Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
382
 

İyi günde, kötü günde...

İyi günde, kötü günde...
 

Görsel net. tan alıntıdır.---------------------


Siz hiç kilise nikâhında bulundunuz mu?  Ben hiç bulunmadım ama yabancı filmlerde gördüm.

Papaz,   evlenmekte olan gelin ile damadı almış karşısına, nikahtan sonra onlara:

-İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, her türlü koşullarda  birlik olarak el ele sevgi ile ömür yolunuzu beraber yürüyeceksiniz.

Dedikten sonra da onların tebessüm eden bakışlarıyla ve hafiften eğdikleri başlarıyla onaylarını alır.

Neden evlenir insanlar?

Bu sorunun cevabı basit bir deneyde...İki elma alalım elimize. Birini masaya koyalım bütün olarak, diğerini de ortadan ikiye bölerek  bir bütün halinde koymaya çalışalım. Duramıyorlar, dengeyi kaybedip iki parça halinde ayrı ayrı düşüyorlar.

İnsanlar da böyle tek iken yarım gibi ama  evlenince birbirini tamamlayan bir bütün oluyorlar, uyum içinde sevgi ile devam eden evliliklerde elma misali denge oluyor, anne-baba olunuyor hatta büyük anne ve büyük  baba da...

Eğri otursak da doğru konuşalım biz toplum olarak yabancı hayranıyız, yabancı insanlar, yabancı ürünler, yabancıların kılık-kıyafetleri, örf ve adetleri, kısaca yaşam tarzları.

İyi de, kilisede onay verdikleri  "iyi günde, kötü günde, hastalık ve sağlıkta" sözlerini neden benimsemiyoruz?

Bizde;

Yeni evliler, heyecan var, aşk var...Bir süre sonra heyecan kayboluyor, sözüm ona aşk da bitiyor,

Haydi,  aşk bitti, tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna...

Damadın durumu iyi, seyahatler, dışarıda yenen yemekler, sık değiştirilen araba ve mobilyalar...Gün gelir işlerde bir terslik olur, araba patinaj yapar, yol alamaz hale gelir yani  maddi durum bozulmuştur,

Haydi para bitti,  kocacığım tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna...

Bu kadar basit olmamalı evlilik kurumunun ana felsefesi. Evlilik mevsimler gibi, baharı da vardır kışı da.

Bazen tartışmalar da olabilir, nihayetinde farklı kültürlerle yetişmiş iki insan. Tartışmayı ikisi de başlangıçta,  uzlaşıya bağlamak niyetinde olmalılar.

Çalıştığım bankanın Kültür müşaviri vardı rahmetli Şevket Rado beyefendi. O, "evlilik bir güreş minderidir,  ama yeneni ve yenileni olmayan, hep berabere kalınan" derdi.

Tatlı tartışmalar sofranın baharatları gibidir bence, yaşantının tadını getiren...

Unutmamalı ki, yağmurdan sonra gökyüzü açılır  sonrasında  güneş kendisini daha bir güzel gösterir. :-)

Evlilik, her iki tarafınca  "ben bu evliliği yürüteceğim" diyerek ön yargı ile karara bağlayan bir niyet ve yürek işidir.Bu niyet ve yürek kararıyla iyi gün ve kötü gün uygulaması otomatikman devreye girmiştir...

Sevgi, saygı ve sadakat esastır konunun özünde...

Ama bazı  yüreksizler ile arızalı kişilikler bu üçlü kavramdan uzaklaşırlar.

Yaşanmış bir öyküyü paylaşmak istiyorum:

İki delikanlı birbirlerinin  kankası, orta öğrenimden okul arkadaşı, birinin ailesi komşu ilin bir ilçesinde ikamet ediyor.

Aradan 25 yıl geçmiştir. Her iki arkadaş da  evlenmişler ve iş sahibi olmuşlardır.  Hem ziyaret hem ticaret denilir ya, iş için o ilçeye gidildiğinde  eski kanka ziyaret edilir. Mutlu bir yuvası, hanım hanımcık bir eşi ve üç kızı vardır  eski okul arkadaşının.

Çok zaman geçmez  kankanın hanımı  evin damında  çamaşır asarken gelen epilepsi (sara) krizi ile  ikinci kattan yere düşer ama bu düşüş kötü bir düşüştür. Kadıncağız  beldeki kalıcı hasar ile felç olmuş ve yatağa bağımlı hale gelmiştir.

Kanka, sevgi, saygı ve sadakat kavramlarından uzaklaşarak böyle bir yaşantının devam edemeyeceğini düşünüp  boşanmayı tercih etmiştir.

Hemen de evlenir.

Balayı günlerinde kankasını arar, yeni eşiyle gelmek istediğini bildirir.

Peki kankası ne yapar,  artık  kendi  düşünce paralelinde olmayan eski kankasına kapılarını açar mı?  Ruhundan da silmiştir, telefon rehberinden de...

O gün, bu gündür iletişimleri yok...

Madalyonun tersini okuyalım, adam bir trafik kazasında felç olsaydı kadın kocasını boşar mıydı? Hayır...

Kadınlarımız kadercidir, çilekeştirler, evimin erkeği çocuklarımın babası diyerek ömrünün sonuna kadar kocasına bakmaya rıza gösterirler.

Yani iyi günde-kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta diyen gönül yeminine  bağlı kalarak...

Sizlere de sağlıklı bir yaşam ve mutluluk dilerim,

Selam ve sevgiler...

Yurdagül Alkan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok trajik bir öykü okudum Yurdagül hanım, ümit edelim ki sevgi, saygı ve sadakat kavramları merkezinde yaşam sürdürülür, bu vesile ile sizin ve tüm annelerin günü kutlu olsun. Selam ve saygılar

Nizamettin BİBER 
 08.05.2016 10:18
Cevap :
Anneler günü kutlamanıza teşekkür ediyorum sayın yazarım, bizim gönlümüz de arzu eder ki, yuvaların devamı sevgi, saygı ve sadakat esasında yürüsün. O trajik öykünün en yakın şahidi ailemiz. Bazen keşke tanımasaydım böyle insanları diyesimiz gelir, selam ve saygı ile...  09.05.2016 20:58
 

Yurdagül Hanım, evlilik belirttiğiniz gibi iyi günde ve kötü günde bir olmak olmalıdır. Ne yazık ki iyi günde bir olunur da kötü gün gelince genellikle erkekler terk eden olur. Sizin anlattığınız hikayenin benzerlerini çok gördüm ben de. Nedense toplum erkeği bu konuda da aklıyor ama kadın aynı durumda olsa toplum tu kaka yapıyor kadını. Bu iki yüzlü toplumun eseri. Kadını ayıplarken erkeğe hak verilirse, bu tarz hikayeleri daha çok duyarız... Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 07.05.2016 14:47
Cevap :
Ayşegül hanım, iyi günde herkes iyi, eş, dost, akraba ve eş...Sıkıntılı ve kötü günde en yakındakiler bile uzaklaşıyorlar ve yanınızda olmuyorlar en başta eşler...Ne yazık ki ilk önce eşler özellikle erkekler terk ediyorlar. İşte o zaman gerçek karakter ortaya çıkıyor ama neye yarar? Selamlar, sağlık ve mutluluklar...  09.05.2016 20:54
 

Benim fikirlerim kaırşık pizza gibi :)) evlilik konusunda yani aslında odğru kişiyle yapılan evlilik çok güzel ama başlarda doğru olup sonra olmayabiliyor da sonlandırmak en güzeli fakat bunu yapmayan çok erkek evde karısı var dışarıda 3-5 tane ile kadın ise yapmaz denmesin yapanı çok hiçç bir yerde yapmasa sanal ortamları kullanıyor yani ben karışık pizza :)) ve kesinlikle kadın daha fedakar...selam ve sevgimle ben yazdıklarımdan bişey anlamadım inş. sen anlamışsındır gülüm :)))

Tülay EKER 
 05.05.2016 17:11
Cevap :
Çok haklısın Tülay'cım, karışık pizza benzetmen bir harika ama tam yerinde...Eskiye göre fikirler ve bunlara dayalı yaşam tarzları ne yazık ki çok değişti. Hatır güdülürdü, sadakat esastı, sevgi-saygının devamına dikkat edilirdi. Şimdi evleninceye kadar yapmacık kişiliğini sergiliyor, evlendikten sonra esas kişiliğini ortaya çıkarıyor. O zaman da işler karışıyor karışık pizza misali, Canım benim, sevgilerimi gönderdim İzmir'e, sana...  06.05.2016 23:07
 

1-Şevket Rado'nun eşi Türkan Rado muydu? 2-Kadınlar sevdiği erkekle değil kendilerini seven erkekle evlenmelidir derler... 3-Aşk ipliğiyle dikilen dikiş, ömür boyu sökülmez imiş... 4-Buyurduğunuz gibi Ne mutlu iyi günde kötü günde birlikte olanlara, olabilenlere... Sevgiler selamlar...

Recai Şahin 
 04.05.2016 22:46
Cevap :
Sayın hocam, Şevket Rado bey çalıştığım bankanın kültür müşaviri idi, kitaplarını okudum fikirlerini benimsedim ama eşini tanımıyorum, Sevgi her şeye kadirdir, ne mutlu iyi günde ve kötü günde beraber olarak ömür sürebilenlere, selam ve saygı ile...  06.05.2016 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 328
Toplam yorum
: 5740
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster