Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
872
 

Jitem: Kelle başına 3000TL prim

Jitem: Kelle başına 3000TL prim
 

Ergenekon davası sanıklarından emekli Albay Arif Doğan’ ın gazetede yayımlanan röportajını okurken iliklerime kadar ürperdim, içim öfke ve acı ile doldu bir kere daha. Duymadığım, bilmediğim şeyler değildi çoğu. Parça pörçük yıllardır pek çok şey duyduk, okuduk, dinledik. Ama yetkilinin ağzından duymak başka bir etki yaptı bende.

Bu nasıl bir devlet anlayışıdır ki, sorgusuz sualsiz, sadece duyumlara, ihbarlara hatta ucunda ödül olduğuna göre, muhtemelen asılsız ihbarlara dayanarak vatandaşlarının bir bölümünün öldürülmesi için teşkilat kurulmuştur.??

Arif Doğan; “JİTEM’ i kurduğunu, 10 bin elemanı olduğunu, 620 tanesinin de kadın olduğunu, terörist öldürmenin onlara çıkar sağladığını, KELLE BAŞINA 3 000 TL PRİM aldıklarını, kendisinin daha az aldığını, JİTEM’in aldığı istihbarat bilgilerine göre hareket ettiğini, sınır ötesi operasyonlarda da bulunduklarını, kilometrelerce uzakta sınırı geçip Kanas silahlarla kampları delik deşik edip döndüklerini “ açık açık anlatıyor. Ve savcıların bir an önce kendi ifadesini almasını istiyor. Daha pek çok şey de var röportajda.

Bu iş Arif Albay’ın tek başına kotaracağı bir iş olamaz elbette. Bir albay tek başına kalkıp gidip bu işleri yapacak? Tek başına bu kadar eleman istihdam edecek!. Bunca kan akıtılacak, bunca para saçıp savrulacak!… Düşüncesi bile saçma..

- Peki ama bu sırada devletin yasal güvenlik güçleri nerede? Hani TC bir hukuk devleti idi? Hangi hükümet işbaşında ve başbakan kim? Kim sorumlu bu kandan, bu zulüm ve işkenceden, ölümlerden?

- Kelle başına verilen ödül paraları, silahlar, eleman maaşları nereden gelen paralarla ödeniyor?

- Neler kotarıldı o yıllarda? Hangi provokasyonlar yapıldı, hangi cadı kazanları kaynatıldı?

- Bu zaman süresince o bölgelerde görev yapan hakimler, savcılar ne yaptı acaba? Hiç mi bir şey duymadılar, görmediler? Bu zulme ve işkenceye hiç biri tanık olmadı mı? 12 eylül sonrası kurulan mahkemelerde idam kararlarını veren meslektaşları gibi onların da vicdanı rahat mı?

-Eğer devlet yasal olarak çizilen çerçeveyi önce kendisi hiçe sayıyorsa yurttaşlardan bu çerçeveye saygılı olmasını nasıl bekler?

Bunca kan, bunca zulüm ve işkence aydınlatılmalı, sorumluları en baştakinden en alt kademedekine kadar yargı önüne çıkarılmalıdır. Hukuk devleti olmak öyle sadece lafla olmaz. Albay Arif Doğan'ın anlattığı dönemin ve olayların aydınlatılmasını istemek yurttaş olarak hepimizin hakkı ve görevidir.

Bence bu sürece fiilen katılmasa da gördüklerini bildiklerini söylemeyen susan da aynı derecede suçludur. Bunca yıl ve hala susmaları da ayrıca korkunç.. Vicdanı olan insan susar mı? Yargı kurumları da çifte standardı içtihat haline getirmekten vaz geçerse bağımsızlık söylemleri ancak o zaman saygınlık kazanır. Yoksa içi boş laflar olarak havada kalmaya devam eder.

Kaynak :

http://www.t24.com.tr/haberdetay/100944.aspx

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakın hala g.doğuda görev yapmış askerlere katil diye hitap ediyorsunuz. Bu nasıl bir anlayıştır. Bahsettiğiniz dönemleri bende yaşadım. Ama siz söylentilerle askerlere katil diyemezsiniz. Ki benim nezdimde öldürülen teröristse buna katil demek ayrı bir hatadır. Hukuk delil ve ispatlara bakar. Ortada delillenmiş, ispatlanmış ve hüküm giymiş kimse yokken, sizin askerimizi "katil" ilan etmenizi tabiki kınayacağım. Asıl katiller bugünkü zihniyetin barış elçisi ilan ettikleridir. Çoluk, çocuk, kadın, öğretmen, polis, asker demeden binlerce insanımızı öldürenlere, hala katil diyemezken, lütfen benim askerimi katil ilan etmeyiniz.

Murat Yazmacı 
 01.10.2010 14:59
 

Her defasında vurgu yapıyoruz bu konulara...Her yazımızın mutlaka içerisinde küçükte olsa bir hatırlatma koyuyoruz faili meçhullere...1990'lı yıllar bu ülke tarihinin en korkunç dönemleriydi. Eğer Kürtseniz, eğer Güneydoğu'da yaşıyorsanız hayatta kalmak şansa kalmış bir şeydi...Ama halen, yaşanan onca faili meçhul cinayetleri "böyle bir şey yoktur" diyecek kadar gözleri kör bir cephenin var olduğunuda biliyoruz... Dökülen bunca kanın hesabı mutlaka bir şekilde sorulacaktır. Bu kanlar sümen altında kurumayacaktır illaki.

Yıldız Nihat 
 29.09.2010 9:06
Cevap :
elbette sürecin öznesi ve mağduru güneydoğuda yaşayanlar, kürtler. ama aslında sürecin başka boyutları da var ve çok da önemli. . 21 yy da böyle devlet olmaz . olsa olsa ırkçı güney afrika cumhuriyeti ( eski ) gibi keyfi, modern hukuku sadece beyazlar için uygulayan ya da habire kabile ayaklanmaları yaşanan afrikanın küçük devletleri seviyesinde olur. derin devletin derinlerine indikçe pis kokular burun direğini kırıyor insanın.. bu topraklarda yaşayan herkesin hakkı yaşama hakkını koruyan çağdaş bir devlet aygıtı.. ve aynı şekilde adalete hizmet eden bir hukuk düzeninde yaşamak ta ayrımsız herkesin hakkı . ancak böyle bir ortama geçilirse gençlerimizin çocuklarımızın hukuka adalete etik değerlere saygılı olarak yetişmeleri şansı da olacak .  29.09.2010 19:56
 

Yazınızda çelişkiler görüyorum. Önce kendi yorumunuz olarak insanların sorgusuz öldürüldüğünü söylüyorsunuz. Ardından albayın laflarını okuduğumda ise, sivil ve masum öldürme diye bir tabir görmüyorum. Terörist öldürdüklerini ve bundan prim aldıklarını (ki o dönemde emniyette dahil tüm güvenlik güçleri prim almaktaydı), sınır ötesine geçip PKK kamplarını vurduklarını söylüyor sizin ifadenize göre. Yani PKK sızıp asker öldürünce iyi de, asker sızıp terörsit öldürünce kötü mü? Elbetteki hiç kan akmasın isteriz. Her şey diyalogla çözülsün. Eğer sivil ve suçsuz insanları öldürmüşlerse bunun adı elbette ki cinayettir. Ama bu şekilde bir ifade ve ispat yoktur. Buna dair yapılan soruşturmalardan da bir şey elde edilemedi. Keşke öldürülen teröristlere üzüldüğünüz kadar, askerlerede üzülüp, PKK'nın yaptığı katliamları da kınasaydınız...

Murat Yazmacı 
 28.09.2010 18:30
Cevap :
açıklamaları ben yapmadım. linkte verdim ve zaten bütün gazetelerde yazdıi hala da yazıyor. 1990 lı yıllarda siz nerde yaşadınız ne iş yaptınız bilemem ama Jitem le ilgili söylentilerin ayyuka çıktığı zamanlar çok oldu geçmişte. hiç mi duymadınız ? bahsedilen bir albay ın kurucusu olduğunu açıkladığı bir ölüm makinesi. amacı ne kadar kutsal olabilir böyle bir ölüm makinesinin (!) albay açıklıyor 3 000 TL ( başka gazetede de 3000 dolar ) prim veriliyordu diye.. ben de soruyorum , 23 yıl boyunca ve hala düzenli vergisini ödemiş bir vatandaş olarak benim vergimle mi ödendi bu katillerin parası ? albat açıklıyor 10 000 adamım vardı diye.. kaç bin tanesi kaç kelle başına kaç dolar veya lira aldı ? bunları öğrenmek istiyorum ..diğer suçlamanız çok bayat.. cevap bile vermeye gerek duymuyorum .. sadece çifte standartın her türlüsüne karşı olduğumu size de bunu önerdiğimi belirtmek isterim ..  29.09.2010 20:05
 

Sevgili Beran; bu devletin ruhu kanla zulümle besleniyor demekten her insanım diyen korkmamalı...Bedel ödeyenler bunu iyi bilir...Lafla hukuk devleti olunmaz...sevgiyle saygıyla..

CAFER DEMİRTAŞ 
 28.09.2010 18:22
Cevap :
teşekkürler  28.09.2010 20:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3325
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster