Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
832
 

İyi cevaplar iyi sorulara gelir

Kendini nasıl hissettiğini sordum. Berbat dedi. ‘ Hayatında iyi giden şeyler neler ?' dedim. Yüzüme baktı. ‘ Ne? Şey… ’ dedi. Soruyu beklemiyordu. Hayatında ters giden şey ne? Neden berbat hissediyorsun gibi sorular sormamı bekliyordu galiba. Sormadım. Ona neyin kendini berbat hissettirdiğini zaten biliyordum. Ne gerek vardı tekrar tekrar anlattırmaya, hayatındaki her şeyin ters gittiğine dair beynine referanslar aratmaya. Duygusal durumu zaten üzerinde büyük harflerle BERBAT yazan masanın ayaklarını oluşturmaya çalışıyordu. Sorduğum her olumsuzu hatırlatan soru masaya bir ayak daha ekleyecek, berbat durumu sabitleyecekti. Neyse ki biliyordum. Doğru cevaplar doğru sorulara gelirdi. Az önce berbat durumda olan yakınım şimdi bana iyi giden şeylerden bahsetmeye başlamıştı bile. ‘ Allah’a çok şükür ailem sağ ve sağlıklı. Mükemmel çocuklar yetiştirdim. Ama bu farklı.’ Yine de duygusal durumu değişmişti. Omuzları dikleşti. Yüzüne bir gülümseme yayıldı. Sürekli kendine neden işlerin birden kötüye gittiğini, bir daha aynı başarıyı yakalayamayacağına dair sorular soruyordu. Dükkanını kapamak üzereydi. Dükkanının sahibi kendi işini yapacaktı. O gün çok aramıştı ama çevrede başka boş dükkan yoktu. O gün ona bunun iyi yanı ne olabilir diye sordum. Bir düşününce yeni bir dükkan bulabilirse her şeye yeniden başlayabileceğini, mekan değişikliğinde ferahlık olabileceğini, daha büyük bir dükkan bulursa daha çok müşteri kazanabileceğinden bahsetti. Sonra durup kendine sorular sormaya başladı. ‘Peki dükkanı nasıl bulabilirim?, Ne gibi değişiklikler yapabilirim?’ Tahmin edersiniz ki cevaplar kendiliğinden geldi. Ertesi gün birkaç sokak ötede daha büyük ve ferah yeni bir dükkan buldu. Ve işine şuanda eskisinden daha iyi şekilde devam ediyor.

İnsanları bir şey yapmaya özendirmenin yolları vardır. Ancak içlerinde bulundukları durumu tamamen becerikli duruma getirmezseniz dünyanın bütün motivasyonları bir araya gelse bile başaramaz.

İşte soruların gücü buradadır. Bizi becerikli duruma sokmaya yarar. Sürekli öğrenmeye açız. Bilgileri nasıl ki sorarak elde ediyorsak, sormadığımız sorular da hayatımızı bambaşka şekilde biçimlendirir. Kaliteli sorular hayatımızı daima kaliteli bir seviyede tutmaya yarar.

Bir düşünün. Nasılsın diye sorulduğunda eğer nezaket göstermek zorunda değilsek gerçeği söyleriz. Eh, iyi sayılır, iyiyim, Allah’ a şükür, berbat…. Ya iyisin değil mi? Diye olumlu yönlendirme yapan bir soruya cevap olarak hayır berbat gelme olasılığı nedir? Gelse bile hadi ama hayatında iyi giden çok şey var değil mi dediğimizde bambaşka cevaplar gelmeye başlar.

Gerçekten değişmeyi arzulayan, bunun için zaman ayıran kişilere soru sormayı öğretebiliriz. Eğer bu yazıyı okuyorsanız siz de öğrenmeye isteklisiniz demektir. Doğru sorular sorarak aldığınız cevabın kalitesi hayat kalitenizi de yükseltecektir.

Sorular ciddiye aldığımız alanı değiştirirler. Hayatımızda her şeyin kötüye gittiğini düşündüğümüz zamanlarda sık sık neden ben diye sorarız kendimize. Bunlar benim başıma neden geliyor? Oysa farkında olmadığımız şey tek bir olumsuz duruma odaklandığımızdır. Oysa bu olumsuz durumu nasıl değiştirebilirim? Bu durumdan ne öğrenebilirim ki bir daha olmasın? Diye sorular sorduğumuzda odaklandığımız alan genişler ve farklı şeyler düşünmeye başlarız.

Sorular her zaman insanı düşünmeye sevk eder, önceki hayat tecrübelerimize bağlı olarak oluştuulan kabloları sarsmaya yeni referanslar aramaya başlarız. Yalnızca biz yetişkinler için değil çocuklar için de soru sormanın önemi büyüktür.

Çocuklar her şeyi soru sorarak öğrenirler. Tüm referanslarını sordukları sorulara aldıkları cevaplara göre oluşturur ve sağlamlaştırırlar. Biz de hep olumlu çağrışımlar yapan cevaplar vermeye çalışmaz mıyız? Oturup sordukları sorulara anlamlı ve olumlu cevaplar vermek için zaman ayırmaz mıyız? Öte yandan çocuklar soru sormaya o kadar alışkındırlar ki kendilerine sorulan soruları da yadırgamazlar.

Bir gün parkta komşumuzun kızını oyuncaklara bindiriyordum. Gözüm 6 - 7 yaşlarında, yanında bir büyüğü olmadan oynayan bir çocuk gördüm. Oyuncakların üst kısmına çıkıp, amacı dışında kullanarak tehlikeli hareketler yapıyordu. O anki refleksle yapma düşeceksin demek geldi içimden. Sonra tuttum kendimi. Düz cümle ne kadar işe yarayabilirdi ki. Yanına gittim. Oyuncağın boşlukları arasından geçti ve karşıma dikildi. ‘Geçebilir miyim?’ dedi. ‘Ne kadar yakışıklı bir genç adamsın sen, bunu biliyor muydun?’. Utandı. Bir şey demedi. ‘ Az önce çıktığın yerde ayağı kaysaydı ne olurdu ? ’ dedim. ‘ Düşerdim. ’ dedi. ‘Düşersen ne olur peki ? ’ dedim. ‘ Bir yerimi kırabilirdim ’ dedi. Eğilip elinden tuttum ve onu sevdim. İyi eğlenceler deyip yanından ayrıldım. Orada kaldığım süre boyunca onu izledim. Hiçbir tehlikeli harekette bulunmadı. Bu olumluya sevk eden bir soru muydu? Belki hayır. Ama önemli olan doğru soruların doğru yolu buldurduğuydu.

Eğer değişime istekliyseniz değşimin ucundan kıyısından tutup iyi olmaya başlamak zorundasınız. Kendinize hergün yaratıcılığınızı ve becerikli durumunuzu arttıran sorular sormayı alışkanlık haline getirin.

-Haytımdaki en mükemmel şeyler neler?

- Neleri daha mükemmel hale getirebilirim ?

- Bugün yeni ne öğrendim ?

- Bugün yaşadığım tecrübe hayatıma ne kattı?

- Yaşadığım olumsuzlukların hayatıma kattığı güzellikler neler?

Zihninizin istediğiniz her şeyi verebilecek gücü var ve sınırsız. Beyninize ne istediğinize ve nasıl bir yol açabileceğinize dair açık sinyaller gönderin yeter….

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1053
Kayıt tarihi
: 28.11.10
 
 

İnci AKTAŞ 1984 yılında Bursa'da doğdu. Uludağ Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster