Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
3373
 

İzmir'den Bir Farklı Domuz Gribi Hikayesi

İzmir'den Bir Farklı Domuz Gribi Hikayesi
 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ve ertesi günü Ankara’daydık, maaile. O hafta sonu, aynen giderken yaptığımız gibi yine uçakla İzmir’e döndük. Malum bu domuz gribi salgınının yarattığı sosyo-psikolojik infial bizde de bir dereceye kadar kendini göstermekteydi. Ne yalan söyleyeyim, her şeyiyle mükemmel geçen bir Ankara programı olsa da biraz diken üstünde olduğumuz su götürmez gerçekti.

İzmir’e döndüğümüzde her şey normal görünüyordu. Ben, eşim ve sekiz yaşındaki oğlumda herhangi bir hastalık emaresinin izi bile yoktu. Gelin görün ki hemen ertesi günü bizim delikanlı başladı ufak ufak öksürmeye. Pazartesi sabahı iyi kötü okuluna gidebildi. Genel tablo çok kötü değildi. Salı sabah ateş, 38.1’i gösterirken öksürük de gece baya bir mesai yapmıştı, küçücük ciğerlerde. O günü anneannesinde dinlenerek geçirdi. Akşam da ateşimiz, yine 38.1’lik bir deneme daha yapmaktaydı. Ve biraz daha artan gece öksürüğümüz nedeniyle Çarşamba sabahı doktora gitmeye karar verdik.

Öğleden önce oğlumu muayene eden doktor şak diye teşhisi koydu: Domuz Gribi. Bir kan testi falan da istedi ama Hanımefendi emindi. Bu çocuk acilen hastaneye yatırılmalı ve müşahede altına alınmalıydı. Yoksa olabileceklerden kesinlikle sorumlu değildi. İki tane antibiyotik iğne, ateş düşürücü şurup ve bir de öksürük şurubu yazdığı reçeteyi de elimize tutuşturdu.

Resmen grogi durumundaydık eşimle. Çocuğun genel tablosu hiç de bu kadar kötü görünmüyordu. Tamam öksürük biraz fazlaydı ama ateş kesilmişti, biraz yorgun görünse de aşırı bir halsizliği yoktu. Bu yaşına kadar daha iğne ile tanışmamış, antibiyotik şuruplarını ise sayılı içmiş olan bünyesine gözümüzü kapatıp bu tedaviyi başlamayı içimize sindiremedik. Hele hastaneye yatırmayı ise hiç konduramadık kendimize.

Çocuk enfeksiyon hastalıkları konusunda çok daha uzman ve ehil olduğunu öğrendiğimiz bir başka doktordan, sağlık çalışanı bir yakınımız vasıtasıyla randevu aldık. Öğleden sonra soluğu, İzmir’in en büyük hastanelerinden birinde çalışan bu hekimin yanında aldık. Muayene etti, sabahtan yapılan kan testi sonuçlarını inceledi ve hastalığın, domuz gribinden çok mevsimsel gribe daha çok benzediğini söyledi. Ama domuz gribi de olsa, mevsimsel grip de olsa yapılacak şeyler aynıydı.

Sabah ki yazılan iğnelerin adını bile anmadı. Sadece bir öksürük şurubu ile bir de burun açıcı sprey yazdı reçeteye. Her ihtimale karşı bir de antibiyotik şurup ilave etti ama bunu şu anda sakın ola başlamayın dedi. Üç gün içinde öksürük azalmaz ya da artarsa, tablo kötüleşecek olursa başlayacağız dedi. Bol bol su içecek, sıvı gıdalar alacak, istirahat edecek, dinlenecek, odasının ve evin havası sıklıkla temizlenecek, havalandırılacak... İşte bu kadar.

Bu tedavi ve tavsiyelere harfiyen uyduk. Bırakın iğneyi, antibiyotiğin şurubunu dahi içirmedik. İki gün içinde toparladı kendisini, binlerce şükürler olsun. Bugün okuluna gitti.

Şimdi düşünüyorum da galiba bu domuz gribi meselesinde, bırakın Başbakanı, Sağlık Bakanı’nı; yakın mesai içerisinde çalışan hekimlerimizin de kafası karışık, değil mi dostlar?

Ya biz, oğlumuzu ilk gören doktora uyup da iğneli miğneli, klinik tedaviye başlasaydık. Bu kadar basit ve hafif önlemlerle atlatılabilecek bu süreci; hastanelerde, şuralarda, buralarda geçirmeye kalksaydık?

Bendeniz tabi ki bir sağlık çalışanı, konunun uzmanı bir hekim falan değilim. Buradan, bu konuda ahkam kesmem söz konusu dahi olamaz. Ama yaşamış olduğum bu tecrübenin ardından, sanırım birkaç ufak tavsiyede bulunabilirim.

Öncelikle yine de şüphe ettiğiniz bir durum varsa mutlaka doktora başvurunuz. Hekiminizin vermiş olduğu tıbbi tedavi esnasında; bol su içmeyi, bol sıvı gıda almayı, bol meyve ve sebze yemeyi, odanızı sık sık havalandırmayı, hijyeninize her zamankinden daha çok özen göstermeyi ve mutlaka ve mutlaka istirahat etmeyi ihmal etmeyiniz.

Çocuklar İçin Grip Aşısı Yetmez

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

buna benzer bir durumda biz yaşadık geçen seneydi oğlum ateşlendi istanbulda üniversite hastanelerinden birine götürdük eşimle muayene ettiler gidip gelmeler telaş durumları efendim çocukta kawasaki sendromundan şüphelenmişler daha önce sadece bir motor markası olarak bildiğim hastalık beni ve eşimi şaşırtmıştı. bu bir kalp rahatsızlığıymış kısaca nerden anlamışlar dili çilek görünümünde ve gözleri kızarık sanki ateşli çocuklarda hiç görülmeyen bir tablıymuş gibi aynı paniği yaşadık bizde yatıralım istediler bizde başka bir yere götürdük güldüler ateşli çocukta görülen normal tepkiler bunlar nasıl böyle bir teşhis koyulduğuna çok şaşırdılar yani öyle iyi anlamadan düşünmeden sizin tabirinizle şak diye teşhis koyuyolar bu hasat ve yakınları içinse çok kötü bir tecrübe olarak akıllara kazınıyor saygılarımla...

Nurten Özdem 
 13.11.2009 11:26
Cevap :
Değerli paylaşımınız için teşekkürler ederim Nurten Hanım. Sevgi ve selamlarımla.  13.11.2009 22:15
 

Uyarılarınız için çok teşekkürler. Halk sağlığını ilgilendiren ve gündemin en önemli konularından biri olan bu domuz gribi vakası karşısında tanrıya şükür ki hastalıktan uzak kalmanıza rağmen dolaylıda olsa bir tecrübe yaşamışsınız. Toplumun gerçekten kafasının karışık olduğu bu konuda anlattıklarınız yol gösterici olacaktır . Paylaşımınız için çok teşekkürler...

cesurca 
 12.11.2009 13:47
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Eksik olmayınız.  13.11.2009 22:17
 

Son İzmir seyahatimde, Uçağın hava üfleme hunilerini kapattığım, kendimden uzaklaştırdığım halde, indiğim gün önce allerjik nezle sonra griptim. Klima filtrelerinde üreyen bakteriler oldukça tehlikeliymiş.

Ahmets 
 10.11.2009 13:16
Cevap :
Doğrudur Ahmet Bey. Uçak kabini kadar bulaşıcı bir ortamı zor buluruz galiba. Sağlıklı günler dilerim.  10.11.2009 16:50
 

Hükümet yetkilileri el birliği ile hepimizin beynini domuz gribi yapmaya çalışıyor gibi geliyor bana. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 09.11.2009 12:51
Cevap :
Teşekkür ederim efendim.  10.11.2009 9:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3632
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster