Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
300
 

İyilikten maraz doğar

İyilikten maraz doğar
 

Henüz 14 yaşındaydı çocuk.

İşlek bir cadde üzerinde, ince uzun yedi katlı bir binanın beşinci katında oturmaktaydılar.

On yaşında iken ilk hastane ile tanışmış, sonrasında ardı ardına sıralanmıştı yaşamı boyunca hastalıklar. O yaşta kalp hastasıydı ve bunun üzerine birde babasını kaybetmişti.  Dik merdivenlerden oluşan bu binada esir kalmıştı adeta. O merdivenleri inip çıkmak yoruyordu küçük kalbini.

Evin küçücük balkonundan gelip geçen arabaları saymaktan bıkmıştı. Bir gün gizlice evden çıkmış, çok sevdiği romanlarını eski kitapları kilo ile alan kitapçıya satıp parasıyla boyalar almıştı resim yapmak için. Şeker çuvallarından tuval yapmış ve aldığı boyaları bunlara resim yaparak tüketivermişti kısa zamanda.

Üst katta oturan ev sahiplerinin kızı eczacılık fakültesini bitirmişti. Yakında olan devlet hastanesi karşısına eczane açmıştı. Fazla ağır iş olmadığı için yanına çırak almıştı çocuğu. Her sabah birlikte gidiyor ve akşam birlikte dönüyorlardı evlerine.

Hastane karşısındaki binaların altında bulunan dükkanların çoğu eczacıydı. Ve bu yüzden bir rekabet oluşmuştu aralarında. Bu fiyat indirimi değildi müşteri kapma yarışmasıydı adeta.

Eczacı hanım çocuğu hastane bahçesine yolluyordu. Çocuk, elinde reçete olan hastaları kapıp eczaneye getiriyordu.

Henüz bir ay olmamıştı işe başlayalı. Günlerden bir gün, hastane bahçesinde bir ağacın dibine çömelmiş, oldukça üzgün ve hasta olduğu bir bakışta anlaşılan yaşlı bir dede görmüştü çocuk. İçi burkulmuş ve yanına yaklaşıp;

  • ‘’Dede neyin var ?‘’ diye sordu yaşlı adama.

Cevap olarak da ‘’ neyim yok ki’’ dedi yaşlı adam.

Yanında kimse görünmediğine göre yalnız gelmişti ve parasını da olmadığı halinden belli oluyordu. Dayanamadı çocuk. Elinden tuttuğu gibi hastaneden içine soktu ve sıra alınan gişeye yaklaştırıp derdini söylettirdi görevli memura. Derdine göre ayrı, ayrı doktordan sıra numarası vermişti memur.

Muayene parasını kendi cebinden küçücük elleriyle çıkarıp uzatmıştı çocuk.

 Bu kadarla da yetinmedi. Sırasına göre yine elinden tutup tüm doktorlara muayene olmasını sağladı.

Her birinin reçetelerini alıp çıktılar hastane bahçesine. Yaşlı adamı aldığı ağaç dibine oturttu. Eczaneye kadar yormak istemiyordu. Koşarak çalıştığı eczaneye gitti ve reçeteleri uzattı eczacıya.

Sevinmişti eczacı reçetelerin çokluğuna ‘’ aferin’’ deyip başını okşadı çocuğun. Reçetelerdeki tüm ilaçları tezgaha sıralayıp üzerlerine kullanma talimatlarını yazmış ve bir poşete doldururken tutarını çoktan hesaplamıştı bile.

‘’ Şu kadar para alacaksın’’ demişti poşeti uzatarak.

Poşeti alan çocuk birkaç dakika duraksadıktan sonra kapıya yönelmiş ve,

  • ‘’Bunların parasını haftalığımdan kesin çünkü adam çok yaşlı ve kimsesi yok’’ deyip koşarak çıkmıştı eczaneden, elinden alınacağı korkusuyla.

Yaşlı adamı çok mutlu etmişti. Kendisi iyilik yapmanın sevincini yaşıyordu. Ama fazla uzun sürmedi bu sevinç mutluluğu.

 Akşam yine birlikte dönmüşler ve annesine şikayet edercesine ‘’ oğlun bu kadar yufka yürekli olursa, kendi de aç kalır beni de batırır’’ deyip yanında çalıştıramayacağını söylemişti.

O gün onun son iş günü olmuştu.

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Onun içindir ki işte, insanın sırf kendisinin iyi ve doğru olması yetmez, başkalarının da iyi ve doğrularda olması gereklidir... şarttır. Bir zorunluluktur bu. Bunu sağlayabilmek ve bu zorunluluğu ve sorumluluğu yerine getirebilmek için de "iyi ve doğru" olan insanlar, "daima" yanlışlara karşı durur ve insanlara doğruyu anlatmaya çalışır, ola ki onlar da iyi ve doğru insanlar olmayı "belki" başarabilirler diye. Selam ve saygılarımla...

Filiz Alev 
 27.11.2011 16:50
 

Iyilikten MARAZ yalnizca marazli yüreklerde dogar... Birinin sevincine katilmak adina özveride bulunabilmek de yalnizca yüregi saglam, güclü, kocaman olanlarin sevinci becerisidir. Yüreginiz hep güclü saglam olsun. Anlatiniz icimi burksa da gözlerim bugulansa da sevinc duydum okumaktan. Tesekkür ediyorum. Sevgiyle.

kırıkkalp 
 26.11.2011 14:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Antalya doğumluyum. İlköğretim ve lise tahsilimi bu cennet şehirde okudum çeşitli meslek dalların..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster