Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
6861
 

İyi ve kötü

İyi ve kötü
 

Yurij Kosoboukin - Ukrayna


İyi hem vardır hem de yoktur.

İyi vardır, çünkü bir varlığın varoluşunu sürdürmesi için ona gerekli olan şey iyidir. Bunun tersi de kötüdür.

Buradaki iyi yaklaşımı, görecelidir.

Yani kişiye göre bir iyilik var.

Kişiye göre iyi olan bir şeyin, başkası için iyi olmayacağı deneyimlediğimiz bir durum.

Biri için iyi olan bir şey, başkası için kötüyse, o şey için ne iyi diyebiliriz ne de kötü.

Demek ki, iyi hem var ama hem de yok.

Ama mesele bu kadar basit değil tabi.

İyi ve kötü üzerinde düşünmeye başlayınca, hemen bu biri için iyi diğeri için kötü olma durumuna bir itiraz yapılabilir.

Denebilir ki, göreceli iyi, aslında, o iyiden faydalanan için, uzun vadede iyi değildir.

Örnekleyelim hemen.

Varsayalım ki bir kişi, yalan söyleyerek kişisel yararını ve kendisi için iyi olanı temin ediyor.

Bu kendisi için iyi, ama kandırdığı kişi için kötü sonuçlar veriyor.

Ama yalan söyleyenin yalan söylediği uzun vadede ortaya çıktığında, kimse onun sözüne güvenmeyecek ve bu kişi, ihtiyacı konusunda doğru söylediği halde ona kimse yardım etmeyecek ve bu şekilde varoloşu için kötü olan durumlara düşecek.

Bu itiraza göre, iyi ve kötü göreceli olmaktan çıkartılıp, mutlak ve evrensel hale getirilir.

Çünkü sen bir eylemde bulunurken, kendi yararını değil, başkalarının ya da benzer ifadeyle, tüm herkesin iyiliğini gözetmek zorundasın. Aksi halde, bu uzun vadede senin aleyhine dönecektir.

Bu noktada altruizm ortaya çıkar: Nihayetinde evrensel iyi, başkalarına iyilik, hep en derinde ve en temelde, kişinin kendine yararını hesaba katar, bu yüzden, aslında sizin iyilik dediğiniz şey, bir tür incelmiş bencilliktir.

Bana kalırsa bu itiraz kapristir. Çünkü, kavramlar, aralarındaki derece farklarıyla oluşurlar. Ötekinden ayrımıyla ortaya çıkar bu anlam. Biz zaten, iyi kavramını oluştururken, bu nüansları gözetiyoruz. Ya da şöyle diyelim, kişisel bencilliğin, başkalarının yararını da gözeten boyutuna iyi adını veriyoruz. İyi derken bunu kast ediyoruz. Bunu böyle koyduğunuzda, iyinin kökeninde kişinin yararı vardır, aslında o, bu nedenle iyi sayılmaz, demek anlamsızdır. Bir eylemin ortaya çıkışında bencillik yattığını göstermek için, tam o eylemin taşıdığı bencilliğin, bencilk anlamındaki bencilliğin varlığını göstermek gerekir. (Tabi, Türkçe'de egoism ile selfish ayrımı pek yapılmaz. Egoizm aslında Ben-ci-liktir ve benci olmak, bencil olmak değildir.)

Bu akılyürütme çizgisini keselim ve sorunun başka bir noktasına geçelim:

Özetlersek, yukarda bir eylemin biri için iyi diğeri için kötü olabileceğini ve bu nedenle onu neye göre iyi ya da kötü diye sınıflayacağımızı soru konusu yaparak, bir belirsizlik içinde bıraktık.

Şimdi ise, şuna bakalım, biz bir kişiyi iyi ya da kötü insan diye sınıflayabilir miyiz?

Herhalde, ailesine karşı son derece şefkatli ve iyi olan bir insanın, sokakta, başka ailelere kök söktürdüğünü ve her türlü haksızlığı (bu da nedir acaba?) yaptığını düşünmek bize gayet makül geliyordur. Bu da deneyimlediğimiz bir şeydir.

Bu kişi birine iyilik bir başkasına kötülük yapıyorsa, biz bu kişinin eylemlerine bakarak, nasıl bir iyi kavramı üretebiliriz? Bu mümkün mü?

Salt eyleme baktığımızda belirsizlik var. Eylemi yapana baktığımızda, onun her iki eylemi de var, demek ki iyilik, niyetten de çıkmıyor.

Eylemin kendisinde bulamadık iyiyi, eyleyende de yok iyinin kaynağı.

Bu sonucun açık göründüğünü tahmin ediyorum.

Başka bir akıl yürütmeye geçelim:

Varsayalım ki bir şeyi iyi yapanın ne olduğunun sabit bir kaynağı yok.

Bu doğruysa, bunu iyinin tersi için de düşünebiliriz. Kötünün de yok.

İyiyi ele geçiremiyoruz, ama kötüyü de ele geçiremiyoruz.

Bir insan bir eylemde bulunuyor. Biz neden ona iyi ya da kötü diyoruz ki?

O eylem neyse odur. Ne iyidir, ne kötü, ne güzel, ne çirkin.

Bizim ona kötü dememizin olanağı, aslında toplumsal yaşayıştan kaynaklanır.

Çünkü o eylemimizin başkalarına etkisi olduğunda, biz toplum yaşantısının sürmesi, -kişisel varlığın devamlılığının başka bir formu olarak- için, bir eyleme iyi ya da kötü diyerek onun önüne engel koyuyor ya da engeli kaldırıyoruz.

Her üç halde de iyinin değeri göreceli olarak ortaya çıkıyor.

Ama temelinde değişmeyen bir şey var, o da varlığını sürdürmenin yararını korumak ve kollamak.

Peki, varlığını sürdürmek üzere kendi iyisini aynı şeyde arayan iki karşıt varlık için durum ne olacak?

Oradaki iyinin kriteri nedir?

O zaman adil olan, iyi olan güçlünün işine gelen olacaktır.

İnsanoğlunun düşünce tarihine baktığımız zaman, iyinin aslında herkesin yararına olan şey olması için uğraşıldığını görüyoruz.

Bu sadece insan için değil, diğer canlılar için de hesaba katılıyor.

Hayvanseverler,  doğaseverler de insan. Onlar da, canlı cansız diğer varlıkların iyiliği için olanın mücadelesini yapıyor. (Altruizm hala geriden laf atıyor; "hayır o da kendisi için iyi olan adına yapıyor bunu, onların adına değil!")

Ancak onların mücadelesi de yine, başka mücadelelerle aynı ringe çıkacaktır, ya da çıkmaktadır.

Hayat böyle bir şey, iyi diye bir şey var, ama neyin iyi olduğu, kişiye, duruma ve zamana göre değişen bir şey. O zaman da, değişen bir şey, hiçbir şeydir deme hakkı var.

İyi hem var hem yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 582
Toplam yorum
: 851
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 575
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman 'neden olaya böyle bakılmıyor' diye dü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster