Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
82
 

İyi ki koşunca yoruluyor, yiyince doyuyor, sevince bıkıyoruz; değilse kim tutar bizi

İyi ki koşunca yoruluyor, yiyince doyuyor, sevince bıkıyoruz; değilse kim tutar bizi
 

İnsana sınır koyamazsınız aşarlar, kural koyamazsınız uymazlar…

Ama şükür doğal kurallar var da bu azgın yaratığı frenliyor…

Koşmayı bilmiyorum da kalbimize ve midemize hitap eden konularda sanırım kural ve sınır koyamazdık.

Ama işte fıtrat koymuş sınırı, doyduktan sonra yemeye devam etsene; çatlarsın…

Yani mesela yorulmasaydık (Gerçi koşmak matah bir şey değil ama)…Ya da çenemiz ağrımasaydı, insanlar sıkılıp susturmasalardı, yeter bu kadar konuştuğum artık susayım der miydik?

Bu doğal sınırlar çok önemli…

Yoksa iş bize kalsaydı ne olurdu bilmiyorum…

Yine de insan merak ediyor, mesela koşunca yorulmuyor, yiyince doymuyor, sevince bıkmıyoruz falan… Ne yapardık?

Kendimize makul ve mantıklı ölçüler mi koyardık?

Bıkmıyorum, çatlamıyorum, zararı yok; yukarıdan koyuyoruz aşağıdan çıkıyor… Sevdiğimiz bir şey örneğin, zevk alıyoruz (mesela kaymaklı şöbiyet)…Herhalde paramız da varsa durmaksızın yerdik…

Şimdi bizi tam ve kesin olarak ne düşüncelerimiz, ne paramızın olmaması, ne de başka bir şey engelliyor. Bizi engelleyen eğer koşuyorsak yorulmak, yiyorsak doymak (devam edersek rahatsızlanmak, çatlamak), seversek hoşlanırsak bıkmak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Yaptıklarının önüne sınır konulamayanların sonunu biliyoruz. Mesela Hitler. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 06.03.2017 13:35
Cevap :
"Yaptıklarının önüne sınır konulamayanların sonunu biliyoruz. Mesela Hitler" Taşı gediğine koymuşsunuz  07.03.2017 23:18
 

Merhabalar Kerim Bey. Yine çok damardan bir konu paylaşmışsınız. Tebrik ederim. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Sizin ne yazılarınızı okumaya yetişebiliyorum, ne de düşüncelerimi açıklayabiliyorum. Kısaca yetişemiyorum. Evet insan çok doyumsuz bir varlık. Sizin de dediğiniz gibi, insanı frenleyen şeyler olmasaydı, kim tutardı bizleri... Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 04.03.2017 20:59
Cevap :
Biraz utandırdınız beni! Böyle şeylere alışık değilim, övmeyin beni!  06.03.2017 14:27
 

Sorun şu ki maddi yanımızın başlattığı, ikinci adımda görünmeyen yanımızın da sınırı aştığında oluyor olan. Sözgelimi, karımız doyduğunda duruyoruz, ya da ikinci öğünü bekliyoruz. Burada sorun yok. Sorun, başımızı sokacak bir evimiz olsa ne iyi olur, zamanla bu sorunu aşıyoruz, ev sahibi oluyoruz; ama bu çoğu gözü doyurmuyor, ikinci ev, üçüncü ev… Bu örneği hayatın her alanına yayabiliriz, bir noktadan sonra göz doymuyor, bu nokta itibariyle de sorunlar giderek artıyor, hatta siyaset kurumu bütün dünya benim olsun diyor, ondaki bu refleksi fark edenler de savaş üzerine savaş çıkartıyor. Ucunu bucağını bilmediğimiz evrene de hâkim olmak istiyorlar. İnsanlık doğal sınırında yaşasaydı, karnı doyunca görseldeki gibi mışıl mışıl uyurdu. Doğal sınırını aşıp, uykusunda savaşmazdı. Bu noktaya gelenler dünyanın en fakirleri, doğal ihtiyacı kadarıyla yetinenler de zenginlerdir. Kavramların dili böyle söylüyor, fakirlikten öte fakirlik, zenginlikten öte zenginlik vardır. Dostça selamlarımla.

Rıza Üsküdar 
 04.03.2017 18:37
Cevap :
Yine özgün bir Rıza Üsküdar yorumu ama özellikle şurası: "İnsanlık doğal sınırında yaşasaydı, karnı doyunca görseldeki gibi mışıl mışıl uyurdu"  07.03.2017 22:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4587
Toplam yorum
: 12396
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster