Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
216
 

İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar!

İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar!
 

İzmir’in kurtuluşu denilince iki olayı unutamam. Birincisi, çocukluğumda gördüğüm siyah beyaz arşiv filminde geçiyor;  bir subayımızın İzmir Hükümet Konağı’nın merdivenlerinden koşarak çıkması, gönderden Yunan bayrağını indirmesi ve yerine al bayrağımızı çekmesi gözümün önüne gelir. Bu Mehmetçiğimizin kim olduğunu bilmiyordum. Daha sonraları onun Fahrettin Altay Paşa’nın süvârilerinden Yüzbaşı Şerafettin olduğunu öğrendim.

26 Ağustos da başlayan Büyük Taarruz’dan sonra Türk atlı askerleri Yunan ordusunu önlerine katıp İzmir’e kadar kovaladı. Yunan askerleri kaçarken şehirleri, köyleri yakıyor, sivil Türkleri katlediyordu. İşte bunu önlemek için süvârilerimiz yıldırım hızıyla İzmir’e aktı. Türk askerleri Kordonboyu’na geldiklerinde bir Rum’un attığı bomba öncü birliğin başı olan Yüzbaşı Şerafettin’in atının önünde patladı. Omuzuna ve koluna şarapnel parçaları gelen yüzbaşı atının parçalanan bedenini orada bırakıp başka bir atla yoluna devam etti. Hükümet Konağı’nın önünde Türk atlılarına makineli tüfekle ateş edildi. Yüzbaşı Şerafettin burada da isâbet almasına ve yaralanmasına rağmen bir İzmirli gencin uzattığı Türk bayrağını alıp koynuna soktu. Daha sonra hükümet konağına yönelen yüzbaşı balkona çıktığında göğsündeki kanın bulaştığı bayrağı gözyaşları içinde göndere çekti. Tarih 9 Eylül 1922 idi. Böylece 3 yıl, 3 ay, 3 hafta, 3 gün süren alçak, rezil Yunan işgali son buldu. İzmir ve bütün yurdumuz Atatürk’ün başkomutanlığında, Yüzbaşı Şerafettin gibi kahramanlarımızın cansiperane gayretleri sayesinde kurtuldu.

İkinci unutamadığım olayı ise; Ruşen Eşref in “Özleyiş” isimli kitabında okudum. Yazar,  İstiklâl Savaşı’nın önderi, büyük kahramanımız Atatürk’e Türk Milleti’nin duyduğu minnet ve sevgiyi bizzat şahit olduğu sahneyle şöyle anlatıyordu: 

“İzmir’in kurtuluşunda büyük Türk komutanları Belkahve’den dürbünle Güzel İzmir’e bakıyorlardı. Hava kararana kadar Belkahve’de kaldılar. Nif’e (yeni adı Mustafa Kemal Paşa) döndüler. Tek katlı bir ev Mustafa Kemal Paşa için hazırlanmıştı. Paşa’yı girişteki sofada beyaz başörtülü kadınlar karşıladılar. Hayal gibiydiler. Diz çöktüler, sarılıp dizlerinden öptüler, başörtülerinin ucuyla çizmelerinin tozunu silip sürme gibi gözlerine sürdüler. Gözlerinden minnet yaşları akarak kalktılar, el bağladılar.”

İzmir Yunan işgalinden kurtulalı 96 yıl geçti. Bize bağımsız bir vatan bırakan başta Mustafa Kemal Paşa’yı, Yüzbaşı Şerafettin’i, bütün gazilerimizi ve şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Bir daha vatanımıza düşman eli değmesin! Devletimiz güçlü, milletimiz birlik içinde, Cumhuriyetimiz payidar olsun. Bize o günleri anlatan İzmir Marşı unutulmasın, hep gururla kuşaklar boyu söylensin:

 “İzmir’in dağlarında çiçekler açar,

  Altın gümüş ordu, sırmalar saçar.

  Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.

  

Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa,

 Adın yazılacak mücevher taşa.”

 

 

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2138
Kayıt tarihi
: 28.01.12
 
 

1945 Bayburt'ta doğdu. Yüksek öğreniminden sonra çeşitli liselerde öğretmen ve yönetici olarak ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster