Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '13

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
4332
 

Japonya -1

Japonya -1
 

Savaşı kaybettikten sonra adeta yok olan Japonya ‘da yeniden yapılanma süreci çok sıkıntılı olmuştur. .............................


9. yüzyılın ikinci yarısına kadar aşırı feodal, Şogunlar ile yönetilen militarist bir toplum yapısına sahip olan Japonya, 1867 yılında yapılan Meiji devrimiyle yeni bir sürece girmiştir. Japonya, daha önce her yönüyle dışarı kapalı bir toplum iken Meiji döneminde batı toplumlarından bilgi ve teknoloji ihracına başlamıştır. Bu dönemde Japonlar orduya ve donanmaya büyük önem vermiş ve Çin’i, hatta Rusya’yı bozguna uğratacak bir askeri güce sahip olmuştur. Bunun neticesinde, Asya’nın bir kısmında, özellikle bugünkü Kore, Tayvan ve Çin’in, Rusya’nın doğu kesimlerini ele geçirerek o bölgede yayılma politikası izlemişlerdir. 1900’lü yılların başlarında ise gemi sanayi büyük ilerleme kaydetmiştir. Hızla gelişen askeri sanayi Japonların aslında bugünkü ileri sanayilerinin temellerini atılmasına sebep olmuştur.

İkinci dünya savaşını kaybedene kadar Japonlar kendi İmparatorlarını Tanrı olarak görmüşlerdir. Savaşın başlarında Asya’da zaferlerini sürdürürken ürettikleri Jet uçakları ile Amerikan gemilerine sayısız intihar saldırıları düzenlemişlerdir. Buna da “Kamikaze” yani “Tanrının Rüzgârı” adını vermişlerdir. Bu uçaklara konulan yakıt zaten çoğu kez uçakların düşmana saldırdıktan sonra geri dönmesine yetmemiş, bu da intihar saldırılarını kaçınılmaz kılmıştır.

İkinci dünya savaşı sırasında Almanya ve İtalya ile idealleri kesişen Japonlar, özellikle Almanlar ile askeri ve nükleer bilgi alışverişinde bulunmuşlardır. Avrupa’da Almanlar’ın ve İtalyanların savaşı kaybetmesine rağmen Japonlar, Asya’da savaşa devam etmişlerdir. Bu da Amerika’nın Asya’daki çıkarlarına ters düştüğü için, belki de Almanya’ya atmadığı Atom bombasını Japonya’nın Hiroshima ve Nagasaki kentlerine  atarak Savaşı bitirmiş ve Japonlar’ın bütün Asya’dan çekilmesine sebep olmuştur.

Amerika artık bütün Japonya’yı işgal etmiştir. Japon İmparatoru, tarihi konuşmasını radyodan yapmış ve ülkesinin savaşı kaybettiğini, kendisinin de bir Tanrı olmadığını açıklamıştır.

Japonları ancak Atom bombası durdurabilmiştir. İkinci dünya savaşından sonra Japonya’da taş taş üstünde kalmamış ve Japonlar Amerika’ya teslim olmuştur.

İkinci dünya savaşının bitmesiyle Japonların ordu kurmaları, silah üretmeleri yasaklanmış ve milli savunmaları Amerikan ordusu tarafından sağlanmaya başlamıştır. Halen Amerikan ordu karargâhları Japonya’da bulunmaktadır.

Savaşı kaybettikten sonra adeta yok olan Japonya ‘da yeniden yapılanma süreci çok sıkıntılı olmuştur. Zaten tarıma elverişli toprakları bulunmayan ülkede halk bir avuç pirinç, bir kuru ekmek bulamazken, karnını acı turp kökleriyle doyurmuştur.

Yüzyıllar boyu kapalı bir kutu gibi, bir arada yaşayan Japon toplumunda aslında genetik çeşitlilik de batı toplumlarından ve dünyanın diğer toplumlarından çok daha az düzeyde kalmıştır. Bu da Japonlarda bireysel değil toplumsal kimliğin öne çıkmasına sebep olmuştur.

Yüksek toplum bilinci “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” düşüncesinin benimsenmesine yol açmıştır. Bu bilinç günümüze kadar gelirken çeşitli evrimlerden geçmiştir. Eskiden vatan için savaşan Japonlar, artık direkt olarak vatan için değil de kendi şirketleri için çalışmayı, şirketlerine hizmet etmeyi ve hepimizin bildiği gibi, eğer şirket batarsa kendilerinin de şirketle birlikte intihar ettiği bir tablo ortaya koymuştur.

1950 ve 1960’larla başlayan süreçte artık Japon toplumunda asker yoktur, ancak askeri otorite ve disiplin anlayışı bütün kurallarıyla sivil toplumda devam etmiştir.

Kırsal alanlarda kurulan binlerce fabrika ve atölyelere Avrupa’dan Amerika’dan getirilen makinelerin taklitleri, orijinallerinden çok daha pahalıya mal olmasına rağmen yapılmış ve bunlar geliştirilerek daha iyisini üretmek için çabalar sarf edilmiştir.

Bu iyileştirme ve mükemmelleştirme felsefesi, ayrıntılara uzanarak  günümüzde ekonomi litaratüründe “Kaizen” olarak yerini almıştır. “Kaizen” sonu olamayan iyileştirme ve  mükemmelleştirme olarak da anlaşılabilir.

1990’larda ise artık Japonya karşımıza bambaşka bir toplum olarak çıkmaktadır.

[Devam edecek…]

 

AHMED F. YÜKSEL

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında başlık beni şaşırttı, doğru blogda mıyım dedim:)) ''Japonya '' ??? Ama, samimiyetle söylüyorum, yazıyorum, bir çırpıda okudum..Japonların İmparatorlarının yenilgiden sonra yaptığı konuşma ''Ben Tanrı değilim'', çok ilginç geldi. İkinci ilginç nokta da intihar saldırıları ve dönüş yakıtı bulamamaları!!! Bir de yazarın gözlemleri eklenince, Japonya-2 yazısını 4 gözle bekliyorum:)

Ümit Oltu 
 23.01.2013 0:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 630
Toplam yorum
: 2042
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10011
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster