Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Aralık '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
194
 

Ivır Zıvır Tarihi

Ivır Zıvır Tarihi
 

Reklam ve senaryo yazarı, yayıncı, editör Gökhan Akçura'nın IVIR ZIVIR TARİHİ adını verdiği bir kitabı var. Aslında tam adı, UNUTMA BENİ, IVIR ZIVIR TARİHİ-1.

Yazar, kitabının önsözü niteliği taşıyan NİÇİN IVIR ZIVIR TARİHİ? başlıklı bölümünde şöyle yazmış:

"Tarih önemli konularla uğraşır. Savaşlar, ihtilaller, devletler tarihin temel konusudur. Baş oyuncular ise krallar, imparatorlar, padişahlardır. Ama bir de önemsiz sayılan, üzerine pek düşünülmeyen konular vardır. Koca savaşların yanında bir parfüm şişesinin sözü bile edilmez elbette. Göç yollarını çizmek dururken, kadınların otomobil kullanmaya nasıl başladıklarını araştırmak da abesle iştigal sayılır. İşte bu anlayış sonucunda ayrıntılar bir kenara bırakılır. Bu tür "ıvır zıvır" konular ancak folklorun, edebiyatın konusu olarak sonraki kuşaklara aktarılır.

"Tamam, "önemli konular"ı ele alan tarih önemlidir. Ama kim ne derse desin "ıvır zıvır" sayılan konuların da ayrı bir güzelliği olduğu inkar edilemez........ Yaşamın derinliği, anlamı biraz da bu ayrıntılarda saklı. Bu nedenle araştırılmayı hak ediyorlar."

Bence de öyle, hatta bence bu ayrıntılar daha güzel, daha ilgi çekici.

Gelelim kitabımızın içeriğine:

Tam on beş bölüm, yani on beş ıvır zıvır var:)

Tüm anlatılanların ortak yönü, hepsinin Türkiye'deki serüven öyküsü olması.

Naylon çorabın icadı, ilk parfüm ve etkileri, elektriğin icadıyla konforlu hayata geçiş, plaklarda kadın sesinin ilk duyulması, Türk operet tarihindeki özel kadınlar, 1860'lı yılların sonunda keşfedilen daktilonun meslek hayatındaki kullanımına ilişkin esprili öyküler, Osmanlı'da sevicilğin tarihi ve yaygınlığı, evlenmek için başvurulan binbir yol, kadınların otomobil kullanmaya başlaması, Karaköy civarındaki ünlü Abanoz Sokağı'nın tarihi ve önemi, kuaförlük sanatının gelişimi, benim çok sevdiğim bir sanatsever olan Adalet Cimcoz'un gazetedeki FİTNE FÜCUR adlı dedikodu köşesi, Osmanlı'nın son döneminde başlayan, sosyetenin boy gösterdiği balo kültürü, orta sınıfın ilgi gösterdiği dans salonları ve son olarak Türkiye'nin yarışmalarla seçilen en güzel kadınları enine boyuna araştırılıp, derlenip toparlanıp aktarılmış okuyucuya.

Bilmediğimiz o kadar çok ayrıntıyla karşılaştırıyor ki bizi Gökhan Akçura.

On yıl önce bir kış sonuydu, dışarıdaki soğuğun işlemediği sıcacık evimde nasıl da büyük bir keyifle okumuştum.

En çok KONFOR MODERN bölümünü sevmiştim. Giriş yazısı ilgi çekiciydi:

"İnsanoğlu günümüzde "konfor modern"in göbeğinde yaşıyor. Bu nedenle içinde yüzdüğü okyanusun farkında bile değil. Sabah kalkınca yıkanmak için şofbenin düğmesine basması yeterli. Mutfağa geçip buzdolabını açınca kahvaltılıklar karşısında. Çayı ısıtmak için sadece ocağın düğmesine basıyor. Öte yandan otomatik ekmek kızartma makinesi her daim emrine hazır. Kirlenen tabaklar ise sorun değil, bulaşık makinesi var nasıl olsa. Evin havası elbette en uygun sıcaklıkta. Yazın klima, kışın kalorifer çalışmakta. Banyoda otomatik çamaşır ve kurutma makineleri düğmelerine dokunmamızı bekliyorlar. Onlar çalışırken biz salonda televizyon izleyip müzik dinleyebiliyoruz...  Konfor modernsiz bir evde yaşadığınızı düşünebiliyor musunuz?

"Birlikte düşünelim o zaman. Yüzyılın başında yiyecekler tel dolapta duruyor, bu nedenle hemen tüketilmesi gerekiyor. Su tulumbadan çekiliyor ya da mahalle çeşmesinden sakalar tarafından taşınıyor. Yemekler mangal ya da ocakta pişiyor. Bulaşıklar elde yıkanıyor. Aydınlanma mum ya da gaz lambasıyla sağlanmakta. Bu nedenle erken yatılıp erken kalkılıyor. Ortalık temizliği el kuvvetine ve süpürgeye emanet. Çamaşırlar külle ve çivitle çamaşır tahtasında yıkanmakta. Müzik ve eğlence ancak Ramazan'da Şehzadebaşı'na gidebilenler için var. Isınmak için çini ya da teneke sobalarda odunlar yakılıyor. Evet, görüyorsunuz ki konforsuz yaşam hayli zahmet, güç ve sabır gerektiren bir süreç!"

Bu girişin ardından son derece akıcı bir dille, sıra sıra konforlu hayata geçişimizi öyle güzel anlatıyor ki.

On yıl sonra tekrar aynı keyfi duyduğum bir okuma serüveni yaşattı bana bu kitap.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hmm Nurten hanımcım güzel bir paylaşımdı ve merak ettim bende.Güzel bir gün olsun SEVGİLER.

Şennur Köseli 
 03.12.2011 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1090
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster