Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '12

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
19397
 

Jose Saramago: Görmek

Jose Saramago: Görmek
 

Roman Kapağı


Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağınca kimse oy vermeye gitmez.

Oy verme bürolarında huzursuz ve tedirgin bekleyiş, öğleden sonra yağmur durunca sona erer.  Saat tam dörtte tüm seçmenler sanki  bir yerlerden emir almışçasına oy kullanmaya giderler.

Ne var ki;  seçim sona erip sayım bitince,  kullanılan oyların çoğunluğunun boş olduğu görülür. Boş oyların fazlalılığını yağmura bağlayan devlet yetkilileri, seçimleri bir hafta sonra yeniler ama güneşli günde yapılan seçimlerin sonucu daha vahimdir; bu sefer oyların yüzde seksen üçü boş çıkmıştır. Sağ, merkez ve sol parti adayları büyük bir şok yaşarlar.

Jose Saramago, ‘’Körlük ‘’isimli kitabının devamı niteliğindeki ‘’ Görmek’’ adlı romanında, bu sefer de gözü açılan toplumun demokrasi oyununa katılmaması karşısında, iktidarların nasıl da paniklediğini ve hangi yollara başvurduğunu yine ustalıkla biz okuyuculara aktarıyor.

Adı bilinmeyen bu ülkenin adı bilinmeyen başkentinde, ikinci seçimlerde de oyların büyük bir kısmı boş çıkınca,  mevcut hükümet bunun nedenini bulmak için halkın arasına muhbirler salar, güvenlik birimleri harekete geçer ne var ki kimse halkın neden boş oy kullandığına bir cevap bulamaz.

Bireysel  tercihlerini ’’ beyaz oy’’ ları ile gösteren başkent halkı, gündelik hayatını sessiz sedasız sürdürürken, hükümet telaş içindedir. Bu durumun bozguncu bir grubun, dahası uluslararası anarşist bir örgütün işi olduğunu düşünen hükümet, sıkı yönetim ilan eder ama ortada sıkı yönetimi gerektirecek bir neden yoktur.

Kente salınan muhbirler, medyadan yansıyan kışkırtıcı haberler, sokaklarda dolaşan askerler, toplar, tüfekler de etkilemez insanları. Şehre giriş çıkış yasağı işi iyice komikleştirecek, hükümet ve devlet başkanı da kentte mahsur kalacaktır.

Halkın bireysel tercihini ''beyaz oy'' yani ''boş oy'' dan yana kullanmasını önemli bir tehlike olarak gören hükümet, halkı cezalandırmak için başkenti  başka bir yere taşıma kararı alır.

Başkentin taşınması ve devletin bütün güvenlik birimleriyle şehirden çekilmesinin ardından, başkentte kargaşanın hâkim olması beklenirken şehirde tek bir olumsuz olay yaşanmaz. Hatta eskisinden daha güvenli bir yere dönüşür.

Hükümet kuvvetleri, seçimlerde boş oy kullanan halkın kendisine ihtiyaç duyması için bilerek kargaşa yaratır ve bu kargaşanın yegâne kurtarıcısı olarak kendini göstermeye çalışır. Ama tüm çabalar sonuçsuz kalır.

Nihayetinde, yıllar önce şehri saran “körlük salgını’’ ndan kurtulan tek kişinin,  bu olayla ilişkili olduğundan kuşkulanılır. “Beyaz veba”nın öteki şehirlere de yayılmasını önlemek adına bir komiser ‘’suçluları’’ bulmakla görevlendirilir.

Körlük salgınında,  gözlerini kaybetmeyen tek kişi olan doktorun karısını, bu boş oy verme eyleminin günah keçisi yapmak amacıyla görevlendirilen polis komiseriyle,  bakan  arasındaki konuşma,  bakanın  şu emriyle son bulur:  

‘’hepsini, üzerine yıkılan, karşı çıkılması ya da çürütülmesi olanaksız suçların altında  ezilmiş  olarak   karşımda görmek istiyorum..’’    
 

Bakanından bu emri alan polis şefinin şüphelilerden birine söylediği sözler şunlar olur :  

''Şaşırmış numarası yapmayın ve elimde bununla ilgili kanıtlar olup olmadığını sorarak boşuna zaman yitirmeyin, suçsuz olduğunuzu bize kanıtlayacaksınız, çünkü kanıtlar, gerek duyulduğunda ortaya çıkacaktır.”

Halkın oy vermekten başka hiçbir katılımı olmadığı sahte bir demokrasi ile yönetilen bir ülkede, siyasal partilerin hiçbirini beğenmeyen, sisteme olan inancını yitirmiş gözü açılan bir toplumda, ülkeyi yönetenlerin bu olağandışı(!) durum karşısında başvurdukları yol ve yöntemlerle, demokrasinin kırılganlığı ve bizzat yönetenlerce nasıl saptırıldığını ortaya seren ‘’ Görmek’’ adlı romanıyla Jose Saramagonun, insandan, toplumdan ve ülkesinden  umudunu kesmediğini görüyoruz.

Jose Saramago’nun kendi ülkesinden yola çıkarak kaleme aldığı ve bir çağ eleştirisi olarak görülebilecek ‘’Görmek’’ adlı roman, her daim geçerli olan ve insana dair evrensel bir hikaye olması açısından çok önemli bir eser olarak edebiyat dünyasından yerini almıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Nurten Yiğit Tartaç bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazı çok ilgimi çekti gerçekten...

Kerim Korkut 
 30.10.2018 20:33
 

elinize sağlık körlük le ilgili yazınızı da okudum ve çok beğendim kitabı okuduktan sonra yazılarınıza göz gezdirmek çok faydalı oldu

mehmet cin 
 05.06.2017 20:27
 

Merhaba, siyasilere ne güzel ders veremişler. Darası başımıza. Selamlar...

Mesut KARİP 
 10.06.2014 16:22
 

Meltem Hanım, merhaba. Elinize ve yüreğinize sağlık. Güzel bir paylaşımdı. Selamlar.

Dr Lokman Doğruöz 
 21.12.2013 7:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 6640
Kayıt tarihi
: 05.04.07
 
 

Okumayı seviyorum. Okudukça geliştiğimi, geliştikçe de kendimi ifade etmek istediğimi farkettim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster