor de.." dedim. Çocuk gitti geldi. Baktım, hesap yarıya düşmüş! Verdim, kalktık tam keyif gittik... ..Hanım Kemerburgaz'lıdır. Neden sonra öğrendim ki, Arap Celal diye babalardan bir baba zat varmış oralarda hakkaten! Allah korumuş, sevgili kuluymuşum. Bereket adamın namı var da,sureti pek görünmezmiş ortalarda. Bir müddet paranoyak oldum. Baba, encamı öğrenip te "kimmiş bu zibidi!" merakına mucibolur diyerek!...

mamut 
 25.05.2008 5:20
Cevap :
Vallahi ağabey seninki de güzelmiş keşke blog yazsaydın. Paylaşımın için teşekkür ederim. Sağ ol.  26.05.2008 18:18
 

çoluk çocuk, Kilyos yolundaki mangallı ,çayırlı, 15 dakkası 15 papele atla gezilen; falcı cadıların, baloncuların, horoz şekercilerin, pembe boyalı pamuk helvacıların bol olduğu sıra mekanlardan birine postu serdik. Bendeniz cennet kuşu, Ali gibi "gazozcu" olmadan önceydi...İçtikçe açılır, açıldıkça keyfe gelip adabı muaşeret çerçevesinde güller gibi saçılırdım. Ayali hareme at kiralayıp, çocukları topa salınca efendim, kışın maktada oduna çıkan sezonluk garsona, adetim veçhile önce yetmişliği sipariş ettim. Mangal gelene kadar yarısı gitti bile.. Ayıptır söylemesi yedik içtik, halkla meşveret ettik. Yetmişlik bitti, bir otuzbeşlik te yolluk söyledim ki birden üç kişilik roman devriyesi zuhur etti. Yan masa iskele verdi. Tam da bendenizlik temaşa başladı azizim. Celal kardeşin yeniden doğmuş gibi oldu. Benim yolluk biterken devriye set üstünde daha neşeli bir masaya geçti. Darbukatör, güneş altı bedava rakı içmekten dumura uğramış, parküsyon zırvalıyor,kemancı adamı tam dü.........

mamut 
 25.05.2008 4:42
 

pazar günü okumakla ne iyi ettim. TAm makara bi yazı olmuş. Gayet güzel. Bir de aklıma Zeki Alasya ile MEtin Akpınar'ın Nevra Serezli ile oynadıkları dönme dolap filmi geldi. O da teşkilâttan, bu da teşkilâttan deyip duruyorlardı filmin sonuna kadar. Velhasılı kelâm; çook komikk olmuşşş

Baver Ergun 
 27.04.2008 13:17
Cevap :
Teşekkür ederim Sevgili Baver, ama ben bunu bire bir yaşadım vallahi. Halen Necmi'ile bu konuya güleriz. Hele kaportacıyı hiç sorma, çok uzun zaman üstünden atamadı garibim bu aşkı! Çok sağ ol beğendiğine sevindim...  27.04.2008 13:54
 

Ah ben seni anasonlu suyla helalleşmeden önce tanıyacaktım ki… Depo yamuk bu arada! Kızma ama ben yapsaydım senden daha iyi yapardım! Aramızda kalsın ben de teşkilattanım. Takip şubeden, kod adım gazozcu:) Ahmetbey'de neydi o meyhanenin adı? :)

Ali Gülcü 
 16.04.2008 0:14
Cevap :
Motor; Hani şu bildiğimiz türden ıııın ııııınn! Ben anasonlu suyu bırakmadan önce, o keyif adamları içinden ne adamım diyen adamlardan, daha adamlar tanıdım Ali kardeşim. İçmiyorsam da “adabımuaşeret” çerçevesinde içenlere saygı duyarım. Bak şimdi; kuzeybatıdan gelen soğuk hava ile doğudan gelen sıcak hava sizin deponun tam orta yerinde birleşiyor; bu birleşme, hava da olsa yağmur, yatak odasında olsa çocuk! Depoda olursa ithal mallarda “sukolveriverme” ve yamulma meydana geliyor. Bu, bir kader gibi! Kim kaderin önüne geçebilir ha kardeşim. Neyse diğerinde Kanada malı kullanırız:)) Bak gazozcu kardeşim… Aaa niye kolacı değil? Neyse, meyhanenin adını vermem “mit”çiler enflasyonuna sebep olacağı için yazmamın etik olarak yanlış olacağını düşünüyorum. Ama sen Necmi’yi bul o gereken kolaylığı sağlar:)) Kamışları tamir için 250 YTL harcadım! Bunların yenisi ne kadardı? Yaktınız beni hııı... "Gani kardeşim sen hiç merak etme takımlar benden, kurtlar senden balıklar denizden:))"herkese slm.  16.04.2008 8:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 433
Toplam yorum
: 1045
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 781
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster