Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
988
 

İtiraf ediyorum Engin Ardıç olamam

İtiraf ediyorum Engin Ardıç olamam
 

Geçen yazıda seks, porno, facebook filan yazdıktan sonra demiştim ki: Gelecek yazıda da Engin Ardıç stili yazayım. Halt etmişim.

 

Halt ettiğimi yazmaya oturunca anladım. “Yazmaya Oturma” tabiri şimdi aklıma geldi, ilginç bir terim. Bu bağlamda “Düşünmeye Oturma”, “Uyumaya oturma” gibi bir çok kalıplar üretilebilir.

 

Birinci handikap: Halt etmekte kalmıştık. Engin Ardıç kim ben kim dedim. İlk “dumur” durağı burası. Öyle ya da böyle, iyi ya da kötü, zevkli ya da zevksiz, halli ya da halsiz, doğru ya da eğri her ne ise neticede ünlü bir yazar kendileri. 

Tepeden inme gelmedi ya. Hoş Özal döneminde yıldızı parlayanlardan olduğu sanılıyor. Evvelini bilmem. Neticede birinci handikapım zat-ı muhteremin ünlü olması ve ünlü bir yazar olması. Sadece bu maddeden dolayı onun gibi yazmam mümkün değil. 

İkinci handikap: Ben ağzına geleni yazan biri değilim. Yazıyorum hem de çalakalem yazıyorum ama ağzıma geleni değil. Argo ve kaba tabirleri kullanmaktan imtina ediyorum. Kişileri tazyif ve tahkir edecek kelimeleri de. Kıracak, incitecek, zedeleyecek sözcükleri de tü-kaka etmişimdir. 

Engin bey öyledir demiyorum. Ben öyle değilim diyorum. Yani o istese onları yazabilir, kullanabilir. Meşrepten meşrebe fark var. Benim meşrebimde düşmanım dahi olsa karşımdakini incitmek yasaktır. Becerebildiğim kadarıyla tabi. 

Yani bir zat küstah olsa bile ona karşı “küstah” diyemem. “Nankör” diyemediğim gibi. “Yalancı” hakeza… 

Hele ki incinmesi muhtemel kişilerin varlığı söz konusu ise ima etmek bile zül addedilir şahsımca. Becerebildiğim ölçüde elbet. 

Demem o ki ben torba ağızlıyım. Çok zaman da torbanın ağzı büzüktür. Yazarım ama kılı kırk yararım. Ali’yi Veli’yi Ayşe’yi Fatma’yı gözeterek. Lafı gediğine koyacaksam da kibarca yaparım. Aşağılanması gerekiyorsa fark ettirmeden, hissettirmeden yaparım belki. Öyle ki ben bile hissetmeyebilirim mal sahibi olarak. 

Üçüncü handikap: Engin Bey’in de klasik bir stili yok zannederim. Mesela Yılmaz Özdil’in var. Bekir Coşkun’un var Ahmet Hakan’ın var. Hıncal Uluç’un var. Engin Ardıç’ın yok. 

Vardır da çok aşikar değil. Aşikar olan tek şey üslubun sert ve antisol olduğudur. Sola çakmaya bayılır. Aparkat, kroşe fark etmez. Bir yandan statükoyu eleştirir. 

Statükoya çakarken temellere indiği de olur. Mesela ülkenin kurucusuna dair bir çok şeye laf söyleyebilir. Çekinmez. Korkmaz. Aslında doğrusu budur belki. Düşündüğünü olduğu gibi ifade etmek. Ama bana ters azizim. 

Saydığım bu sebeplerden dolayı (belki daha da vardır, aklıma bu kadarı geldi) Engin Ardıç gibi yazamam. Söz verdim ama tutamadım. Üzgünüm, özür dilerim… 

Not: “Sen kim Engin Ardıç kim, kendini onlarla mı kıyaslamaya kalkışıyorsun” diyecek olan vatandaş! Dur! Konuşma! Yazıdaki ironiyi anlayamazsan da üzülme senin suçun değildir. Yazan yazmasını bilseydi anlardın zahir. O zaman vaktini boşa harcama; bahçeye çık hava al biraz :))) 

Not-2: Ey sen blog yazıcısı! Sana diyorum evet! Yahu sağına soluna bakınma!! Sana dedim! Yazdığın yazıyı “not” ile açıklamak zorunda kalıyorsan ya sende problem vardır, ya da okuyanda. Problemi bulup çözersen ilerisi için daha iyi olabilir. Bak olur demiyorum, olabilir diyorum. Garanti değil yani. 

Not-3: Not-2’yi üzerine alınan arkadaş, sana sesleniyorum. O not kendime yazılmıştır. Sen üstüne alınma. 

Not-4: “Ulan ben de bişey diyeceksin sandım” diyen arkadaş sana da sesleniyorum. Bu notta bir şey demiyorum. Keyfimin kahyası mısın, demiyeceğim işte :))) 

Not-5: Sırayla gideyim bari. Bir dahakine Hıncal Uluç stili yapayım. Bakalım neler olcek :) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hıncal Uluç konulu yazınızdan sonra aynı keyifle okuyacağımı sandığım Engin Ardıç konulu bu yazınıza geçtim. Yazınıza diyeceğim yok ama devamında gelen yorumlar canımın sıkılmasına neden oldu. Umarım tartışma bitmiştir, ben size geçmiş olsun demek ve cevaplarınızdaki seviye için kutlamak istiyorum. Sevgi ve saygılarımla

Nilgün Akad 
 01.03.2010 0:09
Cevap :
Keşke canınız sıkmadan o ayarda güldürebilseydim :)) Tartışma bitti sanırım, en azından benim için bitti. Seviyemi korumaya çalıştım, çok zorlandığım anlar olmadı değil :))) Geçti çok şükür. Allahım beni sınadı demek ki :)) Sevgi ve muhabbetle..  01.03.2010 10:07
 

Siz Hacca giderken domuz gribi aşısı olmuş muydunuz? Bence aşı ihmal edilecek bir konu değildir. Bu bakımdan en geç 4 Mart'a kadar kuduz aşısı olmanız gerekiyor. Bir hatırlatayım dedim. Selamlar....

Erol Özışık 
 28.02.2010 12:18
Cevap :
AŞı oldum efendim. Lakin artık bu faslı kapatalım diyorum :)) Sevgi ve muhabbetle.  28.02.2010 17:15
 

Yorum geliyor ama size değil:)) Komik olan; bu yorumlara "cevap" yetiştirme çabanız:)) Kimse sizden bir cevap beklemiyor oysa."Anlayan anladı" diyorum siz hâlâ cebelleşip duruyorsunuz:) Siz devre dışısınız azizim, hâlâ anlayamadınız mı? Size yorum yazan yok! Sayfanız kullanılıyor sadece! "Kullandırtmayın" dedim ama anlayamadınız. Üzgünüm:))

Ümit Culduz  
 27.02.2010 22:39
Cevap :
"Bi arkadaşa bakıp çıkıcam" diye evime geliniyor, ben de iki çift laf etmeyeceğim öyle mi? :)) İyi de yol geçen hanı olsa bile han sahibine söz hakkı düşer. Kaldı ki yol geçen hanı değil... Sayfamın kullanıldığı fikri sadece şahsi düşünceniz. Aynı kanaatte değilim. Durumdan şikayetçi de değilim. İnsanca yazışıyoruz işte... Blog sayfasının bir anlamı da budur. Tartışmak. Tabi seviyeli bir şekilde; hakaret etmeden; aşağılamadan; karşıdakinin fikrine saygı duyarak; küçük görmeden; kendini birşey sanmadan; muhatabını aşağılama girişiminde bulunmadan; özetle İNCANCA!.. Anlayan anlamıştır zahir...  28.02.2010 10:50
 

Metin Uca'nın "Her hıyarım var diyene tuzlukla yetişemedim" isimli kitabını okudunuz mu? Okumadıysanız tavsiye ederim. Çok komik. Yerlere yatarak güldürüyor insanı :)))))

Emine Supçin 
 27.02.2010 17:15
Cevap :
Bu meseleyi de gülerek neticelendirelim diyorsunuz yani :)) Kitabı okumadım ama okuma listeme ekledim şimdi :) Bilahare tartışırız. Sevgi ve muhabbetle.  27.02.2010 17:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1600
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster