Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
385
 

İtiraf ediyorum

Merhaba

Hepimiz, yazdıklarımızı okudukça birbirimiz hakkında birtakım izlenimler oluşturduk artık. Benim hakkımda da bazı fikirler edinmiş olmalısınız. Ama bu gün sizleri ŞOK edecek bir açıklamam var.

Ben aslında aynı evde iki erkekle birlikte çok mutlu yaşıyorum. Nasıl olur demeyin sakın. Öyle güzel oluyor ki anlatamam. Tavsiye bile edebilirim. Aralarında bir takım farklar var tabii ki. Onları benim için vazgeçilmez kılan farklar bunlar. Her ikisini de onlardan uzak kaldığım anlar da çok özlüyorum. İkisi de burnumda tütüyor. Biliyorum ki ben olmazsam öksüz kalacaklar, yalnız kalacaklar. Belki de kimse onları benim kadar anlayamayacak. Onun için hep etrafımda olsunlar istiyorum. Acılarını, kızgınlıklarını, ihtiyaçlarını, sevgilerini, hepsini hissedebiliyorum. Onlarla beraber bütün bu duyguları ben de yaşıyorum. Onlar hayatımın olmazsa olmazlarından ikisi. Soranlara onları tanıtma şeklim de şu:

İki erkeğim var, biri iki ayaklı benden, diğeri dört ayaklı evrenden. Her ikisi de biraz ortalarda görünmesem gelip beni bulurlar. Onlar benim büyük aşkım.

Dört ayaklı aşkımın adı SİMBA. Hani şu “Arslan Kral” ın Simba’sı gibi. Yerlere değen tüyleri, mutluyken masmavi, kızgınken kıpkırmızı, oyun oynarken simsiyah olan gözleriyle, yüzü, kulakları, kuyruğu ve 4 patisi ile kahverengi, geri kalanıyla gri bir Himalaya İran kedisidir o.

Önceleri iki erkek pek anlaşamadılar. Çünkü Eşim pek evde bir başka canlı türünü istemedi. Zavallı ne yapsın! Bir dişi Tarzan’la evlendiğini anladığında iş işten geçmişti. Geri dönülemez bir yoldaydı.

Başlangıçta, iki odalı evimizde, çiçekler, akvaryum ve kuş kafesinden arta kalan yerlerde de biz yaşamaya çalışıyorduk. Kızımız olunca ve de bana benzeyince adamcağız iki kadınla baş edemeyip iyice kaderine razı oldu. ”Bari işi büyütme” demeye başladı. Çünkü, ömürleri konusunda çok hassas. Aslında benim kadar sevgi dolu ama, bizlerden ayrılmaları fikri onu üzüyor. Ama ben… İslâh olmayan bir tabiat sever olarak, değil vazgeçmek, tavşan, civciv, fare olmak üzere çeşitleri çoğalttım. Arada kızım bazılarını kendi içtiği portakal suyuyla beslemeye kalkınca tabi eksilmeler olmadı değil.

Daha sonra sıraya 40 günlük kaniş+kangal kırması “NIGHT” da girince (çünkü gece gibi simsiyahtı), ev eşim 2 ay dayandı veya o ya ben dedi. Tabii ki ilk aşkım daha baskın çıktı ve Night bir çiftliğe, anne kız gözyaşlarımız, onunda ulumaları eşliğinde verildi. Tıpkı balkon kapılarını yemeğe başlayan “PITIR” tavşanın başına geldiği, balkonda felç geçirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan “EDİ, BÜDÜ”yarkaların- 2 taneydiler- (tavuk olma yolunda ilerleyen civciv)gibi.

Uzun bir zaman eşimi mutlu etmek için evde sadece insanlar bir arada yaşadık. Ben de hevesimi balkondan sokak kedilerini, martıları, kargaları, kuşları hatta arıları besleyerek gidermeye çalıştım.

Sonra ne mi oldu? Tahmin edin :))))))…..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 97
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 15.04.09
 
 

Felsefe, edebiyat, bu alem, öteki alem, uzay, evrensellik; kısacası genelin, "aman canım işin mi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster