Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '07

 
Kategori
Gezi Rehberleri
Okunma Sayısı
5091
 

İzmir’in İncileri II:ÇEŞME

İzmir’in İncileri II:ÇEŞME
 

Çeşme bildiğiniz üzere, Ege’nin en gözde tail beldelerinden biri durumunda. Hatta, son yıllarda Bodrum’un popülerliğini bir nebze yitirmesinden dolayı, ünlülerin ve dolayısı ile magazincilerin kamp yerlerinden biri haline geldi.

Yıllar öncesinde hep günlük kaçamaklarımızda ilk tercih ettiğimiz yer olurdu Çeşme. Sabahın erken saatlerinde vardığımız Ilıca sahilinde akşam üstü saatlerine kadar istakoz gibi kızarmış, kumsalda karpuz-peynir-ekme üçlüsünü yemek yada ev böreği yemenin keyfi bir başkaydı. Ya da biraz yukarıda orman kampında piknik masalarının üstünde, akşamdan hazırlanmış çeşit çeşit yemeklerle açık büfe haline getirilmiş sofrada çekilen ziyafetin güzelliği bir başkaydı. Gençlik işte.. Şimdi böyle bir enstantanenin içinde olmak kolay bir iş değil. Olamayız da.. Şimdi benim yaşlarımda olanlar ve benim gibi buna benzer tecrübeler yaşamış olanlar, yemek faslını sanırım daha modern yerlerde yaparlar. Ama bazen acaba hangisi daha sosyal ve hangisi daha zevklidir diye düşünmediğim olmadı değil.

İzmir’in incisi, Türk turizm’inin gözdelerinden olan Çeşme’ye ulaşım çok kolay. İzmir’den Çeşme’ye yeni yapılan güzel otoyol sayesinde, özel otomobilinizle normal bir hızla yaklaşık 45 dakikada ulaşılabiliyorsunuz. Otobüsle gitmek isteyenler İzmir Üçkuyular terminalinden otobüse binmek suretiyle de yaklaşık bir saatte buraya ulaşabilirler. Muğla veya Aydın yönünden gelenler Selçuk (veya Kuşadası) - Gümüldür - Seferihisar yoluyla İzmir’e uğramadan Çeşme’ye rahatlıkla ulaşabilirler. Yollar yer yer virajlı ama sahil boyunca ilerleyen güzel bir yol, fazla trafiği de yok. Üstelik manzara seyrederek geliyorsunuz.

Çeşme turistik bir belde olmasına ve her yaz nüfusunun 3’e hatta 4’e katlanmasının sırrı buranın magazinsel olmasından değil, temiz havası ve denizinin olmasının yanı sıra İzmir’e çok yakın olmasından dolayıdır. Ayrıca, yaz aylarının haricinde değil, diğer aylarda da buraya günübirlik gelip, dolaşanlar, bir yemek yiyip dönenlerde azımsanmayacak kadar fazladır. Ama Çeşme’de yerleşik bir düzen de olduğundan, burada hareketlilik hiç bitmez.

Asıl yerleşke Çeşmenin içlerine doğru olmuştur ama en fazla hareketliliği yaşayan yer olan Ilıca’da da önemli
sayılabilecek yerleşke vardır. Burası en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adını da yaz-kış 45 dereceye varan sıcak su kaynaklarından almış olan Ilıca, kışın bile Türkiye’nin en ılık denizine sahiptir. Burada ekim ayında bile denize
girebilirsiniz. Bu bölgede hala ayakta olan çok sayıda kaplıca işletmesi var. Bunlardan en çok bilineni Şifne Kaplıcaları tesisleri. Bu tesislerde termal havuz yorgunluğunuzu alıp götürüyor. Dilerseniz hemen yanı başından denize de girebiliyorsunuz. Şifne kaplıcalarının sıcak suyu doğduğu yerlerden çıkıp, Ilıca denize akıyor. Bu sebepten dolayı, Ilıcanın Şifne’ye yakın olan plajlarında deniz suyu sıcaklığı doldukça yüksektir.

Ilıcaya vardığınızda, her ne kadar yapılaşmanın kendini hissettirmeye başladığını ve çok katlı otellerin yükseldiğinizi görseniz de, tek katlı veya dubleks villalardan yazlıkların olduğu dar sokaklar, küçük evler arasından geçerek deniz kenarına çıktığınızda şimdi otel olarak kullanılan 1528 yılı yapımı Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nı hala dimdik ayakta görebilirsiniz. Yazın en sıcak günlerinde bile serin iç avlusu ve odaları ile çok iyi durumdadır. Arka tarafında da, 1508 yılında yapılmış olan Çeşme Kalesi yer almaktadır. Daha sonraki yıllarda çok kere onarım gören, surları ve zindanları hala ayakta ve görülebilir olan kalenin üzeri güzel manzaralı bir lokanta haline getirilmiş. Seyirlik özelliği olan lokantada özellikle geceleri rakı-balık sofrası için çok uygundur. Eğer taverna havalı yerlerden ve taverna müziğinden hoşlanıyorsanız kesinlikle burada yemek yemelisiniz. Kalenin ön tarafındaki anıt 1770 deniz savaşlarında ölenlerin anısına 1953’de yapılmıştır. Eğer başka bir yere kaldırılmadıysa ya da tahrip edilmediyse, burada o devirden kalan tarihi topları görebilirsiniz.

Çeşme’nin hemen karşısında, benim her baktığımda içimi sızlatan, burası bizim olmalıydı dedirten bugün bir Yunan adası olan Sakız adasını gündüz saatlerinde bile çıplak gözle görebilirsiniz. Eğer isterseniz bu adaya Çeşme limanından günlük seferler yapan feribotlarla geçebilirsiniz. Çeşme Limanı küçük olmasının yanı sıra, burada önemli sayılabilecek hareketlilik yaşanmaktadır. Buradan, İtalya, Rodos, Sakız adalarına hatta İtalya seferleri yapan feribotlar kalkar, deniz yoluyla gelen turistlerin de giriş kapısı yani gümrük konumundadır.

Çeşme İlçe merkezinin sahilinde çok sayıda pansiyonlar, moteller, oteller, lokantalar, kafeler bulunur. Dolayısı ile, seçim seçeneğiniz oldukça fazladır. ama denize girmek için biraz ötelere gitmek gerekiyor. Ama Çeşme’nin sokaklarını iyice bir dolaşmalısınız. Pek çoğu pansiyon olarak kullanılan küçük, şirin evlerin arasında daracık sokaklarda gezmenin keyfi bir başka oluyor. Tarihi ve mimari dokusunun korunduğu bu dar sokaklarda, özellikle
kale arkasında dolaşırken fotoğraf çekmenizi öneririm.

Çeşme çarşısı çok ünlüdür ve en çok uğrak yeri haline gelen bir yerdir. Gerek yerli, gerekse fazla miktarda yabancı turist çeker. Burası çok sayıda "turistik eşya" satan dükkanla dolu. Alışveriş yapmayacaksanız bile gezmenizi tavsiye ederim. Hiç bir şey almayacaksanız bile nam salmış olan tamamı ile el yapımı Çeşme sandaletlerinden almanızı tavsiye ederim.

Bu arada, sizin ilginizi sakız reçeli; sakız, kekik ve anasonla beslenen arıların yaptığı güzel ballara çekmek isterim. Çeşme’de bol miktarda sakız ağacı var ve bu sakızdan çok fazla mamul üretiliyor. Dondurmasını ve muhallebisini tatmanızı öneririz. Özellikle de Çeşme kavunu içinde sakız dondurmayı denemenizi öneririm. Yemek olarak Türkiye’ye nam salmış bir tür aparatif olan Kumru yemeninizi önerebilirim ama özellikle önerebileceğim bir şey yok. Çünkü, hemen her şeyi burada bulabilirsiniz. Her damak tadına hitap eden yemek çeşidi mümkün. Her türlü balığı yiyebileceğinizi söylememe gerek yok sanırım.

Çeşme, gerek günübirlik gezi programlarına dahil edilebilecek bir yer olması, gerekse uzun süreli iyi bir tatil
geçirebileceğiniz bir yer olması, hem de İzmir’e çok yakın bir yer olması açısından oldukça imkanlı, ucuz ve rahat bir yerdir.

Kesinlikle tavsiye edebilirim.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çeşme yi oldum olası severim tatilimi orda geçirmekten de keyif alırım.germiyanda geçen yaz sattığım yazlığım ve denizim hala rüyalarıma girer ve be geçen sene ve bu sene çeşmeye hiç gidemedim.gidersem üzülüyorum.saygılarımla.

ay.şe 
 11.07.2007 12:35
Cevap :
Evet Çeşme'ye geldiğinizde biraz üzüleceksiniz belki ama siz anladığım kadarı ile eski Çeşme'lisiniz. Buralara gelip, Çeşmenin havasını koklayın, denizine girin. Çeşme sizi bağrına basacaktır. Sizin gibiler Çeşme'ye sahip çıkmaz ise, Bodrum gibi Çeşme'de başkalarının egemenliğine geçecek.  11.07.2007 18:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2555
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster