Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '18

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
114
 

Kâinatın Yaratılışı ve Büyük Patlama Hakkında

    Duyu organlarının  belirttiği üşüme, sıcaklama, sel, fırtına, deprem, göktaşı düşmesi  gibi hayati tehlikeye yol açabilen olayların, içgüdüsel hislerin yanında, aklı; zekâyı çalıştırıcı etkisinden kaynaklanan farkındalığın, belli aşamalara yol açmış olması muhtemeldir. Akıl ve zekâ, önceki zamana göre  inkîşaf edince, daha önemli düşünceler oluşup yayılmıştır.

Hayli zaman sonra aklı kullanma tecrübesi artmış, ön tedbirler alma, öncelikleri sıralama,  gibi girişimler oluşmaya başlamıştır. Bu olasılıklar uyarınca  insanlar, önce dünyanın belki de kâinatın varlığını kavramaya başlamıştır. Herkes, her fırsatta  gökyüzüne bakar  olmuştur. Farkında olarak veya olmayarak gökyüzünün, en büyük ve gizemli hayal kaynağı oluşundan yararlanma yoluna girmişlerdir. Bütün  canlıların  temsilcisi rolünde olduğunu düşünmeden kabullenmiş gibi, bu hayal büyüklüğünce, Kâinatın ve Dünyanın varlığını anladılar ve kendilerinin Dünyanın üzerinde yaşadıklarını,  Dünyanın, boyutlarını bilmedikleri bir Kâinatın, olması gereken bİr köşesinde  olduğunu  kurgulamaları en güzel ve denk gelen  bilinç kaynağı olmuştur..

Düşünüle bilinen, uzun öğrenme zamanı şeridinin sonlarında, bilim  âlemi aydınlanmaya başlamış ve büyük, küçük bir çok bilinmeyenler ile tereddütlü olanlar aydınlığa kavuşmaya başlamıştır. Bunlardan en önemlisi de, uzağında  ve yakınında  bulunanlarla birlikte  Dünyamız ve  Kâinatımızdır.

Zamanın olgunlaştırdığı  akıl ve zihinlerdeki  görüş açısı değişikleri sonucu, gelişmelere paralel olarak düşünce ve konu başlıklarını kapsayan  felsefi, matematiksel, teknolojik   düşüncelerde önemli gelişmeler oluşu,  insanın çok değişik ve değişken olabilen üst değer özelliklerinin eseridir. 

    Kâinatın yaratılışında  ne Newton’un çekim teorisinde, ne Albert Einstein’in  durağan evren teorisinde  var olan seviyeye, kesin sonuç  olduğu gözüyle bakamayız.  Daha uzun bilimsel sürelerin, bu gün için kavranması güç denilebilecek  işlemleri ve neticeleri, zamanı geldiğinde  insanlığa sunacağı muhakkaktır.  Evrenin oluşumunun başlangıç anı ve oluşumunun öncesindeki ve sonrasındaki,( mesela birkaç mikro saniyelik ) sezilen anlaşılmazlıkları ( açık kalmış uçları)  Büyük patlama teorisi, hala kapatabilmiş değildir. Zaman, Bu konuyu da olması gereken  gerçeğine  getirecektir. Sonsuzluğu irdeleme, başlangıcın  çözümünde,  geleceğe daha çok yapım ve yükümlülük  bırakmaktadır.   

   Albert Einstein,  Newton’un  tamamlayıcı olarak seçtiği “Kozmik İtme” fikirlerinin, bir teori  yeterliğinde olmadığını, gözlem de dahil herhangi bir değer ifade etmediğini  belirtmişti.  Büyük patlamanın da ilgili bilimlere göre  ve düşünce akışı içindeki boşluklar açısından  yeterli değeri henüz ifade etmediğini  söyleyenler olabileceği, bu söylemlerin rehberliğinde  yeterli seviyeye ulaşılacağı kanaatindeyim.

           

             Önceleri, bazı bilim insanları, Kâinatınyaratılışından bu güne kadar değişmediğini ifade etmişlerdir.  Hep aynı olarak, var olan prensipleriyle ve oluşturulan geçerli sistemlereuygunluğu içindeEvrenin oluştuğu savunulmuştur. Zamanın ilerlemesivebilimin inkişafı, bu konuda da hakikati ortaya koymuştur ; Yapılan gözlemler ve daha gerçekçi uğraşılar sonucu, Kâinatın aralıksız genişlediği bilimsel olarak kesinlik kazanmıştır. Belçikalı bilim adamı Georges Lemaitre de çalışmalarıyla aynı sonuçları bulmuş ve böylece bu bilgilerin kesinliği üzerinde şüpheye yer kalmamıştır. 

Kimyacı Antoine  Lavoisier’in buluşu olan  maddenin sakınımı  kanununa göre  “kimyasal olaylarda, var olan hiç bir maddenin yok olmayacağı ve  hiçbir maddenin yoktan var olmayacağı “   açık bir ifade iken Büyük Patlamadan önce: Her şey sıfır, her yer tam boş, hiçbir madde, hiçbir enerji  yok>  değil miydi ?… Büyük Patlama Teorisinde; patlama anından itibaren olaya karıştığı  belirtilen maddeler, nasıl ve nereden meydana geldi ?

Bir misal verelim: Hiç bir maddenin  (Oksijen, hidrojen dahil) ve  enerjinin ve zamanın ve de beşeri aklın (bilginin) olmadığı ortamda bir miktar su lazım olsa, bulabilir miyiz?  Hayır. İmal edebilir miyiz ? Hayır.  Öyleyse  BÜYÜK PATLAMA’nın meydana gelişinin  İZAHI,  bildiğimiz  fizik, kimya, matematik ve diğer. bilimlerle mümkün olmamaktadır.  

Mümkün olması için :  Başka bir gücün bu yokları (maddeleri, zamanı, enerjiyi  gerekli araç ve gereçlerle birlikte) tam zamanında orada hazır edebilmesi gerekmez mi ?. Hem de hiç noksanı olmadan, hiç hatası olmadan, her birinin  fiziksel ve kimyasal değerleri  tam olarak.

 Her  yapım’ın, her işin, her teşebbüsün önce bir yapım sistemini, ne kadar kısım (Bölüm –ünite…) varsa  onların da  detay projeleri yapılması gerekeceği . Bu işin yapma kararına ve yapım’ın başlamasına,  yetki sahibi  olan Makamın yetki vermesi gerekir.

Büyük  Patlamada da  önce, her türlü  araç, gereçle ve iş programı ile birlikte bu planlar, projeler ve yetkiler mevcut kılınmıştır. Böylece murad edilen yerde, murad edilen zamanda  Kâinat inşa edilmiş, gelecek olan canlılara ve  cansızlara lazım olacak her şeyle birlikte hazır edilmiştir.   Yapımın bitişi işletmeye başlanması demektir.  Bu her şeyi an içinde hazır edenim kim ?   

KUR’AN-I KERİM’in ifadesiyle,   “Ahseni Takvim üzere = En güzel şekildeyaratılan  (Tin  sr. 4.cü  ayt)  biz  İNSANlar, eğer yapmaya mezun kılınmışsa,  yapmayı  başarırlar.

    İnsanlar, vücutları ile birlikte  beş duyu organıyla beraber ve orantılı olarak kendilerine verilen  akıl, zeka, hafıza, muhakeme gücü gibi üst değerleri kullanarak, yapmak istediğini yapabilmesi ve esas olarak hayatını idame ettirebilmesi, şahsı ve etrafı için rahat ve huzuru temin ve tesis edebilmesi için çok şeylere doğrudan mezun kılınmışlardır.

 

Büyük Patlama, canlı cansız her varlığın  yaratılışındaki HİKMET’ in gereği;  Lazım olan ve  lazım olacak olan maddi, manevi her türlü ihtiyacı,  temin ve tedarik eden ve yerinde, zamanında, ihtiyaç sahibine bir vesile ile,veren ancak, güç ve kudret sahibi ve her şeyin  fevkinde  olan  Yaratıcıdan başka ne? Kim? olabilir?  

YARATICI,  maddi ve manevi  herşey’i Yoktan var etmeye ve yönetmeye, Canlıların  hal ve hareketlerinin  kendi akıl, zeka, hafıza, gibi üst değer ölçüle- rine  uygun olan, hareketli, hareketsiz   her türlü   var ve yok oluş gücünün sahibi  ALLAH’ (C C)  elbette ki üst değeri olmayan cansızların  da kendi kanun ve kurallarına uygun her türlü hal ve hareketlerini sağlayan gücün sahibidir.       ( Bakara  Sr. Ayt:48 – ve Âli İmran Sr. Ayt:27 )                   

 Hiçbir şey boş yere ve boşluk olarak yaratılmamıştır, bu nedenle muhakkak, bildiğimiz  veya bilmediğimiz bir işe Kâinatın yaratılışında,  Patlama denen olayda lazım olacak Oksijen, Hidrojen, Helyum, - Karbon, Berilyum, Alüminyum – cıva vs. gaz, katı, sıvı maddeler ile görülen, görülmeyen  düzenekler ve her şey o anda yaratılmıştır.

Oluşum anında, enerji olarak, ısı, radyasyon,  manyetizma gibi  bu gün var olduğunu bildiğimiz ve bilmediğimiz  nice özellikler de var olmuştur.Büyük Patlama teorisi 90 yıllık mesnetsiz ve muallakta bir temellebugünkü olduğu hali mi, yoksa inandırıcı bir esasa bağlanarak gerçeğeuygun olacağı mı, soruları üzerinde durmak önemlidir.Büyük Patlama  teorisinin  bundan sonra da belki yıllarca, var olan şüphelerle devam edeceğine ve ne kadar uzak olsa da sonunda daha gerçekçi  bir neticeye varacağına inanıyorum.                                                                                                                        

Kâinatın yaratılışı,  KUR’ANI KERİM’in  ilgili ayetlerinde izah ediliştir.       Enbiya S.ayet: 30 < göklerle="" yer="" birbiri="" ile="" bitişik="" iken="" biz="" onları="" ayırdık="" ve="" her="" canlıyı="" sudan="" yarattık.=""> - (Araf suresi: ayet:54 -  Hud S. Ayet: 7 –     Nahl s. Ayet: 12,15,16 - Yunus S : ayet :3, 5, 6, 67 -  Hicr S. Ayet :85,86--   Secde S: ayet:4,5  -  Zümer S: ayet : 5, 6,  ve diğerleri)

 KURANIKERİM bütün Kâinat için, bütün insanlık alemi için verilmiştir. Âcizane dileğim, her müsait insanın, hangi dinden olursa olsun,   incil'iTevrat’ı – Kuran’ı Kerim’i hiç olmazsa birer defa okumalıdır.

 İslâm  bilginleri,1400 lü yılların sonuna kadar sıkı sıkı sarıldığı inancı ile birçok ilimlerde ve fende çok  ilerlemiş, fakat  bir atalete uğramakla, cevvaliyetini bırakmış , bundan doğan boşluğu, Batı doldurma gayretine girmiştir. Ne mutlu ki  Güneşin doğduğu yön değişmemiştir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 122
Kayıt tarihi
: 03.11.16
 
 

Eğitim:Üniversite Meslek: Mühendis İlgi alanı:Enerji ve Edebiyat ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster