Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3567
 

İyi niyetimi kaybettim, hükümsüzdür!

İyi niyetimi kaybettim, hükümsüzdür!
 

Kaynak:İnternet


Rahmetli babam şu halimi görse benimle gurur mu duyardı, yoksa varsın eski hali ile kalsındı diye hayıflanır mıydı, bilmiyorum.

“Çok iyi niyetlidir” ile “saf” nitelendirmeleri adımın geçtiği her yerde sıfır yoklama eksikliği ile geçmesine rağmen; ki çoğu zaman pek sevenlerimin öğüt verme gereksinimi duymalarının ana nedenidir, son iki-üç yıldır bana bir haller oldu!

Çok ciddiyim, hani konuya giriş yapayım diye bir roman yazarı edası ile kurgulanmış bir şey kesinlikte değildir!

Bu yaşıma gelene dek bir türlü öğrenemediğim şeyi, son yıllarda öyle kolay öğrendim ya, hep “yaşayarak öğrenir ancak insanlar” tezim de bir anlamda tekrar, ve üşenmeden test edilip tekrar onayımdan geçmiş bulunuyor!

Bunu, bir kez daha bugün anladım; seçim kuraları çekildi ve AKP ilk parti olma şansını yakaladı!

Şansa inanan, iyi niyetli bir kadıncağızdım oysa ben…

Ne olduysa son yıllarda oldu, şansın da iktidarın yanında olduğunu “hasbelkader” olarak değil de “mutlak” olduğunu düşündüren silsileler; rahmetli babamın bir türlü öğretemediğini becerip, böyle işkilli, insanoğlunun/kızının göründüğü, dediği ile yaptığının ayrı, amacının da tam da tersi, farklı, olduğunu pek bir güzel öğretti!

Seçim kurasında AKP ilk parti çıkıyor, şans olduğuna inanamıyorum!

Peki, beni bu hale kim getirdi?

******

İnsanların inanç gereksinimleri vardır; din bunlardan biridir lakin daha da öncelikli olanı ait olma, ait olduğunu hissettiği yerlere güven duyma gibi…

Aile en önde gelen unsurdur, aileler mahalleri, mahalleler ilçeleri oluşturur, illeri falan derken konu elbette vatandaşlığa dayanır.

Her şeyin birbiri ile etkileşim içerisinde olduğu nasıl en basit bir gerçek ise, güvensizlik zehrinin de ulaşamayacağı yer olmadığını bilmek gerek!

“En yaşanılası yerler” listesinde ilk onda olan ülkelerin vatandaşları güven duygusunu en gündelik, sıradan bir duygu olarak tanımlayan özgüveni yüksek bireylerden oluşur; aman şunu yaparsak bu ödülü hak ederiz diye düşünmeyen hükümetlerin yönettiği ülkelerdir bunlar!

Hani, bir anket yapıldı geçenler de, Türkiye’nin pek mutlu, gelecekten umutlu olduğu beyan edildi de, “Peh” dedik!

Kim kimi kandırıyor arkadaş!

******

Vallaha, başkalarını bilemem, bilsem de karıştırmam! Kendi bildiğim en iyi örneğimdir; iyi niyetimi kaybettim!

******

Her önerilen anayasa değişikliğinde bir bit yeniği arıyor oldum, işin tuhaf yanı düz vatandaş olan bana hiç uymayıp da, bir başkalarına pek kolaylıklar sağlayacak maddeler var!

Her şey belediye seçimlerinde netleşmişti zaten!

Bir ülkenin başbakanı seçim kampanyasına katılıyor! Belediye seçim kampanyasına arkadaşlar! Belediye seçim kampanyasına katılıp da, farklı seçmenlerden gelen yuhalamalar “Başbakan’a hakaret” davası ile cezalandırılıyor!

Hey Allahım, bir başbakanın işi midir belediye seçimlerinde partisi adına oy toplamaya çıkmak?

Bunu yapan bir başbakana kendisine oy vermemiş olanlar ne kadar güvenir; o başbakan o kişilere ne kadar güven verir?

En, ama en ağrıma giden de her işini bırakıp da belediye seçimlerine koşan bir başbakanın durduğu yeri bilmemesidir!

Oraya gidiyorsan parti liderisindir, alkış da alırsın, yuhalanırsın da!

Yuhalayanları “başbakana hakaret” davası ile cezalandırıyorsan, başbakanın da diğer vatandaşları yok sayması aslında ciddi bir suçtur!

Hoş, şikayet edebilene aşk olsun!

Bunun Ergenekon’u var, uymadı Balyoz’u, olmadı basılmamış kitabı… En olmadı evinden bomba çıkarırlar ayol!

Hiç bomba görmemiş olman önemli değil!

******

İnsanların inançları yalnızca din değildir; din ile bağlamaya çalışanlar bunu öncelikle bilmelidir!

Gerçi, pek de iyi biliyorlar ki fitne ve fesat da insanların birbirlerinde olan güvenlerini kolayca zedelemektedir!

Din ile birleşmeyenler, fitne ve fesat ile ayrılsınlar!

Zira, sorgusuz, sualsiz kabul edenler makbuldür!

İş bu kadar basittir!

******

“Din” derken, gerçekten inanan kişilerin mal varlıklarını ihtiyaç sahipleri ile paylaştıklarını, en azından paylaşmaları beklendiğini, en basit hali ile düşünürsek; bir soralım bakalım emekliler ne kadar zam almışlar?

İşçiler?

Memurlar daha şanslı; seçmen grubunun çoğunluğunu oluşturduklarından peynir, zeytin, et, vesaire gibi ana gıdalara gelen zamlarla baş edebilecek bir gelire sahip olmaktalar!

KPSS, YGS, falan feşmekan sınavlarından en başarılı olan kişiler tarafından doldurulacağından bu yerlerin, en azından beş sene sonra, falan, yatırımlar da şimdiden yapılıyor!

Pek fena oldum ben, durduk yerde sınavlarda kayırma aramıyorum tabii ki; yani öyle olsa “Paranoyak” teşhisini ilk önce ben koyardım kendime!

Ama öyle şeyler oluyor ki hep, hep de öyle açıklamalar yapılıyor ki; hani inansan birine, arkası gelecek!

Olmuyor!

Denilen ile eylem birbirini tutmuyor!

Hayır yani, huşu içinde dinleyenler, huşu içinde alkışlayanlar aynı zamanda huşu ile Allah’a secde ediyorlar ya; insan merak ediyor Allah katında işin gerçeği ne aslında?

Hani, aynı dilden konuşmak gerek ya, o yüzden şeyettim!

******

Babacığım, senin iyi niyetli, saf kızın öküz altında buzağı aramaya başladı!

İyi niyetli olan sen, ne kadar nasihat etsen de işe yaramadı!

Yaşamadan öğrenilmiyor babacığım; senden tokat yemedim hiç ama Devlet Baba’dan yiyoruz!

Öğretemediğini de bu yüzden öğrendim ya!

Kötü niyet ancak kötülük ile öğretilebiliyormuş!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi niyetini kaybeden yalnızca siz değilsiniz. Size göre daha hat,yatının baharında olan biz gençler de kaybettik iyi niyetlerimizi.. Kandırılmayı göz göre göre en fazla 3 4 kez kabullenebiliriz.E bu da bünye yani bir yere kadar!!

Nazlı Karyağdı 
 08.04.2011 11:59
 

Sayın Karaoğlu, yazdıklarınızın sadece sizin düşünceleriniz olmadığını söylemek isterim.Düşünen her insan olup bitenleri anlamaya çalışırken çoğu kez bir mantık geliştirir.Geliştiridiği mantık; kişinin o güne değin oluşturduğu kişiliğinin bir ölçüsüdür.O ölçü ile olayların sebepleri ve sonuçları izdüşüm haline gelmezse; kuşkular ortaya çıkar.Kuşkular gerçeği yakalamanın olmazsa olmazıdır.Hayır öyle değil böyledir diye vardığımız yargılar bu kuşkuların giderilmiş halidir.Olup bitenleri bizlerin kuşkularıyla anlamak ne yazık ki olanaklı değildir.Bu yüzden anormal olan bizim düşüncelerimiz değil; olup bitenlerdir.Yani gayet normal bir süreç içersindesiniz.Duyarlılığınıza ve paylaşımlarınıza teşekkür eder sevgi ve saygılar sunarım.

Süleyman Alkan 
 08.04.2011 11:46
 

elinize ve yüreğinize sağlık.çok güzel ve anlamlı bir yazı olmuş...

neco dilek 
 08.04.2011 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster