Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '19

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
40
 

İzzetbegoviç ile Dertleşmek

1991 yılında ilk defa o zamanki adıyla Yugoslavya olan Sırbistandan geçtim. Henüz Sırbistan Hırvatistan ile savaş halindeydi. O dönemde Hırvatistan Katolik olduğu için tüm Katolik dünyasından para ve silah yağıyordu özellikle Güney Almanya ve Avusturya başta olmak üzere. Sırplara desteği ise Rusya vermekteydi. Aradan çok geçmeden Bosna Hersek'te de bağımsızlık referandumu yapıldı ve Bosna Hersek'in bağımsızlığı bir çok ülke tarafından kabul edildi. Ancak Bosna içinde yaşayan Sırplar ayaklandılar ve Yugoslavyanın Federal ordusunun tüm gücünü arkalarına alarak büyük bir kıyıma başladılar. Bosna'da insanlık tarihinin en vahşi soy kırımı yapılırken tüm Avrupa ve Batı dünyası sadece izledi. 5 yaşındaki küçücük kız çocuklarına tecavüz etti Bosnalı Çetnik Sırplar. 50 bin müslüman kadın tecevüz sonucu hamile kaldı. Bir çok kadın kendini astı. 250 bin insan katledildi. Sadece nehrin kenarına getirilen binlerce esir gırtlakları kesilerek öldürüldü ve Nehir günlerce kan aktı. 

İşte o yıllarda ben de sadece 23-24 yaşlarında genç bir öğretmendim. Kazakistandan hergün Bosna'daki savaş haberlerini dinliyor kahroluyordum ölenler için. Aliya İzzetbegoviç'in diplomatik çabalarını izliyor ve tüm bosna için her gün dua ediyordum. Oraya gitmek ve savaşmak da istemiştim ama Bosnalılar "Bize savaşçı değil silah lazım" diyorlardı. Gerçekten silah yoktu ellerinde.

Parasını İran'in verdiği Malezya bandralı silah yüklü bir gemi Bosna'ya gitmek için yola çıktı. Hedefi Hırvatistanda limana silahları indirmek ve bu silahların Müslümanlara ulaşmasının sağlanması vardı. Rusya İle arası iyi olan İran aslında Sırplarla müttefik olması lazımdı, ama ölen Müslümanlar o kadar büyük bir kıyımdan geçiyordu ki İran Malezya ile anlaşmış ve Lübdandan silahlar Hırvatistana ulaştırılması planlanmıştı. CIA bu silah yüklü geminin hareket ettiğini anladı ve Adriyatik'te bulunan NATO'ya bağlı geömilere haber verildi, Bosna'ya silah ambargosu uygulanıyordu çünkü. Gemiyi Nato'ya bağlı bir Türk Askeri gemisi durdurdu. O geminin kaptanı daha sonra Marmaris Deniz Üs Komutanı oldu. Eğer o gemi Bosna'ya ulaşmış olsaydı eğer o Geminin Adriyatikten geçişine izin verilseydi Bosna'da şu ankinden çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkacaktı. 

Ben hayatımda hiç bir zaman ne NATO'yu nede ABD yi nede Türkiye'nin ABD'nin 53. eyaleti olduğu 2010 yılı öncesindeki halini asla sevmedim. O gemiyi durduran Nato'ya da O geminin kaptanına da beddua ettim hep. O bedduam NATO'ya tuttu. Nato gittikçe zayıflamakta ve Türk halkının gözünden düştü. ABD de tıpkı NATO gibi Türk halkının gözünden düştü. Hem NATO hem ABD, aslında İslama ve Türkiye'ye inanılmaz zararlar verdiler. PKK'nın yanında ve terörün en büyük destekçisi ABD ve NATO olmuştur hep. DEAŞ ve AL QAİDA gibi örgütler tamamen gizlice NATO CIA ve ABD kontrolünde kurulmuş terör örgütleridir. Bunları bugün serbestçe yazıyorsak bunun en büyük sebebi Türk Devletinin artık uyanmış ve Ulusal güçlerin eline geçmiş olmasından dolayı yazabilmekteyiz. Gerçi ben bu durumu 2010 öncesinde de kitabım ÇALINAN HAYATLAR MÜLTECİ de de açık açık korkmadan yazmıştım. Ancak Allaha hamd olsun ki halkımız uyandı.

Bosna'da Sırplar tarafından kurşunlanmış ve hatta kurşun izleri hala dışında üzerinde olan ve dışı badana yapılmamış Senida hanımın bize kiraladığı evde kaldık. Evin içi çok güzeldi. O evde kalmak ve savaşın o dönemini hissetmek müthişti. Bu duyguyu  anlatmanın imkanı yok. 

Ben Saraybosna'da İzzetbegoviç'in mezarına gidince şunları söyledim

"Selamun Aleykum değerli Komutanımız ve liderimiz. Yanına gelmek nasip olmadı sağlığında. Şimdi gelebildim yanına. O zaman silah lazımdı en çok ve gelmek de kolay değildi. Sen 20. ve 21. yüzyılın sahabesisin bizim için. Seni Allah şahit sevdik. Mücadelen ve yazdığın kitap bir çok zihni aydınlattı. Sen Bosna'dan, Dr. Ali Şeriati İrandan, Mevdudi Pakistandan, Hasan El Benna Seyyit Kutup da Mısırdan İslam Ümmetinin diriliş ve direnişte önünü aydınlattınız. Bosna bugün barış içinde. Bosna bugün seni daha iyi anlıyor. Vefakar güzel yürekli Bosna halkı senin kadrini kıymetini de biliyor. Bizde biliyor ve seviyoruz. Rabbim inşallah ahirette karşılaşmayı nasip eder."

Mezarının kenarında HİLAL şeklinde havuz vardı. Havuzdan taşan su mezarlığın içinden Şehitliğin aşağısına doğru akıp gidiyordu. Hila'in tam ucunda Yıldızın olması gereken yerde onun Mezarı vardı. Ne anlamlı mezardı. 

Oradan ayrılırken içim çok buruktu hüzünlüydüm. Ancak gelmiş olmanın da sevinci vardı geç de olsa. Bosna bugün barış içinde ve Bosna Kosova Makedonya Arnavutluk çok daha fazla güçlü ve İslam öyle yada böyle daha da fazla adından söz ettirmekte edecekte. 

 

ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3464
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster