Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '11

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
375
 

İyilik üstün gelecektir

İyilik üstün gelecektir
 

Çift Başlı Kartal (Selçuklu Devleti Divriği Ulu Camii 1228)


I.

Akıl yiğide sermayedir, diyerek geldik buraya.

Söz söyledik söz dinledik.

Atasözleri ile öğütlenip deyimler eşliğinde büyütüldük.

Yeri geldi nutuk attık, yeri geldi türkü söyledik.

Cana gelmesin mala gelsin,

Mal bulunur,  can bulunmaz, dedik.

Az da olsa bencildik, bazen bencil değildik

Önce can, sonra canan dedik

Değer yargılarımıza göre başkalarının hakkını gözetmeye çalıştık

Gördük ki iğne ile kuyu kazılmıyor.

II.

Dilimizde tüy bitti; kimse öğüt dinlemiyor.

Komşunun derdi ile dertlendik, yerimizde saydık yıllarca

Kul hatasız olmaz

Asil azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar çünkü aslı ayrandır, dedik.

Hem suçlu hem de güçlü gördük.

Gördük ki adalet mülkün değil; servet ile siyaset adaletin temeli imiş.

III.

Gizli gizli arkamızdan kuyular kazıldığını

Marcus Tullius Cicero’nun tarif ettiği vatan hainlerini gördük

‘Sınırları zorlayan düşman daha az tehlikelidir’ dedik onun gibi

‘Ulusun siyasi yapısına yapışarak, bütün kapılardan serbestçe’ geçenleri gördük.

Topal Timur gibi Otrar Kalesi cenginin içindeki hainin kişiliğini araştıralım, ders alalım dedik.

Dört bir yanımız sarıldı, içeriden vuruluyoruz dedik.

Dertlerimiz derlendikçe derlendi döne döne çareler aradık.

Bıçak kemiğe dayandı, yeter artık dedik.

Dadaloğlu gibi: Ferman Padişah’ın dağlar bizimdir, dedik gürledik.

Nedim gibi: Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın bre kâfir;

Sen ol cellad-ı din, ol düşmeni iman mısın kâfir, dedik yine istediklerimiz olmadı.

El amân, dedik Fuzuli gibi: Kemâl-i cehl ile da’vay-ı irfan eylemek olmaz, dedik sızlayıp durdur.

IV.

Kaleminden kan damlayanları da bol keseden atıp tutup da hiç bir iş yapmayanları da gördük.

Anladık ki kötüye kötü, iyiye iyi demekten başka çıkar yol yokmuş.

Geri geri gitmek pahasına da olsa Koç Köroğlu gibi kükreyelim dedik:

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır, dedik bekledik.

Baktık olmuyor, sorduk olmuyor

Boşa koyduk dolmadı

Doluya koyduk almadı

Ya settar

Ya gaffar, dedik

Bu arsızlık nedir, bu iki yüzlülük nedir dedik şimdilik kılıç kında kalsın

Ya sabır çektik gece gündüz.

V.

Her gönülde bir aslan yatar, demiş atalarımız.

Her aslanın gönlü kim bilir kimilerine ne kadar batar.

Kıskançlık ya da karşılıklı didişme de bu yüzden çıkar bence.

Ramazanda yalan söyleyenlerin bayramda yüzünün ne kadar kara çıktığını hepimiz biliriz.

VI.

Bayramları severim çünkü güler yüz, tatlı dil vardır içinde.

Bana göre bayramlar sevginin, barışın, kaynaşmanın özüdür.

Bayramların çağrısına kulak vermeyenlere yanarım.

Onların içindeki bilgileri görgüleri anlamayan gönüllerin ne kadar karanlık oldularını düşünürüm.

Hasta olsalar bile bayrama giderdi doğup büyüdüğüm yerlerde herkes.

VII.

Her gün bir bayram yeri gibi çıkan gazeteleri sevmem.

Kirli işleri saklıyor, kişilikleri bozukları olanları parlatıyorlar gibi geliyor bana.

Gördüm ki ince yalan dolan nice umulmadık propaganda var her birinin içinde.

Biliyoruz ki: Gözlüye gizli yoktur.

Güneş balçıkla sıvanmaz

Az veren candan, çok veren maldan dedik karınca kararınca

İyi ile kötü, ak ile kara, mazlum ile zalim, alacaklı ile borçlu, güzel ile çirkin yan yana yaşar

İyilik üstün gelir, hak yerini bulur, dedik

Biliyoruz ki her gönül bir sırça saraydır, kırılır ise yapılmaz.

Güzel gözünden yiğit sözünden belli olur, dedik yeni bir yolculuğa çıktık.

VIII.

Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz

Ateş düştüğü yeri yakar

Az söyle, çok dinle

At ölür itlere bayram doğar, dedik.

Dağlara doğru yürürken gövdemi tutan yel gibi

Yayılan sözler, açılan kapılar, dönen dolaplar ya da kurbanlık kuzular gibi

Gönlümüzün kararması, içimizde dalgaların boğuşması ile yeni bir kışa daha girdik.

IX.

Birden bire bastıran yağmuru da lapa lapa yağan karı da çok severim.

Kirleri, çirkinleri, yalancıları, talancıları, can düşmanlarını kovar

Öyle bir içten, öyle bir coşkulu yağarlar ki içim ısınır birden.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdiklariniz tümüyle anlamli, büstün dogru. Katiliyorum,sagolun. Ve paylasmak istedim CICERO nun Vatan Haini tanimini... _____Hain, hain gibi gözükmez. Kurbanlarının dilinden konuşur, onların yüz ifadesini takınır, onlar gibi giyinir ve BÜTÜN İNSANLARIN KALPLERİNDE YATAN DEĞERLERE HİTAP EDER... Böyle bir hain, milletin vicdanını çürütür. Devletin temellerini sarsmak için, gizli ve bilinmez şekillerde çalışır. Bir katil bile bir hainden daha az korkunçtur. Hainlik, korkunç bir bulaşıcı hastalıktır. Marcus Tullius Cicero' nun (M.Ö. 106 - M.Ö. 43) Roma Senatosunda yaptığı bir konuşmadan alıntı

kırıkkalp 
 03.11.2011 22:18
Cevap :
Sayın Mavidüş ilginizden ve yazıma eklemiş olduğunuz katkıdan dolayı teşekkürü bir borç bilirim. Bizim de içinde olduğumuz durumları Roma İmparatorluğu döneminde Roma çevresinde olduğu kadar Çukuruva(Ovalık Kilikya)'da da yaşamış olan Cicero'nun tarifi için belki çok az eklemeler yapmak mümkün ise de onun tespitlerine hiç de 'bu kadar da olmaz ki!' diyemeyiz. İnanıyorum ki onun tespitlerini okuyan kimileri sanırım kendilerini bir ayna içinde görmüş olmak gibi bir duygu ile utanarak; ayrılıkçı ve kan emici terörü lanetlemeye başlarlar. Yoksa işimiz zor...En içten saygılarımla...  05.11.2011 14:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster