Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '11

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
1820
 

İyi Anne - Kötü Anne

İyi Anne - Kötü Anne
 

İki kızımın bir yıl arayla okula başlaması, üstüne benim sınıf annesi olmam, arkadaşlarımın arkadaşları derken çevrem öylesine genişledi, öyle çok anne çocuk çeşitlemesi gördüm ki… 

Sözüm ona şehrin iyi bir semtinde oturuyoruz, etrafımdaki annelerin neredeyse tamamı oldukça eğitimli, Türkiye standartlarının ve bizim standartlarımızın oldukça üstünde yaşıyorlar… Ama söz konusu çocukları olunca büyük çoğunluğu kör cahile dönüşüyor. Çocuğunu bebekken, kokmasın diye tuzlayanlardan tutun da (bilimsel bir açıklaması varsa bilmiyorum, özür dilerim) zaten hafif kilolu olan çocuğun yememesinden şikayet edene kadar her çeşidi görmek mümkün. 

Son 2 yılda anladım ki çocuğunun sırtına terledi diye ikide bir havlu sokuşturan, kaşıkla arkasından koşturan, evinde “abur cubur dolabı/çekmecesi” bulunduran, tabağında yemek bırakma arkandan ağlar diyen anneler meğer iyi anne oluyormuş; bunları yapmayanlar da kötü anne oluyormuş. 

Kötü anne nasıl olur biliyor musunuz? 

- Çocuğuna o “abur cubur çekmecesi”ndekilerin ne kadar zararlı olduğunu iyice anlatıp, kararı ona bıraktığını söylersen,  

- Arkandan yemek filan ağlamaz, doyunca tabağındakileri bırakabilirisin dersen, (Burada küçük bir not; israfın ne kadar kötü bir şey olduğunu da çocuğa anlatmak lazım) 

- 6 yaşındaki çocuğun “Muheteşem Yüzyıl” ve benzeri popüler dizilerin hiç birini bilmiyorsa, dahası sen de bilmiyorsan,  

- Her şeyinden fedakarlık edip çocuğun ilgisi ve yetenekleri doğrultusunda bir kursa gönderiyorsan, (en çok da bu konuda eleştirilir kötü anne, en yakınları bile “hem bu kadar imkansızlık içindesiniz hem de yaptığına bak” derler. Bu yüzden kötü anne çareyi kimseye bir şey söylememekte bulur. Ama iyi anneler sigaraya her ay 200 tl harcadıklarını nedense görmezler) 

- Yaz okuluna gittiği için çocuğunu sabah 8’de kaldırıp akşam 9:30’da yatırıyorsan, (iyi anne bir türlü anlayamaz çocuğuna nasıl kıyıp da sabah erkenden kaldırdığını, halbuki çocuk geç yatıp geç kalksa ne olur, nasıl olsa yaz tatili! Bütün gün de tv seyredip bilgisayar oynasın, dinlensin çocuk diye düşünür – hatta düşünmekle kalmaz, bunu sana söyler) 

Bu liste böyle uzayıp gider… 

Sonra iyi anne bir gün sana der ki; ne şanslısın çocuklarının ikisinin de harika yetenekleri var, çok başarılı oldular, dersleri de çok iyi. Bizimkine baksana ne yeteneği var, ne de başarısı… 

Gırtlak dokuz boğumdur lafı gelir aklına susarsın. Ama aklından, siz 5 yıldızlı otellerde tatil yaparken, koltuk takımımız çok eskidi deyip değiştirirken, her gün 1 paket sigara eşliğinde gün’lere giderken ben paramı da emeğimi de çocuklarıma yatırdım diye geçirirsin. Susmayı öğrenmen de zaman almıştır… artık susarsın… 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam yolunda görülen örnekler ve ibretler bir bütündür diye değerlendirdim her zaman, yazınızı okuduğumda bu değerlendirmemin örneklerinden biri ile karşı karşıya kaldığımı hissettim. Ancak; yaşamı bu kadar sert kabul etmek gerekir mi? Olduğu gibi o insanları kabul etmek ve anladığım kadarı ile sizin inancınıza ve değerlerinize uymayan insanlara örnek olmak ve onların da bir "OL" emrinin sonucunda oluştuklarını ve sizden sadece bilinç düzeyi farkı olduklarını kabul etseniz yaşam sizin için ne kadar güzel olur. Teşekkürler kelimelerinizi bu güzellikte sıraladığınız için...

HuzurluGonul 
 26.08.2011 22:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 889
Kayıt tarihi
: 12.08.10
 
 

1976 İstanbul doğumlu, telefonda konuşmayı hiç sevmeyen, biraz piyano çalan, kitap okuyan, 6 ve 7 ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster