Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '20

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
42
 

İyi öğretmen

Her Türk Genci gibi, her yeni öğretmen gibi “vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirecektik” Milli Eğitimin Temel amaçları, özel amaçları doğrultusunda. Öğretmenlik hayatımıza bu heyecanla başladık.

Hiç unutmuyorum İlk günümü. Elimde valizim kitap dolu. Yeni bir şeyler...  Ankara “Zafer çarşısından “bulabildiğim birkaç mobilya katalogları falan.

İlk gün rahmetli Okul Müdürüne “nasılsınız” diye  sorduğumda “Teşekkür ederim, siz gençleri görünce çok daha iyi oluyoruz” demişti.

Diğer öğretmen arkadaşlarla ilk yıllarım. Her şey çok hızlı akmaya başladı gözümün önünden.

İhtilal yıllarıydı. Stajyerdim. Mesleki Teknik Eğitimi Genel Müdürü gelmiş, sorunlarımız için toplantı yapmıştı.

Maaşlarımız çok düşüktü. Adam “maaşını beğenmeyen çeker gider, sizi burada zorla tutan yok. Maaşı beğenmeyen istifa etsin.” Demişti. Çok üzülmüştüm. Düşündüğüm bu değildi.

Meslek öğretmenleriydik. Maaşımın yarısından fazlasını kiraya veriyordum. Doğrusu geçim zordu.

"Bilal Hocam" bölümümüz öğretmeniydi.  Meslekte 40 yıla yaklaşmıştı.

İlk günler doğrusu şaşırmıştım. Bence meslek öğretmenleri böyle uzun yıllar meslekte kalmamalıydı. Değişen teknolojiye ayak uydurmalıydılar. Her şey çok hızlı değişiyordu.

Sonra Bilal Bey’i tanıdıkça ondan çok fazla şey öğrendim. Bir gün öğrencilere yaptırdığım sandalyelerin sağlamlığını deniyordum. Sandalyeler sağlam değillerdi. Çabucak bir yerlerinden açılıyordu. Ben de öğrencilere çok kızdım. Nasıl böyle bir şey yapabilirlerdi. Kendime göre onlara tam olarak öğretmiş ve işi göstermiştim. Öğrencilerimi ulu orta şiddetle eleştirmiştim.

Bilal Bey beni bir kenara çekerek söylediklerimin çok hatalı olduğunu ve bırak öğrencileri eleştirmeyi tam aksine onlara yaptırdıklarımdan memnun olmam gerektiği onlarla gururlanmamı, onlara güven vermem gerektiğini anlattı bana.

Çok haklıydı. İyi bir öğretmen “öğrencileriyle gurur duyan biri olmalıydı.”  Onlara güven vermeliydi. En ufak durumlarda onların özgüvenlerini sarsacak durumlardan kaçınmalıydı.

“Stajyerlik işte. Okul bunları veremiyor. Aileden de cevredende bir şeyler kapmayınca eksiklikler ortaya çıkıyordu. Ama hayat eninde sonunda bir şekilde öğretiyordu tabi eğer öğrenme isteği içerisindeysen.”

Sonraki yıllarda Bilal hocamla çok anılarımız oldu.

Kalp rahatsızlığı vardı.  Bir ara hastaneye yatmak zorunda kaldı. Hastalığını şimdi hatırlamıyorum.  Hiç aklımdan çıkmaz. Son sınıf öğrencilerimle bir çiçek yaptırdık. Unuttum şimdi; belki yiyecek bir şeyler. Yanına gittik. Önce öğrenciler sıradan “geçmiş olsun” dediler.

Diğer hastalar ve ziyaretçileri "öğrencilerin seni çok seviyorlarmış Bila Hocam" dediler.

Yanından ayrıldığımda ağlıyordu.

Sonra emekli oldu.

Hey gidi Bilal Hocam Hey!

Allah rahmet eylesin.

Şimdi artık ben de emekli oldum çoktan.

...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 564
Toplam mesaj
: 168
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Gazete ve kitaplara hep tersten göz atar, daha sonra okumaya başlarım. Bu özelliğim devrik cümlel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster