Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '11

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
910
 

İzmir'i kırkladık.

İzmir'i kırkladık.
 

İzmir’de hafta sonu tam anlamıyla bahar havası vardı. Bir hafta önceki soğuk ve karlı havadan sonra herkes kendini sokağa atmak istiyordu. Kahvaltıdan sonra ne yapacağımızı düşünürken aklımıza uzunca bir süredir uğramadığımız Doğal Yaşam Parkı geldi. Hava sıcaklığının yirmi dereceye yaklaşması nedeniyle artık İzmir’i dışarı çıkarıyorlardı. Biz de görüp borcumuzu ödeyelim diye düşündük. 

Doğal Yaşam Parkına ulaşım oldukça kolay. Sürekli servis yapan otobüslerin yanı sıra bisiklet yolunu kullanarak bisikletinizle gitmeniz de mümkün. Kendi aracıyla gelenler için de yeterli otoparkı var. Kapıda Hoş geldin İzmir Bebek pankartı karşılıyor ziyaretçileri. Girişte sağda da hazırlanan panoda İzmir’in hava sıcaklığı kaç derece olunca dışarı çıkartılacağının duyurusu yapılıyor. Öncelikle fillerin alanına gittik ki hanımefendiyi görebilelim. Şansımıza dışarıdaydı, annesinin peşi sıra ona yetişmeye çalışarak yürümesi, bacaklarının arasında dolaşması, zaman zaman emmesi ortaya çok güzel görüntüler çıkarıyordu. Belli bir süre babası Winner’dan ayrı kalacaklardı. Bu nedenle zaman zaman annesi Begümcan’ın Winner ile kendilerini ayıran tellerin yanına giderek onunla temas kurmaya çalışması ve çıkardıkları sesler görülmeye değerdi. 

Biz çocukluğumuzdan beri Pak Bahadır’ı bildik Fuar Hayvanat Bahçesinde. Onu izlemek güzeldi ama yalnızlığı, o beton zemin üzerindeki çaresizliği hep içimizi sızlatırdı. Son yıllarında Begümcan geldi ama ona eş olamadı. 1948 yılında doğan ve altı yaşındayken İzmir’e getirilen Pak Bahadır Doğal Yaşam Parkının açılışını göremeden 2007 yılında öldü. Tedavisi için uğraşılırken kalbi dayanamadı diye açıklama yapılmıştı. Tek başına geçen yıllar mı yormuştu kalbini , yoksa yaşı gereği başlayan solunum yetmezliği ve benzeri rahatsızlıklar mı bilemiyorum, Pakistan’da başlayan yaşamı elli dokuz yaşında İzmir’de son bulmuştu. 

Ama yaşam her zaman olduğu gibi devam ediyordu, filler için de. Begümcan ile yanına getirilen kendisinden altı yaş küçük Winner’ın 2008 yılında başlayan birliktelikleri semeresini 2011 yılında verdi. 5 Şubat günü dünyaya gelen dişi yavruya İzmir Büyükşehir Belediyesince yaptırılan anket sonucuna göre İzmir adı verildi. Bu ad ona çok yakıştı, hem Türkiye’de doğan ilk fil olarak tarihe geçiyordu yani yine bir ilkte İzmir vardı, hem de sevimliliğini, zarifliğini adıyla birlikte yıllarca taşımış olacaktı. İzmir Doğal Yaşam Parkı'nın diğer üyelerini unutmamak gerek kuşkusuz. Aslandan zürafaya, sincaptan timsaha, maymundan papağana 128 türde binden fazla hayvana ev sahipliği yapıyor park. Hayvanlara doğal yaşamlarını sürmeleri olanağı tanıyor, hem de daha konforlu. Bunun yanı sıra ziyaretçilerin doğanın ve yaban hayatın korunması konularında bilinçlenmeleri için belli bir program çerçevesinde eğitim hizmetleri de sunuluyor. 

Hala gitmediyseniz parka, en kısa zamanda gidin derim. Eşinizle, çocuğunuzla, sevgilinizle. Bir iki saat ayırın kendinize, tertemiz havayı içinize çekin, uzun zamandır görmediğiniz bir çok hayvanı görün, yorulduğunuzda kuğuların gölette süzülüşünü izlerken çayınızı yudumlayın. Çıkmadan önce hediyelik eşya dükkanından bir çerçeve, bir maskot, bir çıkartma ya da bir Hoş Geldin İzmir Bebek tişörtü alın. 

110 kilo doğan, şimdilik sağlıklı bir gelişme gösteren, bir ayda 15 kilo alan şirin İzmir’i biz kırkladık. Size de tavsiye ederim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 626
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster