Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '08

 
Kategori
Ramazan Eğlenceleri
Okunma Sayısı
5475
 

Izgara kokusuz, Sultanahmet Ramazan Şenliği!

Izgara kokusuz, Sultanahmet Ramazan Şenliği!
 

Sevinçte ve Tasada dilediğiniz yerde ve dilediğiniz boyda LOKMA dökülür... Lokmacı Niyazi Dumlu:)


İstanbul’da; son 12yıldır Ramazan ayı ve şenlik denilince; Sultanahmet Meydanı ilk akla gelen mekan oluyor. Geleneksel kültürü yaşatmak adına; “Sultanahmet Ramazan Şenlikleri’’ adı altında; bu meydanda kurulan standlar ve yapılan eğlenceler her ramazan halkın ilgisini çekiyor.

Sultanahmet meydanında kurulan geleneksel çarşı da; yemek standları, hediyelik eşya satıcıları, geleneksel el sanatlarını sergileyen çadırlar bulunduğu gibi, ramazan nostaljisini yaşatacak macuncular, pamuk şekerciler, kestaneciler, mısırcılar gibi seyyar satıcılar da sıralanıyor. Ben de; son 4 yıldır benim için her ramazan geldiğinde burayı ziyaret etmek şeklinde gelenekselleşen ilk ziyaretimi yaptım dün akşam bu meydana… Gezdim, dolaştım ve dedim; ‘Nerede o eski şenlik günleri!’

Tramvaydan inip de; Sultanahmet’in meşhur köftecilerini gerimizde bırakarak; yan yana kurulmuş yemek, süs eşyası, tatlı çadırlarının önüne vardığımızda, geçen yıllara göre bir eksiklik hissediyorum. Anlayamıyorum önce nedir beni bu eksiklik hissine düşüren. Önce kalabalığın ne kadar az olduğunu fark ediyorum, evet yine kalabalık ancak; geçen yıllarla kıyaslandığında boş geliyor bütün alan gözüme. Yine çimenlere öbek öbek yayılmış, iftarını piknik tadında açmaya hazırlananlar ve yine standların önünü bir aşağı bir yukarı arşınlayıp; ne yiyeceğini kararlaştırmaya çalışanlar var ama geçen yıllara göre azalmış bir kalabalık bu. Sonra fark ediyorum ki; olması gereken ‘ızgara kokusu’ eksik. Yasaklanmış! Birbirine karışan köfte, sucuk ızgaralarının kokusu yok olmuş. Ve adım başı döner standıyla donatılmış alan. Izgara dumanlarının içinde boğulmaktan kurtulduğumuza sevineyim mi yoksa o birbirinden enfes kokuların iftar saatini sabırsız ve mutlu bekleten saadetini özleyeyim mi bilemedim hiç.

Biz de gözümüze kestirdiğimiz, biraz temiz görünen standlardan birinde kuruluyoruz bir masaya. Menü fix ve 12 ytl: Çorba, döner-pilav, helva, ayran ya da kola. İftara birkaç dakika kala dağılan çorbaları ezan okunduğunda plastik kaşıklarımızla yudumluyoruz önce. Döner ya da güveç tercihimize göre ana yemek olarak geliyor hemen ardından. Helva ise sıcak ve lezzetli. Artık, alan gezilebilir ve arzuya göre bir Türk kahvesi ya da demli çay içilebilir!

Lokmacı Niyazi Dumlu’nun standının önüne düşüyor önce yolumuz. Önünde kalabalıklar oluşmuş. Bu kalabalığın nedeni; çok lezzetli görünen lokumlar kadar, dakikada bin lokma dökebilen lokmacı Niyazi’nin gülümseyen yüzü ve lokmayı dökerken yaptığı şov. ‘Hem göze, hem damağa hitap ediyoruz; şovumuzu yapıp tatlıları pişiriyoruz’ diyor Niyazi Bey.

Biraz ileride geleneksel kıyafetleriyle Kahveci Yüksel; nam-ı diğer Kahveci Dede bekliyor bizi. Kahveci Dede; bir yandan elindeki cezveyi korun en hararetli yerine yerleştiriyor, diğer yandan bu işi 34 yıldır yaptığını anlatıyor ve ekliyor. ‘Sultanahmet Şenlikleri başladığından beri buradayım.’


Şenliklerin Sultanahmet'in tarihî dokusuna ne derece zarar verdiğini, bu kalabalık dağıldığı, çadırlar toplandığında geriye ne gibi bir tahribat kaldığını düşünüyorum. Başına 'tarihî' ve 'Osmanlı' sıfatı eklenmiş yiyecek standlarında döner ve kestaneden başka bir şey bulmak mümkün değil aslında.

Padişah kıyafeti ya da Osmanlı kostümleri ile fotoğraf çektirebileceğiniz Foto Lütfi’nin önünde içeriyi izleyen aşırı kalabalığı ve içerideki kamerayı görünce; hangi ünlümüz burayı şenlendirmiş merakıyla içeri süzülüyorum bende… Manken Ebru Destan; içeride üzerine geçirdiği bir Osmanlı kıyafetiyle gülümsüyor kameralara ve kendini izleyen halka.

Dönere alternatif olan sucuk standında içiyoruz çayımızı. Güleryüz ve hoşsohbetle yudumladığımız çaylar; Lokmacı Niyazi’nin sıcak ve lezzetli lokmalarıyla daha da bir keyifli hale geliyor. Ramazan bitmeden, Kahveci Dede’nin enfes kahvesini yudumlamak üzere bir kere daha gelmeyi kararlaştırıyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

(((((( LOKMA TATLISININ TARİFİ ))))) MALZEME: 1 kg.un - 50 gr.yaş maya - 15 gr. toz şeker yeterli miktarda sıcak su ŞERBETİ: 1 kg. şeker - 500 gr.su - az limon suyu YAPILIŞI: un havuzu yapılarak - maya içine konur ılık suyla maya tutulur - parmağı ısıracak kadar ...kadar sıcak suyla hamur yoğrulur - yoğrulan hamur dinlendikten sonra kızgın ayçiçek yağına kaşık veya el maharetiyle tane tane dökülür. PÜF NOKTASI: CIVIK HAMUR KIZGIN YAĞ. Sevgimle Saygımla LOKMACI NİYAZİ DUMLU.

lokmacı niyazi dumlu 
 12.10.2009 20:49
 

( BENİ TANIMAK DÜNYAYI TANIMAKTIR ) BENİ TANITMAK DOSTLUĞA KARDEŞLİGE KATKIDIR SAYGILARIMLA... LOKMACI NİYAZİ DUMLU BANA ULAŞMANIN VE DAHA İYİ TANIMANIZ İÇİN AŞAĞI LİNKLERE BAKIN FACEBOOK, youtube, PİKNİKTUBE, vidivodo, AKİLLİ ,xing.com, Hİ.5.COM,yonja.com,BADOO COM, da,milliyet blog,MYSPACE.COM.DA, Netlog.com,VE Wİndows Life, GOOGLE.DA,yahoo.da,MYNET.DE, LOKMACI NİYAZİ DUMLU, yazın bana ulaşın..... NİCE DOSTLUKLARA BİRLİKTE......

lokmacı niyazi dumlu 
 12.10.2009 15:19
 

Hatırlar mısınız.. Bilmediğim bir sebeple Mevlana hakkında konuşamamıştık.. Her neyse.. Enfes bir blogdu... Sizi gönülde kutluyorum, selamlıyorum. En derin saygılarımı kabul ediniz... Hayırlı iftarlar güzel insan...

Mehmet Arda 
 12.09.2008 14:33
Cevap :
Bir neden yok Mevlana üzerine konuşmak için tersine her zaman konuşmak isterim kendisi ile ilgili..:) Yorumunuza teşekkürler, size de hayırlı iftarlar...  12.09.2008 14:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 1866
Kayıt tarihi
: 04.08.07
 
 

Eskişehir'de yaşıyorum. Kısa hikayeler yazıyorum. Bir oğlum var.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster