Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
684
 

Japonya’ya geçmiş, dünya medeniyetine de acı bir uyarı olsun

Japonya’ya geçmiş, dünya medeniyetine de acı bir uyarı olsun
 

Hemen her insan bir gün öleceğini bilir. Buna rağmen hiçbir insan kendisine anice gelmesini yakıştırmaz ölümün. İnsanların kendilerine yakıştırmadıkları ölümlerin bir kısmı erken hastalıklarla, büyük bir kısmı da yaşanan talihsiz olaylarla, kazalarla gelir. Depremler, tekilce bir insanın değil, bir milletin başına gelen bir tür ansızın ölüm, dehşetini ve aksiliğini birlere değil onbinlere, yüzbinlere, milyonlara yayan bir büyük aksilik, bir toplu felaket demektir. 

Japonları çok severim. Tıpkı devletlerinin politikaları ne olursa olsun, millet tarihlerinin üzerlerine yüklediği hafıza kütlesi neleri barındırırsa barındırsın, Kongoluları, Hintlileri, Almanları, İngilizleri, Şililileri, Kübalıları, Endonezyalıları, Amerikalıları, Rusları, Çinlileri, İranlıları, Arapları sevdiğim gibi. Bu sabah, bu deprem ülkesinin çocuklarının, on yılı aşkın bir süre önce ülkemizde bizim de yaşadığımız felaketin bir benzerini 8.9’la bir kez daha yaşadığını gördüğümde, içimden bizim yaşadığımız acının hüznünden hiç de farklı olmayan bir hüzün geçti. Bu vesileyle, insanlığı ayıran bütün ulusların, mahallede komşusunun sorumluluğunu duyan ve komşusunun başına bir şey geldiğinde yara sarmak için tereddütsüz koşturacak komşular gibi bir var oluşta bulunmasının, hatta ulus olmanın kaba gereklerinden vazgeçerek tam bir aile gibi davranmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırladım. 

Keşke büyük afetler yaşayan her ulus için dünyanın diğer tüm uluslarının çocukları bir saat evlerinde elektriksiz otursa ve buradan kazanılan enerji veya ederi afeti gören ülkeye iletilse gibi bir şey de düşündüm. 

Japon halkına geçmiş olsunlarımı tekrarlayarak iletir ve ölenler, kaybolanlar için duyduğum acıyı paylaşırken insanlığımız adına, ülke, millet, kıta ayırt etmeden son bir not daha düşmek istiyorum. 

Aslında bu istek, deprem sırasında yanmakta olan nükleer santralden duyulan büyük sızıntı korkusuna (şu saatlerde santrallerden ciddi sızıntıların yaşandığı da belirtilmekte) ve böylece, deprem-tsunami ortaya çıktıktan sonra en büyük tedirginliği veren gerçeğe dayanıyor. 

Doğadan kopan, onunla iç içeliğini yitiren, makinelere, nükleer, termik santrallere, dev savaş makinelerine, sabahları her şehirde kilometrelerce kuyruklar oluşturan özel araçlara, süse, gösterişe, reklama, paraya ve oluşturulan nüfus da dahil hemen her yapıda büyüklenmeye dayanan bir medeniyetin sonu yoktur. Bu Japon, Amerikan, Tük, Hintli meselesi, Hıristiyan, Müslüman, Budist, Ateist meselesi de değildir. Bugün içinde yaşadığımız dünya, bütün insanlığın ortakça arzuladığı, her ülkeden hemen her insanın uyum sağladığı bir dünyadır ve klasik sosyalizm ile en çileci hıristiyanlık ve müslümanlık anlayışları dahil bütün inanç ve düşünce sistemlerinin bir şekilde kendisini yamayıp ona uygun hale getirmeye çabaladığı, bu dünya yanlıştır. Özel olarak deprem söz konusuysa doğru; depreme hazırlıklı Japonya’nın bu alanda depreme hazırlıksız Türkiye’den ne kadar önde olduğunu görmek ve takdir etmek gerekir. Bu da önemli bir şeydir, ama kısıtlı bir şeydir. Japonya’yı aşan büyük resimde, son bir kez tekrarlamalı: otomobillerimizin egzozu da, cep telefonlarımızın, mekanik, elektronik hurdalarımızın sürekli biriken metal çöpleri de, nükleer tesilerin radyasyonları da böyle giderse gün gelecek, hiçbir şeye hazırlanmamıza fırsat bırakmadan bizim kafamıza geçecektir.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aşırı tüketim, yeryüzünün geleceğini hiç düşünmeden nükleer silahlanmaya ve nükleer reaktörlere yatırım teşvik ediliyor. Türkiye'de de nükleer santral kurulacak fakat burası bir deprem ülkesi, istendiği kadar güvenli densin kesinlikle değil bu bir yalan. güvenlik "normal şartlar altında" sağlandığı varsayılan bir güvenlik. zaten normal zamanda da çıkan radyoaktif atıklar nereye gömülecek iç anadoluya mı? nükleer reaktöre de karadenize yapılmak istenen hidroelektirik santrallerine de çevre kirliliğini hiç umursamayan bütün hükümetlere de karşıyım. selamlar.

Başak ALTIN 
 13.03.2011 11:27
Cevap :
Nükleer santrallere karşı olanlara mazaret hazır: "Peki ama enerji ihtiyacı ne olacak?" Sanki yüz sene önce dünyada nükleer santral gerektirecek bir enerji ihtiyacı vardı. İnsanlık kendine yoktan yere abartılı ihtiyaçlar yaratıp sonra da onların kölesi oluyor. Toplu taşıma sistemlerini bile bunca yoğun kılacak uzun mesafeli ulaşıma dayalı yaşam sistemimizi değiştirmemiz gerekirken fırsat bulduğu an tek kişilik otomobille kilometrelerce yola gidenler bir de nükleer isteminde haklı çıkmaya çalışıyorlar. Saygılar.  14.03.2011 10:45
 

yaş 21 ama yürek, benim yaşımla bir..yazınızı izninizle facede paylaşıyorum..

Gülden Işık 
 12.03.2011 14:07
Cevap :
teşekkürler. memnun oldum.  14.03.2011 10:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 200
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1984
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Buraya başladığımda 21'dim, öğrenciydim. Bir okul bitti ama hala öğrenciyim. İl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster