Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
128
 

İzmir'li "duayen gazeteciler," felekten gün çalıp, olmayanlara dağıttılar. Darısı Blogcularımıza.

İzmir'li  "duayen gazeteciler,"  felekten gün çalıp, olmayanlara dağıttılar. Darısı Blogcularımıza.
 

 

 

          İzmir’de duayen gazeteciler ne yapar? Lokallerinde oturup ya tavla atarlar, ya gazete okurlar, ya da eski günleri anarlar.

          Bir de bunlardan ayrı şen şakrak bir ekip vardır ki, aklılarına esti mi, Urla İskeledeki Basın Sitesindeki evlerinde, eski günlerin başını gözünü yararak, eskinin girdaplarında günlerini gün ederler.

         Yine öyle oldu. Bir telefonla toplaştık. Alışverişler edildi. Bir araba dolusuna bir gurup da etraftan eklendi ve bir basın konseyi kuruldu. Herkes başkandı. Herkes anılarını anlattı. Eski günlere daldılar. Mutfaktaki usta ellerin pişirdikleri, bahçelerden bahçelere uçup gitti. Güzel bir “yaz karşılaması” yapıldı gölgelik bahçede.

         Urla İskele, İzmir’e 35 Km.lik bir mesafede. Antik bir kent. Bütün kodamanların siteleri burada. Kilizman da denilir buraya. Nice şehir yorgununa hayat veren bu yerde, Gazetecilerin sitesi, önemli yer kaplar.

         Orada olmak başlı başına tarifsiz ferahlıktır. Urla İskelesi, balıkçı barınağının çevresinde, denize  temenna çeker gibi dizilmiş çoğu tarihi yapılardan oluşur ve bir gülümseme güzelliğiyle durur da, ondan. Sükunetin, kaynaşmanın bir parçası oluverirsiniz hemen.

         Fakat eski duayen gazetecilerin muhabbeti, doyumsuz oluyor. Her biri, ulusal medyanın önemli kesimlerinde çalışmış, şimdi emekli olmuş gazeteciler, basın anılarını anlatırken kendilerinden geçtiği bu yerde, akşamı nasıl ettiğimizin farkına bile varmadık.

         İnsan istiyor ki, Blog arkadaşlarımızın da üç büyük şehrinde lokalleri olsun. Orada herkes buluşsun. Tanışsın. Blog’’larda kavga olmasın.

         Milliyet Blog İdaresi ne diyor? “Blogcuların içinde, ulusal basındaki yazarlara taş çıkartacak yazarlar mevcut” deniyor mu?  O halde?  Helva yapmak için her malzeme hazır. Dönüp bakılmıyor bile. Neden?

         Anılar gibisi yok. Basın anıları muhteşem. Hangi birini anlatsam. Blog’cular da bir araya gelince, blog anılarını, sürtüşmelerle çerçeveli kalıyor. Derinliği olmuyor.

         Ev sahibi Tayfur Göçmenoğlu. İzmir’in magazincisiydi. İzmir, ondan sorulurdu. Anılar derya boyu. Ünlü Los Paraguayos grubunun şefi Luis Alberto Del Parana’yı, bir tek İzmir’de ben tanıdım, arkadaş oldum bilirdim. Tayfun ismiyle  cismiyle nerde, neden öldü hepsini hatasız ve eksiksiz söyleyince, küçük dilimi yutacaktım. O da o yüzden Latin müziğini seviyor benim gibi.

         Gazetecilikte emekli resmen olunuyor ama, insan ruh olarak gazeteciliğini sürdürüyor. O günkü ekip de onlardandı işte. Bizim blogcular bir araya gelince söylemleri kısa ve kısıtlı. Birlikte haber peşinde koşup gazetecilik yapmadılar,,, birlikte badireler atlatmadılar çünkü.

         Bir emekli gazeteci, olayları, çalışıyor muş casına yakından takip etmeğe mecbur olmasa bile, ruhen mecbur. Zira, gıdasını  çevredeki olaylardan alır gazeteci.  Yaşamının her daim bir parçası olmasını ister. İşte o günkü İzmir’in eski  duayenleri, hala daha yeni gibi durmaları bu yüzden olsa gerek.

         O gün renkli simalar arasında Tayfur göçmenoğlu, Mehmet Özdoğru, Mübin Sertbaş, Hulusi Şenel, ( Daha geçenlerde, Avustralya’daki başarılarından dolayı eski Büyük elçi ve Türkiye Avustralya, Yeni Zelanda  Dostluk Derneği Başkanı Niyazi Adalı tarafından, İzmir Lokalinde , törenle plaketi verilmişti), Işık Ersan ile emekli avcılarımızdan İsmail Selçuk, bir aradaydık.

         Güzel bir gündü. Anılar güzel olunca  biz baharı değil, bahar bizi karşıladı. Latin müzikleri de havada uçuştu. İçimizden Profesör çıkan Şadan Gökovalı'yı andık. İzmirin has duayenlerinden  Hürriyetteki Nejat Secen'i aradı gözlerimiz. Her ikisi için kadeh kaldırdık.

         Velhasıl; duayen,  İzmir’li Gazeteciler, felekten gün çalıp, olmayanlara dağıttılar. Darısı Blogcu duayenlerde.

URLA İSKELEDEN İKİ AYRI GÖRÜNTÜ

HER ŞEY ANILARLA BAŞLADI. KADEHLERLE ANILARA BİZLER YOL GÖSTERDİK.

ARA YERDE MEKAN  DA DEĞİŞTİRDİK. AVCININ KÖŞKÜNE MİSAFİR OLDUK.

RAHMETLİ BÜYÜĞÜMÜZ  ÜNLÜ HİKAYECİMİZ İZMİRLİ TARIK DURSUN  K'YA  İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ ONUR ÜYELİĞİ PAYESİNİN VERİLDİĞİ  TOPLANTIDA ÖNDEKİ GAZETECİLER HULUSİ ŞENEL VE  TAYFUR GÖÇMENOĞLU  İKİLİSİ... ZATEN ONLAR HİÇ DE AYRILMADILAR. TAAA Kİ 50 YILLIK AVUSTRALYA AYRILIĞINDAN BU YANA.

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın M. Cellek tüm görüşlerinize ben de katılıyorum. Neden olmasın diyorum. Bir gün Urla'ya gelirsem sizleri ziyaret edeceğim. Selamlar...

Abdülkadir Güler 
 03.04.2016 15:57
Cevap :
BVen, Urlaya, röportaj için gittim. İkameetim Urla değil. Selam ve sevgilerle.  04.04.2016 13:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster