Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '12

 
Kategori
Hayvan Psikolojisi
Okunma Sayısı
1314
 

İvan Petroviç Pavlov

İvan Petroviç Pavlov
 

İvan Pavlov


İlki 1901 yılında verilen Fizyoloji (Tıp) Nobel Ödülü'nün 1904 yılındaki sahibi, 'sindirim fizyolojisi' konusundaki çalışmalarından dolayı buna layık görülen Rus bilim adamı İvan Petroviç Pavlov'dur.

Pavlov, 'bilginin güç' ve bilimsel bilginin de en büyük güç olduğuna inanırdı. Bir papazın oğlu olup da ilk önce üniversitede İlahiyat eğitimi almaya başlayan Pavlov'un, gerçekten de dikkat çeken bir hayat hikayesi vardır.

Altı kuşak boyunca dinin hizmetinde görev alan Pavlov ailesinin en genç bireyi İvan'ın da kaderi önceleri, Rusya'nın batısında, Moskova'dan yaklaşık 300 kilometre uzaklıkta ve Oka nehrinin kıyısındaki Ryazan şehrindeki Rus Ortodoks kilisesine rahip olmak şeklinde çizilmiş gibiydi.

Rusya'nın soğuk ve karanlık sabahlarında erkenden kalkıp 'Halk Kütüphanesi'ne devam etmesi ise kaderin çizgisini bambaşka bir yöne doğru çevirir.

O tarihlerde, Doğu Ortodoks Kilisesi'nin, papazlara maaş ödememesinden dolayı din adamları da yaptıkları hizmetin(!) karşılığını o yörede yaşayan insanlardan alırlardı. İvan Pavlov'un babası Petr Dimitriyeviç Pavlov da bu sebepten ötürü dindar olmasının yanısıra dünyevi işlerle de mecburen (!) ilgilenen birisiydi.

1849 yılında doğan İvan, aslında çocukluk yıllarının başlarında okumayı hiç sevmemesine karşın, bir kaza sonrası yaralanmasının ardından uzun süre iyileşemeyince yakındaki bir manastırda başrahip olan vaftiz babasının yanına verilmesi üzerine kitaplara olan bakışını da değiştirecekti.

Ciddi bir disiplin altında geçen günlerde hem fiziksel olarak çok yoğun çalışır hem de kitaplarını elinden düşürmemeye gayret ederdi.

Ülkesi Rusya o zamanlar Çarlık Devri'nin sonlarına yaklaşmakta olmasına karşın, Çarların mutlak baskısı ise gittikçe artarak devam etmekteydi. Demir yumruklu Çar 1. Nikolay'ın ardından tahta çıkan 2. Aleksandr, ''Ülkenin ancak modernleşirse güçleneceği''ne inanıyor ve bu yüzden kendisine karşı olan öğrencilerin hareketlerini de engelleyebilmek için öğrencileri laborotuvarlarda meşgul ederek, siyasi etkinliklere daha az zaman ve enerji harcatabilmeyi planlıyordu.

O günlerde gençlerin okuyup da üzerinde akıl jimnastiği yaptıkları iki güncel kitap vardı. Bir tanesi Darwin'in 'Türlerin Kökeni'nin Rusça çevirisi, diğeri ise Seçenov'un 'Beynin Refleksleri'.

Kütüphanelerin önlerinde erken saatlerde başlayıp geceyarılarına kadar süren kuyrukların bilinenin aksine komünizm öncesinde başladığını öğreniriz, Pavlov'un hayatının anlatıldığı kitabın bu satırlarından.

Pavlov'un okumak için gittiği St. Peterburg'daki üniversitede o günlerde kimya profesörlüğü yapan bir başka 'Ünlü' bilimadamı da periyodik tablonun mucidi Dimitriy Mendelyev'dir. Tüm bu bilimsel gelişmenin asıl sebebi ise bizim o deli dediğimiz 'Büyük Petro'nun, zamanında tüm Avrupa'yı gezerek marangozluktan diş çekmeye, bazı basit ameliyatlardan mikroskop kullanıp mikropları incelemeye neden olan merakı yatmaktadır.

Pavlov'un hayatındaki dönüm noktalarından bir başkası da yine kendisi gibi taşradan St. Peterburg'a gelmiş Serafima Vasilyevna Karçevskaya ile tanışmalarıdır. 1870'lerdeki, bugünlerin feminist hareketlerinin atası sayılabilecek 'Halka Doğru' eylemlerinde, yoksul halka yardım edebilmek için köylere dağılan doktor, öğretmen, sanatçı aydınlar arasında ön sıralardadır, daha sonraları Pavlov'un, 1881 yılındaki evliliklerinin ardından eşi olacak Serafima.

1883 yılında doktorasını da yapmasına rağmen yoksullukları uzun bir süre devam eder, mesleğini yaparak sıradan bile olsa bir hayatı sürdürememenin güçlükleri içerisinde ailelerinden yardım alarak yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar.

Pavlov ''İnsan gerçeğe, dar bir yoldan bile olsa belirli bir alanda uzmanlaşarak ve bunun için de sürekli deneyler, gözlemler, tutkulu bir ilgi, kısacası ancak bilimsel bir süreç sonucunda ulaşabilir'' sözlerini kendi kendine tekrar edip, bu zor günleri bilimsel çalışmalar için uygun fırsatlar kollayarak geçirir.

Pavlon'un geçici bir süre için çalışmak zorunda olduğu Askeri Tıp Akademisi Laboratuvarı, kendisine gelişimi için yeterli olanağı sağlamaktan acizdir. Pavlov, teknik aletlerin  çok yetersiz olması hakkında çevresine şu şekilde yakınır; ''Hangi iş olursa olsun, kişinin elinde gerekli araçlar yoksa o işi yapmak zordur ve bilim de bu konudan müstesna değildir''

Pavlon'un şansının dönmesi, 1885 yılında Pluto isimli kuduz bir köpeğin St. Peterburg'da bir subayı ısırmasıyla başlar. Köpeğin ısırdığı köpeğin komutanı, Çar'ın kuzeni olan ve bilime de ilgi duyan Prens Aleksandr Oldenburgskiy'dir.

Prens Oldenburgskiy, Rusya'da tıbbi araştırmalara ayrılacak ilk kurumun tesisi için gereken mali desteği verir ve fizyoloji bölümünün başına da aslında bir yerde de başka hiç kimse istemediğinden Pavlov'u getirir.

On yıl kadar sonra Rusya'nın en büyük ve modern fizyoloji laborotuvarının başına geçmek Pavlov'un hayatında gerçek bir dönüm nıoktası olur.

O yıllarda dinamiti icat etmesiyle büyük bir servet kazanmış olan Alfred Nobel de, Pavlov'a 1893 yılında laboratuvarını iki kat büyütmesine yetecek kadar bir maddi destekte bulunur. Aslında Nobel'in bu parayı vermesindeki 'gizli' amaç da oldukça ilginçtir. Sindirim sisteminde bir bozukluk ve genel halsizlik şikayetleri olan Nobel, Pavlov'a bu parayı köpekler üzerinde yapacağı deneylerde kullanılmak üzere verirken, deneyin sonuçlarından insanlar için de faydalı bilgilere ulaşılabileceğini ummaktadır.

Pavlov'un neden başka hayvanlarla değil de köpeklerle deneyler yaptığı hep merak edilmiştir. Bu konuda kendisine sorulan soruya verdiği yanıt gayet anlamlıdır. Öncelikle sindirim sistemi insanınkine oldukça benzeyen bir memelidir, köpek. Sonra, cerrahi müdahalelerin ardından tavşanların çabuk ölmesi, domuzların da sakinlik gerektiren fizyolojik deneyler için fazla sinirli ve hassas olmaları, kedilerin ise -bu kez bilimsel yargılardan uzaklaşarak(!)- 'gürültücü ve kötü niyetli olmalarından dolayı, Pavlov köpeklere yönelmiştir.

Ve ne yazık ki, hem zeki hem de kolay evcilleştirilebilmesinden dolayı köpekler, daima bilimin hizmetinde acılara katlanmak zorunda kalmışlardır.

Pavlov'un başarısının ardındaki sebeplerden bir tanesi de 'geniş hayalgücü' ve karışık sonuçlara rağmen yinelenen kalıpları görerek, bunları bilimsel kanıta çevirmesindeki yeteneğidir. Bilimsel sonuç aynı olsa bile yorumlar, farklı bilimadamlarını değişik yönlere sürükleyebilir. Pavlov işte tam da bu noktalarda doğru yöne giderek anlamlı yargılara varabilmeyi becermiştir.

Pavlov'un bir süre sonra tüm bu deneylerinin asıl amacı daha net anlaşılır. Hayvanların davranışlarının nedenlerini çözebilirse, bir takım etkilerle insan davranışını da değiştirebileceği sonucuna varmıştır bilimadamı. Böylece, 'kötü' insanların davranışlarını değiştirmeyi başararak 'seçkin' ırk temelinde hep iyi ve doğru insanlarla, insanlığın gelişimini hızlandırıp, bilinmeyen her şeyi bilebilmeyi amaçlar.

Bu sebeple refleksleri inceleyen Pavlov, koşulsuz reflekslere; köpeğe yiyecek verildiğinde sindirimi kolaylaştırmak için salgılanan salyanın bir örnek olduğunu belirtir. Her zil çaldıktan sonra yemek verilen bir köpeğin bir süre sonra zil çalmasının hemen ardından ağzından salyalar akmaya başlamasını ise koşullu refleks örneği olarak ortaya koyar. Koşulsuz refleksler fizyolojiktir ve öğrenilemez ama koşullu refleksler öğretilebilir ve değiştirilebilir sonucuna varır.

Refleksler koşullara bağlı olduğu için, koşulları değiştirerek refleksi de değiştirebileceğine karar verir. Deneyimin, sadece insanlar için değil tüm hayvanlar için olduğunu düşünür ve hayvanların çevreyi deneyimleri ile tanıdıklarına karar verir. Aslında sirklerdeki hayvanları eğitmenin temelinde de bu koşullu öğrenme refleksleri yatmaktadır. Hayvanın, kendisinden istenilen bir hareketi yaparsa, ödül alacağını bilmesi güdüsü. Hareketin ne zaman istendiğini anlayabileceği bir nesneye, örneğin zil sesine gereksinim de bu noktada başlar.

1917 Devrimi'nin hemen arkası, yokluk günleridir ve bilime bir süreliğine de olsa akan kaynaklar durur ama Pavlon'un Lenin'e yazdığı bir mektubun ardından işler gene eski haline döner. Komünist rejimin desteği ile Pavlov, kısa bir süre için ara verdiği bilimsel deneylerine kaldığı yerden devam eder. Bir süre sonra kendisine rejimin ilgisi öylesine fazlalaşır ki, bilimsel çalışmaları için sağlanan desteğin Çarlık dönemi ile kıyaslandığında arttığı bile söylenebilir.

1936'daki ölümünün ardından Psikoloji Profesörü Karen Hollis; ''Pavlov'un sağladığı en önemli bilgi, psikolojik süreçlerin, vücudun fizyolojik işleyişini derinden etkilediğidir'' der. Yani bugün, olumlu düşünme dediğimiz ya da düşünce ile tedavi olarak adlandırdığımız yöntemlerin ilk ortaya çıkışı Pavlov ile olmuştur.

Son bir not olarak da, bu konuda daha çok bilgi sahibi olmak isteyenler için TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları'ndan Ebru Kılıç'ın çevirisi ile çıkmış Daniel Todes'in Hayvan Makinesini Araştırırken kitabı önerilebilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nefis bir blog. Hep tanımak istediğim ama nedense hiç tanımadığım bir adam. Bana tanıttınız, araştırdınız emeğinize sağlık. Bir de akıcı yazdınız. Rus isimlerinin sıkıcılığı da olmasa ne ala! :) saygı ile,

DuyguCan 
 24.12.2012 14:50
Cevap :
Övgü dolu sözleriniz beni çok mutlu etti. İnanın bana Rus isimleri aslında hiç de sıkıcı değildir. Ortadaki isim, kişinin babasının ismini(Atası) gösterir ki bence gayet güzel bir uygulamadır. İlginize tekrar tekrar teşekkür ederim.  24.12.2012 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1012
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster