Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

30 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1019
 

İyi ki doğdun kızım

İyi ki doğdun kızım
 

internetten alıntıdır


Zorlu, acılı, karnıma gaz dökülüp yakılmış gibiydi sancıların, hiç bitmeyecek sandım, bir daha hiç rahat uyuyamayacağımı düşündüm, isyan ettim yaratana “Neredesin, görmüyor musun?” diye söylendim hatta, tövbe ettim sonrasında, canımdan geçtim, ölüyorum sandım,… Ölmedim ama inanılmaz zordu doğumun.

Karın zarı yırtılmaya başlıyor dedi doktor, korku şokuna girmek üzere, sakinleştirici yapın diye bağırdı hemşireye, bebeğin kafası ters geliyor, düzelmiyor dediğini duydum, vakumu hazırlayın bebek ters,… Bayılttılar beni gecenin sabahında. Bütün bir gün ve bütün bir gece geçmeyecek sanmıştım, geçti gitti uzun yıllar, hem de su gibi. Sende geçmeyecek sanıyorsun bu hallerini ama geçecek, bu geçecek başkaları gelecek yine geçmeyecek sanacaksın. Bundan sonra öyle devrilip yatmak yok.

Cinsiyetinden haberim yoktu, erkek olsun istedim, sen geldin şaşı gözlerin, ters gelmekten ezilmiş hatta yok olmuş burnunla, çirkindin, hiç bu kadar kart sesli bir bebek görmedim dedi doktor sonrasında öyle güçlü ağlıyordun. Mavi gözlü bir kız dediler ben ayılırken, her şeyi tamam mı dedim. Tamam dediler. Öyle güçlü emiyordun ki ödüm koptu. Küçüktüm, gerçekten küçücüktüm. Tonlarca hatalarım oldu ama bir kez bile bırakmayı aklıma getirmedim.

 

Biz beraber büyüdük. Büyüyebildik mi gerçekte inan bilmiyorum. Bazen inanılmaz yorgun hissettiğim oluyor ama varlığın (-ız-) öyle iyi geliyor ki anlatamam. Bir akşam seninle bir yerden geliyorduk, asansör beklerken gelen yakıt faturası beni üzmüştü, ertesi gün ödemiştin kendi paranla. Bir kere de kendimi kötü hissettiğim bir gün sakinleştirici ilaç ve vitaminler alıp gelmiştin, iç iyi gelecek diye. Sakinleştirici ilaçları hiçbir zaman içmedim ama toparlandım. Bana iyi gelen senin davranışındı. Ne zaman büyüdü bunlar diyordum bazen. Bazen de canımdan bezdiriyordunuz ama çoğu zaman biliyordum ki varlığınız bağlıyordu beni yaşama.

 

Sıkı kavgalarımız oldu, hayalimde ellerimle beyninizi çıkarıp duvara fırlatıyordum hiç kan akıtmadan. Bu hem canınız yanmasın hem de kim temizleyecek duvardan kanı diye oluyordu. Uzun süren nasihat konuşmalarım ve sizin o konuşmaları sinekleri sayarak dinlemeleriniz. Gelip özür dilediğinizde anında beyninizi duvardan toplayıp yine aynı ellerle severek yerine koyuyordum.

 

Bir akşam telefon etmiştin bana “Yemekler benden sen yorulma” diyerek. Serviste arkadaşlarıma hava attım bu konuşmadan sonra, eve geldim uyuyordun, unutmuştun yemek yapmayı, önce kızıp söylendim sonra Gizem’in yorumlarıyla gülmüştük. Tavla oynardık sık-sık, hep kazanırdın ama öyle oyun zekası ya da bilmişliğiyle değil, zar şansıyla. Bu kadar mı şanslı olur insan zarda diyerek sinirlenirdim. Uzun yıllardır hep zarların en yükseği gelsin diye dualar ediyorum hayatın karşısında. İnsan, büyüdükçe daha fazla paranoyak oluyor sevdikleri için, hele de canının içinden çıkan et bebekler için.

 

Annem, anne olun da görürsünüz derdi. En cahil yaşımda da, en olgun yaşımda da anne olduğumda aynı duyguları hissettim. Ama cahil yaşlarda daha fazla bocalıyor insan, kendini bile tanımadan başka bir canlıya sahip olmak ve sorumluluk yüklenmek… Zor. İki gündür senin bebekliğini düşünüyorum. Hatta bu son kızlar yeniden şekillendiriyor hepimizi. Terazilerimi doldurup, boşaltıyorum günlerin içinde. Onlar, bunlar diye değil, benim kendimle hesaplaşmalarım bunlar. Bu günkü aklımla tercih yapma hakkım olsa aynı zorlukları yaşayacağımı bilsem yine de isterdim sizi. Benimle dalga geçtiğiniz tüm hallerinizi hiç unutmadan dalıyorum bazen. Tarkan’ın şarkılarıyla dans etmelerimiz, isteklerimi yaptırmak için düzenlenen tavla oyunları ve hep kazanan sizlerin zafer kazanmış suratlarınız, küslüklerimiz-barışmalarımız,…

 

Klasik müzik eşliğinde Nazım’ın şiirlerini okurdum akşamları size, bizi rahat bırak, koy bi İbrahim Tatlıses’de kendimizi bulalım diyen halleriniz. İkramiye aylarında fazlalaşan sinema günleri. Sizinle bütün çocuk filmlerini seyrettim, sizi yalnız bırakmamak için değil ben de sevdiğim için. Zamanı yaşarken o kadar da anlamıyor insan kıymetini, o kıymet iyice geçince daha fazla değerleniyor galiba. Derin bir özlem sızısı çekiyorum kimi zaman ve biliyorum ki yine geri dönsek aynı şeyler olacak. Siz üzülmeyin diye o kadar çok korumacı-kuralcı-disiplinli ve katıydım ve bana göre çok ağırdı sorumluluklarım. Saate bakmıyorum şu an, baksam ne işin var yazıyla kalk yat diyecek içimin iç sesi. Kendime bile çok katılık yapmışım hala da yapıyorum ama bu benim, keşke değiştirebilsem bazı huylarımı. Bazen ben de sıkılıyorum kendi kendime koyduğum kurallardan ama o kurallar kolaylaştırıyor hayatımızı.

 

Sen de büyüdün, kardeşin de büyüdü, ben büyüyebildim mi? Göreceğiz zamanı yaşarken yaşadıklarımızla. Zaman zaman şikayet etsem de memnunum sizin anneniz olmaktan. Kardeşlerinize gösterdiğiniz sevgiyi görünce hiçbir şey karşılıksız değil diye seviniyorum. Bazen sohbet ederken bana söylediklerinizle gurur duyuyorum hoşuma gitmese bile söyledikleriniz. Siz de bana çok şeyler öğrettiniz. Çok sık dile getirmesem de sizi çok seviyorum bu yüzden bu kadar uğraşıyorum sizlerle. Yeter ki sağlık olsun, yeter ki canınız sağ olsun, yeter ki birbirimizden kopmayalım ağır üzüntülerle. Gerisi hikaye, güzel hikayelerimiz olsun ileride birbirimize anlatmak için.

 

Sözün kısası, iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, saate bakmasam da içimdeki saat kalk da uyu artık uğraşma bu işlerle diyor. Gözlerim çoktan uyku hazırlıklarına girişti, ellerim uyuşuk, bedenim yorgun ama yüreğim hep sizlerle çocuk olacak inan bana. Bu da geçecek kızım, bu günlerin yerini başka yorgunluklar alacak, umarım kolaylaşır gün geçtikçe bu günkü hallerin ama bunlar çok kıymetli ve anlayarak yaşanması gereken zamanlar. Hadi bakalım, bundan sonra da doğurmasaydın de de görelim… Güzel ömürler diliyorum güzelliklerle ve de sağlıklarla birlikte. Küçük kabilemin (Ayşegül’ün taktığı isim) en küçük noktasına “Senin anneni iyi ki Allah bana yollamış onun kıymetini iyi bil” diyerek kapatıyorum geceyi. Seni seviyorum en büyük kızım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arkadaşım selam:) sen de kız çok, dogum gunleri cok, şimdi birine yazdın obürüne yazmadın didişmesinler sonra...Hepsine birer dogum günü yazısı ellerinden öper artık:)) Şaka bir yana, Allah kuzularına uzun ömür versin huzurunuz, sağlıgınız ve bereketiniz hiç eksilmesin:)sevgilerimle

Sema CURUK 
 18.10.2012 2:22
Cevap :
Selam canım, seni görünce sevindim, didişmeleri gel de gör; benim annem, benim mamam, benim babam, kafam bazen ramazan davulu gibi oluyor. Sağlıklı olunca iyi ama hastalandıkları zaman evden kaçmak istiyorum:)))) İkisi birden kucağımda tek oturmak istiyor ve benim bir kucağım var. Vaktim olsun da ben yazı yazmaya varım. Duaların sana da aynı güzellikleri sunsun günlerinin içinde. Benden de kucaklar dolusu sevgiler  19.10.2012 21:18
 

Güzel bir paylaşım tebrikler.Ben de oğlumu sizin ki gibi güç doğurmuştum.Doğum günü kutlu olsun kızınızın. Sağlıklı mutlu yaşam dileklerimle selamlar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 30.09.2012 8:19
Cevap :
Kolay doğuran var mı acaba? Annelik önce bebeği taşımakla başlıyor, sonra doğum sonra... Yedi kat anne var yalın kat annelik var demişti bir tanıdığımız, çok beğenirim bu sözü. Hepimizin çocukları sağlıkla ve mutlulukla yaşasınlar diye döner dilim kendimce. Yeter ki sağlıklı olsunlar öncelikle gerisi bir şekilde yaşanıyor ve zaman geçince unutuluyor zaten. Teşekkürler ediyorum yorumun için, sevgilerimle  30.09.2012 21:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 338
Toplam yorum
: 1558
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 876
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster