Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '10

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
534
 

İyi ki varsın Tota

İyi ki varsın Tota
 

Tota yemin etmeyen varmı diye bakıyor :)


Fenerbahçe'nin sakatlıklardan daha büyük sorunu her maçta gol yemesiydi bu maça çıkmadan önce. Belki de Avrupa'ya veda etmesine etki eden Lugano'nun sakatlanmasıyla bu sorunun tavan yaptığı ise çok açıktı. Bugün Fenerbahçe gol yemediyse eğer, Daum'un forvetleri dışarı alıp, defansif oyuncuları sokmasından daha çok Lugano'nun etkili performansıdır. Tota maça nasıl başlıyorsa öyle bitirebilen bir oyuncu. Sahaya çıktığında ne rakibin ismi ne maçın oynandığı saha ne zaman ne de mekan onun için farketmiyor. Müthiş bir konsantreyle başlıyor, yüreğini ortaya koyuyor ve öyle bitiriyor. Takıma da, taraftara da varlığıyla güven verdiği gibi rakibe basmasıyla da onlar için büyük bir handikap oluyor... İyi ki varsın Tota. Bu takıma her zaman lazımsın...


Bilica içinse aynı şeyleri söylememiz mümkün değil. Bilica'nın girdiği birçok pozisyonda onu nedense büyük bir takım oyuncusu gibi göremiyoruz. Aldığı riskler, yaptığı fauller ve top kullanmasıyla ilgili sorunlar bu fikrimizi destekleyen unsurlar...


Alex'siz Fenerbahçe'nin çift forvetle sahaya çıkması birçoklarımızın beklediği gibi daha çok pozisyon bulmasını sağlamadı maalesef. 4-4-2 şablonunda daha verimli olabilmesi için mutlaka Özer ve Topuz'un sahada olması gerekiyor. Topuz sakatlık sonrası forma bulduğu karşılaşmada önceki maçlarına göre daha etkiliydi... Guiza ise bildiğiniz gibi...


Önceki maçlarda da belirttiğimiz gibi Fenerbahçe'de oyuncular arasında eşit bir mücadele olmadığı tespitimiz yine Christianla can buldu. Maç öncesi arkadaşlara “Christian'ın etkili olduğu bir pozisyonu mutlaka bana söyleyin” dediğimi hatırlıyorum. Bana “işte bu” dediklerinde dakikalar 45'i gösteriyordu. Anlayın işte... Birçok kişi bu konuda bana muhalif olabilirler ama demek istediğim Christian gibi oyuncular için artık yabancı kontenjanı doldurulmamalı ve “yıldız” kabul edilip kıtalar arası transferler yapılmamalı. Aynı sözleri Bilica için de söylüyorum. Lugano ile uyumluydu diyenlere ise katılmıyorum. Bekir'e de Bilica kadar şans verin inanın Lugano'nun yanında Bekir'i de kazanacaktır Fenerbahçe...


Gol'ün ilk yarıda gelmiş olması Fenerbahçe için büyük bir kazanç oldu. Yoksa bu stresle ve Daum'un korkak futbol anlayışıyla her geçen dakika baskı daha da artacaktı. Tribünler zaten gerilmişti. Fakat tribünlere hedef şaşırtan bir girişimcilik başarısı ! Vardı maç öncesinde; elimize “kırmızı kartlar” tutuşturulmuştu, hakem protestosu için. Ben de salladım tabii ama Daum'a... Gerçi penaltıyı veremeyen Gezer'de haketti ama neyse... Santos'un gol vuruşu ise çok zarif ve etkiliydi ama mutlaka fizik gücünü arttırmalı.


Öyle değişiklikler yaptı ki Daum, zavallı Semih yine kenara gelen ilk isim oldu... Duyuyorum sağdan soldan, “Semih'de ne yapıyor” diyenleri... 10 maç üst üste 90 dakika oynatamadı onu Daum. Psikolojisi de kalmadı artık. Guiza'nın üstüne bu kadar titre, sonra Semih'in yüzüne bakma sonra da performans bekle... Bu saatten sonra Semih'den fayda sağlamayı düşünenler varsa kusura bakmasın...


Peki Gökhan Ünal ? Sahi niye transfer ettiler bu çocuğu bilen var mı? Yok sanırım...


Daum hepimizin artık bitmiş sinirlerini test etmek istercesine Kadıköy'de yine 1-0' a yatmayı tercih edip hepimizi kahretti... Semih'i çıkartıp Selçuk'u oyuna alması, derken sahanın en verimli en yaratıcı ve en iyi oyuncusunu (Emre) kenara alıp Deniz'i sokması tamamen kamikaze hareketiydi. Son dakikaları seyretmeye kalbim dayanmadı 90+3'de çıktım. Ya Bilica saçma bir hareket yapsaydı ve bugün de 2 puan bıraksaydık sonu ne olacaktı çok merak ediyorum... Yazık, koskoca Fenerbahçe Antalya karşısında 40 bin seyircisi önünde böyle bir skora yatmamalı. Fenerbahçe'nin hocası kendi evinde 2'yi 3'ü bulmak adına hamleler yapıyor olmalı...


Yazımızı günün adamı Lugano ile başlattık, diğer günün adamaı Emre ile kapatalım... Emre Fenerbahçe'de her hafta oynadığı oyun ve üstlendiği misyon ile “Fenerbahçe'li Emre” olma yolunda büyük adımlar atıyor. Doğrusunu da yapıyor elbet. Bu sezon altın çağını yaşıyor. İngiltere'de ki futbolsuz günlerininde acısını çıkartıyor.... Santos'a verdiği pas da, kaçırdığı goldeki pozisyonu da çok güzeldi... Aferin Emre böyle devam et...


Kabus dolu Şubat ayı bitti. Mart ayı dert değil, derman ayı olur inşallah...


Ahmet ÇELİKSÜNGÜ

07.Mart 2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet bencede Luganosuz defans olmuyor. Tecrübesi hava hakimiyeti, hırsı, rakip kalede gol arayışı O bambaşka bir futbolcu, gerçi gözler yanında serikanlı sağlam EDU'yu arıyor, ama gerçek olan şu Bilica EDU'nun yerini dolduramıyor. Bekir'e daha fazla stoperde şans verilip alternatif üretilebilinir. Duydumki(!)Lugano kafa golünü ASY'ne saklıyormuş.

aslan celik 
 08.03.2010 17:05
Cevap :
Edu ara sıra Volkan'ı avlıyordu ama kesinlikle Bilica'dan çok daha iyiydi... Lugano Galatasaray'a gol atmayı sever... Umarım dediğiniz gibi olur. Teşekkürler...  09.03.2010 9:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 252
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 89
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 17.03.08
 
 

74'ün İstanbulunda, Sultan şehri Üsküdar'ın, kız çocuklarına "Zeynep" erkeklerine "Kamil" adı kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster